Saf Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Saf Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumhuriyet Dönemi Saf Şiir Konu Testi 3

1. Aşağıdakilerden hangisi saf şiir anlayışı için söylenemez?
A) Şiirin asıl kaynağı akıl ve mantıktır.
B) Şiir sadece kendine hizmet etmelidir.
C) Şiir, yarar gözetmeyen bir uğraştır.
D) Estetik tavır ön plandadır.
E) Şiir, soylu bir sanat olarak kabul edilir.

Öz şiir anlayışının önde gelen isimlerden biridir. İlk dönem şiirlerinde modern insanın huzursuzluğunu konu edinen şair, daha sonra dinî ve mistik konulara yönelmiştir.
2. Aşağıdakilerden hangisi parçada sözü edilen sanatçıya ait değildir?
A) Örümcek Ağı
B) Ben ve Ötesi
C) Düşten Güzel
D) Sonsuzluk Kervanı
E) Çile

Ahmet Hamdi Tanpınar Konu Testi

Yaşadığı günlerde çoğu aydının gözünde "—" şairi olmaktan pek de öteye geçemeyen Ahmet Hamdi Tanpınar; şiir, hikâye, roman, deneme, edebî tenkit ve edebiyat tarihi alanında eserler kaleme alan ve yaşadığı devrin sosyal meselelerine çağdaşlarının çoğundan farklı bir gözle bakan bir düşünce adamıdır.
1. Parçada bırakılan boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Bursa'da Zaman
B) Vatan
C) Gurbet
D) Fahriye Abla
E) Kaldırımlar

Cumhuriyet Dönemi Saf Şiir Konu Testi 2

(I) Şiir, her türlü ideolojik söylem ve sosyal kaygıdan uzaktır. (II) Şiir, her şeyiyle kendine hizmet eden bir sanatsal üretimdir. (III) Toplumun yapısını şekillendirmeye yönelik bir söylem geliştirmek, şiirin kendi yapısına zıt bir tavırdır. (IV) Sanat, yarar gözetmeyen bir uğraştır. (V) Bu nedenle şiirde dil ve söyleyiş güzelliği ikinci planda olmalıdır.
1. Parçadaki numaralanmış yerlerin hangisi "Saf Şiir" için bir bilgi yanlışlığına neden olmuştur?
A) I    B) II   C) III    D) IV    E) V

Cumhuriyet sonrası Türk şiiri, üç ana kulvardan gelişimini sürdürmüştür. —, —, — gibi şairlerin önemli rol oynadığı "Saf Şiir" anlayışını sürdüren isimler, ikinci kulvar, Nazım Hikmet’in öncülüğünde gelişimini sürdüren "Toplumcu Gerçekçi" şairler, üçüncü kulvarda ise — ve arkadaşlarının etkisini taşıyan Garip hareketinin açmış olduğu yolda varlığını sürdüren şairler bulunmaktadır.
2. Aşağıdakilerden hangisi yukarıda bırakılan boşluklardan birine getirilemez?
A) Asaf Halet Çelebi
B) Necip Fazıl Kısakürek
C) Ahmet Hamdi Tanpınar
D) Orhan Veli Kanık
E) Ercüment Behzat Lav

Şiirin yanı sıra çok sayıda öykü de kaleme almış olmasına rağmen daha çok şiirleriyle öne çıkmıştır. Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan sanatçı, şiirde biçim ve güzelliğe önem vermiştir. Bir şiiri şiir yapan en önemli unsurun biçim olduğu fikrini savunmuş bu nedenle de şiirlerini açık ve sade bir üsluba yazmıştır. Hem yaşama sevincini hem de karamsarlığı yansıttığı şiirlerinde “yalnızlık ve ölüm” temalarını ağırlıklı olarak işlemiştir.
3. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ahmet Hamdi Tanpınar
B) Cahit Sıtkı Tarancı
C) Kemalettin Kamu
D) Ahmet Muhip Dıranas
E) Faruk Nafiz Çamlıbel

4. Aşağıda verilen eserlerden hangisi farklı bir şaire aittir?
A) Havaya Çizilen Dünya
B) Çocuk ve Allah
C) Sebil ve Güvercinler
D) Üç Şehitler Destanı
E) Yedi Memetler

Edebiyatımızda büyük sosyal olayların gür bir sesi değil; gündelik yaşamdaki küçük mutlulukların kendine özgü sesi olarak kabul edilir. Nitekim ev ve aile ilişkileri bakımından Tevfik Fikret’i, özellikle ilk dönem şiirlerindeki karamsarlık ve ölüme sığınma bakımından Necip Fazıl’ı hatırlatsa da adı geçen iki isimden farklı ve kendine özgü bir şiiri vardır. Sanatçı, özellikle Yedi Meşale grubuna dâhil olduktan sonra Yaşar Nabi, Sabri Esat gibi isimlerle bir arada bulunma ve dönemin edebiyat aktüalitesi içinde yer alma imkânı kazanmıştır.
5. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kenan Hulusi Koray
B) Vasfi Mahir Kocatürk
C) Ziya Osman Saba
D) Ahmet Muhip Dıranas
E) Ahmet Hamdi Tanpınar

6. Aşağıdakilerin hangisi saf (öz) şiir anlayışı için söylenemez?
A) Söz sanatları ve imge gereksiz görülmüştür.
B) İçe dönük, bireysel bir tavır görülür.
C) Düz yazıdan farklı, müzikal bir dil hedeflenir.
D) Bu şairler için önemli olan iyi ve güzel şiir yazmaktır.
E) Etkilenen edebî akım sembolizmdir.

