14 Haziran 2019 Cuma

Şiir Türleri

Konu ve niteliklerine göre şiirler altı çeşittir:
  • Lirik
  • Epik
  • Pastoral
  • Didaktik
  • Satirik
  • Dramatik
Uyarı: Şiirleri her zaman bu kadar net ayırmak mümkün değildir. Kimi zaman bir şiirde hem didaktik hem satirik özellikler ya da başka bir şiirde hem epik hem lirik özellikler görülebilir.
Lirik Şiir
  • Duygu ve düşüncelerin coşkulu bir dille ifade edildiği şiirlerdir.
  • Eski Yunan edebiyatında şairler şiirlerini "lir" denilen bir sazla söyledikleri için bu tür şiirlere lirik denmiştir.
  • Aşk, ayrılık, özlem, ölümden duyulan üzüntü, sevinç, yalnızlık gibi duygular öne çıkar, bu tür şiirlerde.
  • Düşünceden çok duyguya, akıldan çok düş gücüne dayanır.
  • 16.yüzyıl divan şairi Fuzuli, Türk edebiyatının en büyük lirik şairidir.
Örnek
Ne zaman sen düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm
Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni
Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları
(İlhan Berk)
Epik Şiir
  • Epik, Yunancada destan anlamına gelen "epope" sözcüğünden gelmektedir. 
  • Yazının bulunuşundan önceki dönemlerde ulusların hayatında derin izler bırakan olayları dile getiren destanlar epik şiir sayılır. 
  • Epik şiirlerde yiğitlik, kahramanlık, savaş, temaları işlenir. Epik şiirlerin çoğu, okuyucuyu coşkulandırdığı için lirik özellikler de taşır.
  • Epik şiirin âşık edebiyatındaki karşılığı "koçaklama"dır. 
  • Köroğlu (16.yy) ile Dadaloğlu (19.yy) koçaklama türünün iki önemli ismidir.
  • Fazıl Hüsnü Dağlarca (ö.2008) şiirlerinde Milli Mücadeleye geniş yer vermiş ve "destan şairi" olarak tanınmıştır. Dağlarca'nın Üç Şehitler Destanı, Çanakkale Destanı, Çakırın Destanı, Yedi Memetler gibi birçok yapma destanı bulunmaktadır.
Örnekler
Tan yeri atmadan şafak sökende
Düşmanın üstüne hörelenmeli
Yerden kalkan alıp kılıç çekende
Yiğit on beş yerden yaralanmalı

... (Köroğlu)
Belimizde kılıcımız Kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir

... (Dadaloğlu)
Durduk, süngü takmış kâfir ayakta
Bizde süngü yok
Bir hayret kızıllığı akardı üstümüzden
Dehşetten daha çok
Durduk, süngü düşmanın pırıl pırıl,
Önümüze çıktı bir gündüz, bir gece
Korku değil haşa
Bir büyük düşünce

... (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
Pastoral Şiir
  • Kır ve doğal yaşamı, tabiat sevgisini, tabiata yönelik bir eğilimi konu edinen şiirlerdir.
  • Pastoral şiirlerin her türlü süsten, yapmacıktan, gösteriş ve söz oyunlarından uzak bir yapısı vardır.
  • Pastoral şiirin özellikle Batı edebiyatında bilinen iki çeşidi vardır: idil ve eglog
  • İdil, doğa manzaralarını ya da kır yaşamının güzelliğini doğrudan doğruya ozanın ağzından anlatan şiirlerdir.
  • Eglog ise birkaç çobanın aşk, doğa, kır yaşamı gibi konular üzerine karşılıklı konuşması şeklinde yazılır.
  • Pastoral şiirin ilk örneklerini veren şair MÖ III.yüzyılda yaşayan Yunan Theokritos'tur. Bu türün diğer önemli ismi ise Latin edebiyatından Vergilius (MÖ I.yüzyıl)’tur.
  • Abdülhak Hamit Tarhan'ın "Sahra" adlı eseri edebiyatımızda bu türün ilk örneği sayılır.
Örnek
Akşam...Yorgun sürüler tepelerden indiler,
Yine su içmek için bu asırlık yalaktan.
Önce derin bir hisle ansızın sevindiler,
Belli yorulmuş onlar bütün gün otlamaktan.

Şimdi hayal içinde adımlarını sayan
Bu hayvanlar hep birden sanki homurdanıyor.
O kıraç vadilerde bir menbaya susayan
Zavallılar bir akşam susuzluktan yandılar.