(I) Ahmet Haşim, (II) Yahya Kemal, (III) Ahmet Hamdi Tanpınar, (IV) Necip Fazıl Kısakürek ve (V) İlhami Bekir Tez şiir anlayışlarında somuttan çok soyuta ve içe, akıldan çok da sezgiye önem vermiştir.
7. Numaralanmış yerlerden hangisi bilgi yanlışlığına neden olmuştur?
A) I   B) II   C) III   D) IV   E) V

Hece vezniyle daha çok günlük yaşamla ilgili ayrıntıları dile getiren şiirler kaleme almıştır. Ferdiyetçi bir anlayışla, bireyin yeryüzüne bir mekân duygusu içinde sığınışını onun şiirlerinde görmek mümkündür. Eşyayı ve hayatı, onları çerçeveleyen mekânları, dışavurumcu bir anlatımla canlandıran şiirler yazmıştır. Onda mekânın içinde nefes alan eşyalar, Şaire dünyadaki varlığını, aidiyetini hissettirir.
8. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sabri Esat Siyavuşgil
B) Ziya Osman Saba
C) Ahmet Hamdi Tanpınar
D) Behçet Necatigil
E) Cahit Sıtkı Tarancı

Şiirlerini modern ve mistik temellerle oluşturan şair, toplumsal sorunlardan olabildiğince uzaklaşır ve insanın bireysel varoluşunu sorgulayarak iç benliğine yönelir. Böylece sanatçı, hayatın kabalaşan ve sömürücü yönlerini şiirin içine sıkıştırır. Şaire göre insanın yaşam içinde oturduğu yer, bir trajedinin oynandığı sahnedir. Bu trajik sahnenin başoyuncuları ise hayat ve ölümdür. Şaire göre hayat, insana emanet edilmiş kutsal bir süreç ve insanı kaçınılmaz olana taşıyan tek gerçektir.
9. Aşağıdaki eserlerden hangisi parçada sözü edilen sanatçıya ait değildir?
A) Örümcek Ağı
B) Kaldırımlar
C) Ben ve Ötesi
D) Sonsuzluk Kervanı
E) Ömrümde Sükût

— bir akşamüstü daldığı hatıralar ormanından çıkardığı çocukluk, ilk gençlik, orta yaş ve yaşlılık ile ilgili anılarını derin metaforlarla okuyucuya sunmasıyla şekillenen —, adeta anılarla örülü bir serüvenin şiirleştirilmiş hâlidir.
10. Parçadaki boşluklara aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
A) Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, Bursa'da Zaman
B) Necip Fazıl Kısakürek'in, Kaldırımlar
C) Cahit Sıtkı Tarancı'nın, Otuz Beş Yaş
D) Ahmet Muhip Dıranas'ın, Olvido
E) Asaf Halet Çelebi'nin, Sidharta

1940'lardan itibaren şiirlerini tasavvufa, bilinçaltına ve doğu mistisizmine yaslayan şairin şiirlerinde farklı din ve kültürlerin izleri görülür. O da saf şiir anlayışını benimseyen şairler gibi anlamı göreceli bulmuştur. Ona göre şiirde anlam, yazanın ve okuyanın ruh anlarının buluşmasına göre var olur. Geniş anlamlar içeren anlaşılması zor bir şiir anlayışına sahiptir. Doğu medeniyetlerine ait temaları Batılı biçimlerle sunmuştur.
11. Parçada sözü edilen şair aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
A) Cahit Sıtkı Tarancı
B) Necip Fazıl Kısakürek
C) Sabri Esat Siyavuşgil
D) Asaf Halet Çelebi
E) Ahmet Hamdi Tanpınar

Türk edebiyatı içerisinde Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’in, Fransız edebiyatında ise Mallarme, Baudelaire, Nerval, Verlaine ve Valery’nin etkisinde kalmıştır. Şiiri, imajların bolluğu, anlamın kapalılığı ve dilin kullanılma yöntemiyle özüne ulaşılması zor bir şiirdir. Poetikasını rüya, zaman ve musikiden oluşan üç temel unsur üzerine inşa ettiği görülür. Sanatı konusunda titiz davranan şair, az şiir yazmış; şiirlerini ölümünden kısa bir süre önce kitap haline getirebilmiştir.
12. Parçada sözü edilen şair aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
A) Fazıl Hüsnü Dağlarca
B) Ahmet Muhip Dıranas
C) Sabri Esat Siyavuşgil
D) Ahmet Hamdi Tanpınar
E) Behçet Necatigil

13. Aşağıdaki Cumhuriyet Dönemi şairlerinden hangisi saf (öz) şiir anlayışı içinde gösterilmez?
A) Behçet Necatigil
B) Ziya Osman Saba
C) Fazıl Hüsnü Dağlarca
D) Asaf Halet Çelebi
E) Oktay Rıfat

Milli edebiyat anlayışından saf şiire, saf şiirden toplumcu şiire uzanan geniş bir yelpazede eser vermiştir. "Türkçem Benim Ses Bayrağım" dizesi ile ünlüdür. "Destan Şairi" olarak da bilinir. Şiirleri devamlı gelişme ve değişim gösterir. Şiirlerinde, Millî Mücadele geniş bir yer tutar. Şiirlerindeki tema ve biçim çeşitliliği dikkat çeker. Hece ölçüsüyle başlayıp serbest ölçüyle devam etmiştir.
14. Parçada sözü edilen şair aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
A) Yaşar Nabi Nayır
B) Ziya Osman Saba
C) Sabri Esat Siyavuşgil
D) Fazıl Hüsnü Dağlarca
E) Behçet Necatigil

I. Eserlerinde sık sık "ölüme karşı yaşanılan hayatın güzelliği" fikrini işler.
II. Şiir, deneme, hikaye, roman gibi edebiyatın birçok dalında eser vermiştir.
III. Sanatı konusunda titiz davranan şair, şiirlerini ölümünden kısa bir süre önce kitap haline getirebilmiştir.
IV. Ona göre şiir, mutlak hakikati -yani Allah'ı- arama işidir.
V. Ziya Osman'a yazdığı mektuplar ölümünden sonra Ziya'ya Mektuplar adıyla kitaplaşmıştır.
15. Numaralanmış yerlerdeki bilgilerden hangi ikisi Cahit Sıtkı Tarancı için doğrudur?
A) I ve II   B) I ve V   C) II ve IV   D) III ve V    E) III ve IV

👉 👉 Bu testi pdf olarak indirebilirsiniz.

İlgi Sayfalar




Cevaplar

1.E  2.E  3.B  4.C  5.C  6.A  7.E  8.A  9.E  10.D  11.D  12.D  13.E  14.D  15.B

Yedi Meşaleciler Konu Testi

1. Aşağıdakilerden hangisi Yedi Meşaleciler için yanlış bir bilgi içermektedir?
A) Cumhuriyet döneminin ilk edebî topluluğudur.
B) "Sanat sanat içindir." anlayışıyla yola çıkan topluluk sanat gayesi olarak "daima yenilik" ilkesini benimser.
C) Topluluğun özellikle hecenin beş şairine tepki olarak ortaya çıktıkları görüşü yaygındır.
D) Altı şair ile bir hikayeciden oluşan grup söz sanatları ve imgeyi gereksiz görmüştür.
E) Topluluğun şair olarak ünlenen ve bunu devam ettirebilen tek ismi Ziya Osman Saba'dır.

Modern Türk şiirinde hüzünlü söyleyişi, ince ve kırılgan dünya görüşü, karamsar bakışı, ölüm ve ahiret arzusu, mutasavvıf duruşu, eve sığınışı, ev ve aileden kaynaklanan küçük mutlulukları dile getirişiyle kendine özgü bir şairdir. Meşale dergisinin kapanmasından sonra, başta Varlık olmak üzere, birçok dergide yayımlanan şiir ve hikâyeleriyle edebiyatımızda kalıcı bir yer edinmeyi başarmıştır.
2. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Behçet Necatigil
B) Ziya Osman Saba
C) Kenan Hulusi Koray
D) Muammer Lütfi Bahşi
E) Cevdet Kudret

Hece vezniyle daha çok günlük yaşamla ilgili ayrıntıları dile getiren şiirler kaleme almıştır. Şiirlerinde eşyayı, hayatı ve onları çerçeveleyen mekânları, dışavurumcu bir anlatımla canlandıran şairin tek şiir kitabı "Sofalar ve Odalar"dır. 1936’dan sonra şiir yazmayı bırakan sanatçı bilimsel çalışmalara ağırlık vermiştir.
3. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Vasfi Mahir Kocatürk
B) Yaşar Nabi Nayır
C) Cevdet Kudret
D) Sabri Esat Siyavuşgil
E) Ziya Osman Saba

Türk edebiyatında genellikle araştırmacı, eleştirmen, edebiyat tarihçisi ve denemeci yönleriyle bilinir. Adını ilk kez Yedi Meşaleciler arasında duyuran sanatçı; şiir, roman, öykü ve tiyatro türlerinde de eserler vermiştir. Roman ve öykülerinde realist bir anlayış yansıtan sanatçı, çeşitli dergilerde ve farklı tarihlerde yayımladığı öykülerini "Sokak" adı altında bir araya getirdi.
4. Parçada bahsedilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Cevdet Kudret
B) Ziya Osman Saba
C) Yaşar Nabi Nayır
D) Faruk Nafiz Çamlıbel
E) Mehmet Fuat Köprülü