Ormanın kenarında her an ninni söyleyen
Bu ihtiyar yalak da işte nihayet susmuş.
Nasıl susmaz bütün gün kızgın güneş yiyen
Soluk dallarda bile ötmüyor küçük bir kuş.
... Emin Recep Gürel
Didaktik Şiir
  • Öğüt verme ya da bilgilendirme amacı güden şiirlerdir. 
  • Didaktik şiirlerde genellikle bilimsel, sanatsal, ahlaki, felsefi ya da dinî konular ele alınır.
  • Akla seslenen, öğreticilik yönü ağır basan bu tür şiirlerin duygu yönü zayıftır. Bu nedenle bu tür şiirlerde anlatım da genellikle kurudur.
  • Eski Yunan edebiyatında Hesiodos bu türün ilk örneklerini vermiştir. 
  • Manzum hikâyeler ve fabllar da bu gruba girer.
  • İlk İslami eserlerden Kutadgu Bilig, Atabetü'l Hakayık ve Divan-ı Hikmet didaktik şiir türüne örnek olarak verilebilir.
Örnekler
Dinle sana bir nasihat edeyim
Hatırdan, gönülden geçici olma
Yiğidin başına bir iş gelince
Anı yad ellere açıcı olma
... (Karacaoğlan)
Koşan elbet varır, düşen kalkar
Kara taştan su damla damla akar
Birikir, sonra bir gümüş göl olur
Arayan hakkı en sonunda bulur

... (Tevfik Fikret)
Güzel dil Türkçe bize
Başka dil gece bize
İstanbul konuşması
En saf, en ince bize

... Ziya Gökalp
Satirik Şiir
  • Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. 
  • Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle alaylı ifadelerle eleştirilir. 
  • Bu tür şiirler, kimi zaman didaktik özellik de gösterir. 
  • Bu tür şiirlere divan edebiyatında "hiciv", halk edebiyatında "taşlama" adı verilir.
  • Divan şiirinde Nefi (17.yy), aşık şiirinde Seyrani (19.yy) bu şiir türünün edebiyatımızdaki önemli isimleridir.
Örnekler
Gelmez artık şu dünyanın iyisi
Vezir olmuş has ahırın seyisi
İtin emmisidir kurdun dayısı
Sürüyü güdecek çoban kalmadı

... Seyrani
Telli sazdır bunun adı
Ne ayet bilir ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde

... Dertli
Pâymâl eyledinüz saltanatun ırzını hem
Yok yere oldı telef ol kadar âdem a köpek
Hiç hanlık satılur mı hey edebsüz hâin
Tutalum olmamış ol fitne muazzam a köpek

... Nefi
Dramatik Şiir
  • Olayları oluş halinde veren şiirlerdir. 
  • Başka bir ifade ile manzum tiyatro yapıtlarındaki şiirlerdir. 
  • Eski Yunan ve Latin edebiyatında tiyatro eserleri bu türde yazılmıştır.
  • En güzel örnekleri Yunan tragedyalarında verilmiştir.
  • Edebiyatımızda dramatik şiire fazla örnek yoktur. Abdülhak Hamit Tarhan (ö. 1937), Faruk Nafiz Çamlıbel (ö. 1973), Halit Fahri Ozansoy (ö.1971), Yusuf Ziya Ortaç (ö.1967) bu türde örnekler vermiştir.
  • Batı edebiyatında Shakespeare, Corneille ve Racine bu türün tanınmış isimleridir.
  • Aşağıya Halit Fahri Ozansoy'un aruz ölçüsüyle yazdığı "Baykuş" adlı oyunundan bir bölüm alınmıştır:
Ayşe:
Uyuyor hasta Mehmet'im bitap;
Uyuyor sanki bir soluk mehtap.
Kaplamış gölge gözkapaklarını;
Ruhu bekler bahar şafaklarını.
Sevgilim bul şifa ki ben güleyim.
Ben de bir hıçkırıklı, hasta ney’im!
Seni yad eyliyor bu son nale:
Uyu, alnında kollarım hale!”
Mehmet:
Bizi, bak, bekliyor gümüş bir taht!
Neden altın asam elimde değil?
Padişahım: önümde sen de eğil!
Tacım aylar kadar beyaz taşlı.
Ağlıyorsun. Niçin gözün yaşlı?
(Uyanır; bir müddet, dalgın, Ayşe’ye bakar; sonra tanır; kızın ellerini tutar; onu göğsünde sıkarak)
Ayşe, ruhum... sokul şu bağrıma sen!
Sana, Ayşe'm, ne düşkünüm bilsen!
Sanırım güller açtı son demde,
Seni sıktıkça hasta sinemde.
İlgili Sayfalar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.