(I) Cumhuriyet döneminin beyannâme ile ortaya çıkan ilk edebî topluluğu olan Yedi Meşaleciler (II) ilk önce Servet-i Fünûn dergisi etrafında bir araya gelir. (III) 1928 yılında çıkardıkları Yedi Meşale adlı kitap ile tanınan topluluk altı şair, bir hikâyeciden oluşmaktadır. (IV) Kitabın yayımlanmasından birkaç ay sonra Meşale adıyla bir de dergi çıkarmaya başlarlar. (V) Türk edebiyatının en uzun ömürlü dergilerinden biri olan Meşale'nin yayın hayatı 1977'de son bulur.
5. Parçadaki numaralanmış bölümlerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) I      B) II      C) III      D) IV       E) V

Adlarını ilk kez Yedi Meşale ile duyuran bu iki sanatçı, birçok türde eser verseler de daha çok edebiyat tarihçisi olarak tanındılar.
6. Parçada sözü edilen iki sanatçı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
A) Vasfi Mahir Kocatürk - Muammer Lütfi Bahşi
B) Yaşar Nabi Nayır - Ziya Osman Saba
C) Cevdet Kudret - Vasfi Mahir Kocatürk
D) Muammer Lütfi Bahşi - Ziya Osman Saba
E) Cevdet Kudret - Yaşar Nabi Nayır

7. Aşağıdakilerden hangisi Yedi Meşale'nin üyelerinden biri değildir?
A) Muammer Lütfi Bahşi
B) Yusuf Ziya Ortaç
C) Vasfi Mahir Kocatürk
D) Kenan Hulusi Koray
E) Sabri Esat Siyavuşgil

Yaşar Nabi Nayır'ın 1933’te çıkarmaya başladığı edebiyat, sanat ve fikir dergisidir. Derginin yayımını ölümüne kadar sürdüren sanatçı 1946'da aynı isimle bir de yayınevi kurmuştur.
8. Parçada sözü edilen dergi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Akbaba    B) Aydede     C) Varlık      D) Dergah      E) Ağaç

9. Aşağıdaki eserlerden hangisi farklı bir sanatçıya aittir?
A) Nefes Almak
B) Sebil ve Güvercinler
C) Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi
D) Geçen Zaman
E) Birinci Defter

Yedi Meşaleciler topluluğunun hikayeci olarak anılan tek yazarıdır. Askerlik görevi sırasında, henüz 37 yaşındayken ölen sanatçının, sayısı 175 bulan kısa hikayesi gazete ve dergi sayfalarında kalmıştır.
10. Aşağıdakilerden hangisi parçada sözü edilen yazara aittir?
A) Süleyman'ın Dünyası
B) Osmanoflar
C) Adem ile Havva
D) Değişen İstanbul
E) Yıldız Yağmuru

İki şairin Galatasaray Lisesinde başlayan dostlukları ölümlerine dek sürmüştür. Hayatın getirdiği askerlik, yurt dışında eğitim vb. gibi birtakım durumlara bağlı olarak ayrı kaldıkları dönemlerde bile birbirlerinden kopmamışlar, düzenli olarak mektuplaşmışlardır. Mektupların ana konusu ise daha çok şiir olmuştur. Bu mektupların bir kısmı 1957'de Ziya'ya Mektuplar" adıyla basılacaktır.
11. Parçada sözü edilen şairler hangi şıkta doğru verilmiştir?
A) Yaşar Nabi Nayır - Yusuf Ziya Ortaç
B) Ziya Gökalp - Cevdet Kudret
C) Ziya Osman Saba - Cahit Sıtkı Tarancı
D) Vasfi Mahir Kocatürk - Halit Ziya Uşaklıgil
E) Safveti Ziya - Muammer Lütfi Bahşi

Şair, oyun yazarı, edebiyat tarihçisi ve çevirmen olan sanatçı, 1907’de Gümüşhane’de doğmuş, 1961’de Ankara’da ölmüştür. Sanatçının Büyük Türk Edebiyatı Tarihi adlı kitabı edebiyat tarihçiliğinin önemli çalışmalarından biridir. Kırktan fazla kitabın yazarı olan sanatçı adını ilk kez Yedi Meşaleciler grubunun bir üyesi olarak duyurmuştur.
12. Aşağıdakilerden hangisi parçada sözü edilen sanatçıya ait değildir?
A) Tunç Sesleri 
B) Geçmiş Geceler 
C) Bizim Türküler 
D) Ergenekon 
E) Onar Mısra



İlgili Sayfa


Cevaplar 

1.D  2.B  3.D  4.A  5.E  6.C  7.B  8.C  9.E  10.B  11.C  12.E

Asaf Halet Çelebi (1907-1958)

Asaf Halet Çelebi
  • Cumhuriyet devri şair ve yazarı.
  • 1907’de İstanbul’da doğdu.
  • Galatasaray Lisesinde okudu.
  • Çocukluğunda, babasından Arapça ve Farsça, Galatasaray Lisesinde Fransızca, memuriyeti sırasında da Hintçe ve Sanskritçe öğrendi.
  • Uzun süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Kitaplığında kütüphane memurluğu yaptı.
  • 15 Ekim 1958’de öldü. 

  • Sanat Anlayışı
  • "Kültür Şairi" ya da "Bobstil Şair" olarak anılır.
  • Hem "Saf Şiir" hem de şiirlerinde ele aldığı temalar nedeniyle "1960 Sonrası Mistik Duyarlılık Şiiri" içinde gösterilir.
  • İlk şiirleri klasik divan şiiri tarzındadır.
  • 1939'dan itibaren devrin şiir okuyucusu tarafından yadırganan şiirleriyle dikkat çeker.
  • Geniş anlamlar içeren anlaşılması zor bir şiir anlayışına sahiptir.
  • Şiirlerinde farklı din ve kültürlerin izleri görülür. 
  • Tasavvuf, Hint mistisizmi ve Budist felsefeyi de içeren geniş bir kültüre sahiptir.
  • Doğu medeniyetlerine ait temaları, Batılı biçimlerle sundu (modern gelenekçi).
  • Şiirlerine geçmişe dönük, mistik ve masalımsı bir hava hakimdir.
  • Şiirleri, anlamı herkes tarafından bilinmeyen farklı dillere ait sözcük ve sözcük grupları içerir.
  • Serbest tarzda ölçüsüz, kafiyesiz ve edebi sanatlardan mümkün olduğunca arındırılmış şiirler yazdı.
  • "Benim Gözümle Şiir Davası" başlıklı yazılarıyla şiir anlayışını (poetikasını) ortaya koydu. Yazılarında okuyucunun şiirinde kapalı bulacağına inandığı hususları açıkladı.
  • Makaleleri Ağaç, Büyük Doğu, İstanbul ve Türk Yurdu gibi bazı dergilerde yayımlandı.
  • Kitap halinde yayımlanan eserlerinin sayısı şiir kitaplarıyla birlikte on beşi bulmaktadır. 

  • Eserleri
  • Şiir Kitapları: He, Lâmelif, Om Mani Padme Hum
Şiirlerinden...
He 
vurma kazmayı
                   ferhâaad
 
he'nin iki gözü iki çeşme
                        âaahhh
 
dağın içinde ne var ki
güm güm öter
ya senin içinde ne var
                    ferhâaad
 
ejderha bakışlı he'nin
iki gözü iki çeşme
ve ayaklar altında yamyassı
 
kasrında şirin de böyle ağlıyor
                              ferhâaad
İbrahim 
ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrahim
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp da kıran kim
(buhtunnasır: Babil Kralı) 
İnsanlar

yeryüzünde olmuşlar 
kafaları kafama benziyor
elleri ayakları var
                    benim de var

su istiyorum
             su veriyorlar
meramımı anlıyorlar
             ağzımın kımıldanışından
dokununca gövdelerine
             kaçmıyorlar

soruyorum kim olduklarını
insanız
         diyorlar
İlgili Sayfalar 
Yararlanılan Kaynaklar
  • Asaf Halet Çelebi'nin Şiirinde Geleneğin İzleri, Mustafa Aydemir
  • Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi, Memet Fuat
  • TDV İslam Ansiklopedisi Asaf Halet Çelebi Maddesi, Abdullah Uçman

Fazıl Hüsnü Dağlarca (1914-2008)

Fazıl Hüsnü Dağlarca
  • Cumhuriyet dönemi şairi. 
  • 1914 İstanbul doğumludur.
  • Kuleli Askerî Lisesinin ardından Kara Harp Okulundan mezun oldu (1935).
  • İlk şiirleri 1930’lu yıllarda Varlık dergisinde yayımlandı. 
  • İlk şiir kitabı "Havaya Çizilen Dünya"dır.
  • 1940'da yayımlanan "Çocuk ve Allah" kitabı ile daha geniş bir çevre tarafından tanındı.
  • 1950’de askerlikten ayrıldı.
  • Önce Basın Yayın ve Turizm Müdürlüğünde çalıştı, ardından iş müfettişi olarak Çalışma Bakanlığına girdi ve buradan emekli oldu (1959).
  • Kitap Kitabevini kurarak ve yayınlarını yönetti. 
  • 15 Ekim 2008’de İstanbul’da öldü.
Sanat Anlayışı
  • "Türkçem Benim Ses Bayrağım" dizesi ile ünlüdür.
  • "Destan Şairi" olarak bilinir. Üç Şehitler Destanı, Çakırın Destanı, Çanakkale Destanı gibi birçok yapma destan kaleme almıştır.
  • Şiirleri devamlı gelişme ve değişim gösterir. 
  • Şiirlerinde, Millî Mücadele geniş bir yer tutar.
  • Şiirlerindeki tema ve biçim çeşitliliği dikkat çeker. 
  • Hece ölçüsüyle başlayıp serbest ölçüyle devam etmiştir.
  • Bireyselden toplumsala, millî duygulardan evrensel sorunlara kadar birçok konuda şiirler söylemiştir.
  • Milli edebiyat anlayışından saf şiire, saf şiirden toplumcu şiire uzanan geniş bir yelpazede eser vermiştir.
  • Hayatı boyunca birçok ödül alan Dağlarca'nın kitaplarının bir kısmı çeşitli dillere çevrilmiştir. 
  • Türk edebiyatının en verimli şairlerinden biri olan Dağlarca'nın şiir kitaplarının sayısı çocuk kitaplarıyla yüzü bulur.
Eserleri
Şiir Kitaplarından Öne Çıkanlar: Havaya Çizilen Dünya, Çocuk ve Allah, Daha, Çakırın Destanı, Taş Devri, Üç Şehitler Destanı, Toprak Ana, Samsun’dan Ankara’ya, İstanbul Fetih Destanı, Anıtkabir, Âsu, Batı Acısı, Cezayir Türküsü, Türk Olmak, Yedi Memetler, Çanakkale Destanı, Malazgirt Ululaması, Kınalı Kuzu Ağıdı, Yunus Emre’de Olmak, Şeyh Galib’e Çiçekler, Türkçem Benim Ses Bayrağım, Yurdana-Nene Hatun Görüntüsü, İçimdeki Şiir Hayvanı, Arkası Siz, Genç.
  • Çocuk Şiirleri: Açıl Susam Açıl, Dört Kanatlı Kuş, Yeryüzü Çocukları, Yaramaz Sözcükler, Şeker Yiyen Resimler, Kaçan Ayılar Ülkesinde, Oyun Okulu, Cin ile Cincik.
Şiirlerinden...
Kızılırmak Kıyıları  
Kardaş, senin dediklerin yok,
Halay çekilen toprak bu toprak değil.
Çık hele Anadolu'ya,
Kamyonlarla gel, kağnılarla gel gayrı,
O kadar uzak değil.
Çamı bitmiş, kavağı azalmış,
Gamla örtülü bayırlar, çıplak değil.
Yedi ay kıştan sonra
Yeşeren senin yaşamandır,
Yaprak değil.
Yersin, içersin sofrasından üç yüz senedir.
Kuvvetlisin ama kuvvet hak değil.
Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan,
Mevsimler soğumuş, sular azalmış,
Buğday, Selçuklulardan kalan başak değil.
Parça parça yarılmış öküz ardında,
Parmağı üç pare tırnağı ak değil.
Utanır elin ayağın,
Korkarsın yakından görsen
Eli el değil, ayağı ayak değil.
Gün doğar, tarla kuşları uçuşurlar,
Ağır bir aydınlık, bildiğin şafak değil,
Öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna,
Uyandırmazsan
Uyanacak değil.
Dertle, sefaletle yüklü,
Siyah leşlerle kararmış, berrak değil.
Vakte şehadet edercesine yükselmiş,
Akşam pırıltısından, büyük zaferler üzerine,
Dağlar dalgalanmakta, bayrak değil.
Bu Eller miydi?
Bu eller miydi masallar arasından
Rüyalara uzattığım bu eller miydi
Arzu dolu, yaşamak dolu,
Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan
Bilyaların aydınlık dünyacıkları
Bu eller miydi hayatı o dünyaların
Altın bir oyun gibi eserdi
Altın tüylerinden mevsimin rüzgârı

Topraktan evler yapan bu eller miydi
Ki şimdi değmekte toprak olan evlere
El işi vazifelerin önünde
Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi.

Kaybolmuş, o çizgilerden
Falcının saadet dedikleri
O köylü çakısının kestiği yer
Söğüt dallarından düdük yaparken… 
Bu eller miydi kesen mavi serçeyi
Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık
Yorganın altına saklanarak
Bu eller miydi sevmeyen geceyi
Ayrılmış sevgili oyuncaklardan
Kırmış küçük şişelerini
Ve her şeyden ve her şeyden sonra
Bu eller miydi Allah'a açılan!
İlgili Sayfalar
👉 Saf Şiir Çalışma Kağıdı
Yararlanılan Kaynak
  • TDV İslam Ansiklopedisi Fazıl Hüsnü Dağlarca Maddesi, Alim Kahraman
  • Fazıl Hüsnü Dağlaraca'nın Epik Şiirlerinde Milli Mücadele, Selma Baş

Behçet Necatigil (1916 - 1979)

Behçet Necatigil
  • Şair, yazar, öğretmen.
  • 1916’da İstanbul Fatih'te doğdu.
  • Asıl adı Mehmet Behçet’tir.
  • Babası, Sarıyer ve Beyoğlu müftülükleri de yapmış olan Müderris Mehmet Necati Efendi’dir. Necatigil, annesi Fatma Bedriye Hanım'ı henüz iki yaşında iken kaybetti.
  • 1936’da İstanbul Kabataş Lisesini bitirdi. 1940’ta İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. 
  • İlk şiirlerinde Behçet Necati adını kullanan şair, "Gönül" olan soyadını "Necatigil" olarak değiştirmiştir.
  • Edebiyat öğretmeni olarak bulunduğu Kars ve Zonguldak’tan sonra 1945'te Kabataş Lisesinde göreve başladı. 
  • Buradaki öğretmenliği sırasında Edebiyat Fakültesinde Alman Filolojisi okudu.
  • 1960-72 yılları arasında İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsünde çalışan Necatigil, buradan emekli oldu.
  • Kanser teşhisiyle kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesinde 13 Aralık 1979'da öldü.
Edebi Kişiliği
  • "Evler Şairi" olarak bilinir.
  • Hiçbir edebî gruba katılmamıştır.
  • "Saf Şiir" anlayışını sürdüren şairler arasında da gösterilir.
  • Şiirlerini hem hece hem de serbest ölçüyle yazmıştır.
  • Şiirin ideolojiden uzak tutulması gerektiğini savunur.
  • Divan, halk ve tasavvuf şiirinden kendine özgü biçimde yararlanmış, şiirde geleneğe önem vermiştir.
  • İlk dönem şiirlerinde daha açık ve daha kolay anlaşılır bir dil kullandı.
  • 1955'ten sonra yazdığı şiirler anlam bakımından daha kapalıdır.
  • Şiirlerinde genelde ev, aile, çevre, aşk, ölüm, çocukluk özlemi, yalnızlık, yaşlılık ve kentleşmenin ortaya çıkardığı problemleri işlemiştir.
  • Şiirlerine karamsarlık, hüzün ve acı hâkimdir.
  • Evin Halleri ve Sevgilerde şiirleri ile ünlüdür.
  • Şiir dışında inceleme, çeviri, radyo oyunu alanlarında da eserleri vardır.
Tüm Eserleri
  • Şiir Kitapları: Kapalı Çarşı, Çevre, Evler, Eski Toprak, Arada, Dar Çağ, Yaz Dönemi, Divançe, İki Başına Yürümek, En/Cam, Zebra, Kareler Aklar, Sevgilerde, Beyler, Söyleriz
  • İnceleme: Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü, Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü
  • Radyo Oyunları: Yıldızlara Bakmak, Gece Aşevi, Üç Turunçlar, Pencere, Evliya Çelebi
Şiirlerinden... 
Saklı Su 
Ürperen yaralara çıplak
Havaların değmesi
Acır.
Korkunuz nerdeyse
Bir şey söylenecek, bir şey sorulacaktır.

Sekiz sokak önceden sezmeniz
Adımlar yöneldi,
Bir daralış gönlünüzde
Ortalık karardı.

Anla sıkıntımı geç git dost,
Nedendir sorma.
Gür bitkiler altında bir benim için akar
Alıngan, onurlu
İstemez görsünler saklı su.
Dönme Dolap

Nerden niçin mi geldim
Bilmeden bir şey diyemem, ya siz?
Hem hiç önemli değil
Geldim, yer açtılar, oturdum
Girip çıkanlar vardı
Zaten ben geldiğimde
 
Başka şeyler vardı, ekmek gibi, su gibi
Gülüşler öpüşler ne bileyim hepsi
Doğrusu anlamadım bir düğün dernek mi
Sonra da kimileri düşünceli, durgundu
Gidenler neye gitti doğrusu anlamadım
Zaten ben geldiğimde
Bir lunapark mı, bir konser bir gösteri
Bilmem pek anlamadım önüm kalabalıktı
Sıkıştığım yerde vakit çabuk geçti
Bak dediler baktım, pek bir şey göremedim
Hem her karanlıktı
Zaten ben geldiğimde
 
Benim tek düşüncem büzüldüğüm köşede
Nasıl çekip gideceğim kalk git dediklerinde
Çünkü çıkmak sıkışık sıralardan mesele
Kalkacaklar yol vermeye bakacaklar ardımdan
Az mı söylendilerdi şuracığa ilişirken
Zaten ben geldiğimde
Aile

Sağ çıkıp günlük savaştan,
Evin yolunu tutmuşum.
Yemek yedik, çocuklarım uyudu.
İniyor üstüme yavaştan
Allah'ın beyaz bulutu,
Kederlerimi unutmuşum.
Hayatta olduğuma
Seviniyorum şimdi: Kavuştum çoluk çocuğuma,
Koltuğuma uzandım, rahatım.
Kahvem içime sindi,
Başladı gecelik saltanatım
Kabul Günü

Biliyorum saadet
Bana dünyada gelmez,
Ölümü bekliyorum

Lades

Uzayacağa benzer
Tutuştuğumuz lâdes.
İşi gücü bırakıp
Mezarlığa nâzır
Bir eve taşındım.
Ölüm, sen beni aldatamazsın,
Aklımda!
Çıkmış Soru
Garip çizgisinde başladığı şiir serüvenine; halk edebiyatı, divan ve Batı şiirinin özelliklerini ekleyerek sürekli değişimi, şiir için bir çıkış yolu olarak seçmiştir. Gurbet, hasret ve hikmet burçlarını keşfeden ve Evler isimli bir eseri de bulunan sanatçıya “evlerin öyküsünü yazan şair” de diyebiliriz. Ona göre ev, süreklilik arz eden kalıcı değerleri simgeler. Bile/Yazdı ve Eski Toprak kitaplarındaki şiirlerinde eskiyle yeni, biçimle izlek arasındaki uyum kendisini somut bir biçimde belli eder. Onun şiirlerinde kelimeyi aşan fakat şiir cümlesi içinde kalan kendine özgü alışılmamış bağdaştırmalar vardır. Şair, kendisine özgü bir çağrışım ağını oluşturacak özel bir dil kullanmakta ısrarcıdır.
Bu parçada kendisinden söz edilen şair aşağıdakilerden hangisidir? (2015)
A) Attila İlhan
B) Behçet Necatigil
C) Orhan Veli Kanık
D) Edip Cansever
E) Melih Cevdet Anday
İlgili Sayfalar
Yararlanılan Kaynaklar
  • TDV İslam Ansiklopedisi, Behçet Necatigil Maddesi, Ferman Karaçam
  • Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi, Mehmet Fuat

Cumhuriyet Dönemi Saf Şiir Konu Testi 1

1. Aşağıdakilerden hangisi saf şiir için doğru değildir
A) Estetik tavır ön plandadır.
B) Şairler imge ve çağrışımlardan yararlanır.
C) Düz yazıdan farklı, müzikal bir dil hedeflenir.
D) İçe dönük, bireysel bir tavır görülür.
E) Şiiri her türlü dinsel ve töresel bağdan koparmak hedeflenir.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında estetik kaygıları ve metafizik-psikolojik derinliğiyle kendine bir yer edinmiştir. Ona göre şiir, mutlak hakikati arama işidir. O mutlak hakikat de Allah'tır. Ona göre mutlak hakikati arayan şair bu yolda başlıca iki temel unsura dikkat edecektir: his ve fikir. His ve fikri aynı potada eritmenin derdindedir. Ona göre şiirde ne his ne de fikir tek başına bir işe yaramayacaktır. Şiirlerini hece ölçüsü ile yazan şair serbest nazma taraftar değildir.
2. Aşağıdakilerden hangisi parçada sözü edilen sanatçıya ait değildir?
A) Ben ve Ötesi 
B) Düşten Güzel 
C) Sonsuzluk Kervanı
D) Örümcek Ağı 
E) Kaldırımlar

3. Aşağıdakilerden hangisinde "Yedi Meşaleciler" ile ilgili bir bilgi yanlışı vardır?
A) Edebiyatımızdaki ilk edebî bildiriyi yayımlayan topluluktur.
B) Topluluğun Millî Edebiyat Dönemi şiir anlayışına özellikle hecenin beş şairine tepki olarak ortaya çıktıkları görüşü yaygındır.
C) "Canlılık, samimiyet ve daima yenilik" ilke olarak kabul edilir.
D) Topluluğun şair olarak ünlenen ve bunu devam ettirebilen tek ismi Ziya Osman Saba'dır.
E) Çoğu lise öğrencisi yedi gençten oluşan grup Cumhuriyet döneminin ilk edebî topluluğudur.

Şiirlerinde kuvvetli bir tabiat sevgisi ve aşk öne çıkar. Fransız şiirinden özellikle Baudelaire'den etkilenmiştir. Şiirde şekle ve ahenge büyük önem veren şair, zaman ve mekana bağlı olmayan lirik ve sembolik şiirler yazmıştır. Bütün şiirlerini hece ölçüsüyle yazmış ancak şiirlerinde hecenin alışılmış uygulamalarının dışına çıkmıştır. Şiirin yanı sıra köşe yazısı, deneme, oyun, çeviri, uyarlama ve inceleme türlerinde de eserleri vardır.
4. Bu parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Necip Fazıl Kısakürek 
B) Ahmet Hamdi Tanpınar 
C) Ziya Osman Saba
D) Ahmet Muhip Dıranas 
E) Cahit Sıtkı Tarancı 

Adını Yedi Meşale topluluğunda şair olarak duyuran sanatçı, şiirin yanı sıra hikâye, roman, oyun türlerinde de eser vermiştir. 1933 yılında kurduğu Varlık dergisinin yayımını ölümüne kadar sürdüren sanatçı, 1946 yılında da Varlık Yayınevini kurmuştur. Sanatçı bu tarihten sonra daha çok makale ve deneme yazmıştır.
5. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kenan Hulisi Koray 
B) Vasfi Mahir Kocatürk 
C) Cevdet Kudret Solok
D) Sabri Esat Siyavuşgil 
E) Yaşar Nabi Nayır

"Şiir söylemekten ziyade bir susma işidir, sustuğum şeyleri roman ve hikayelerimde anlatırım" diyen sanatçı şiir, deneme, hikaye, roman, edebiyat tarihi gibi birçok dalda eser vermiştir. Şiirlerinde estetiği ön planda tutmuş, sanatı konusunda titiz davranarak az şiir yazmıştır. Şiirlerini ölümünden kısa bir süre önce kitap haline getirebilen sanatçının eserlerindeki anahtar sözcükler; rüya, zaman ve musikidir.
6. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ahmet Muhip Dıranas 
B) Cahit Sıtkı Tarancı 
C) Ahmet Hamdi Tanpınar
D) Yaşar Nabi Nayır 
E) Necip Fazıl Kısakürek 

Türk edebiyatında "Saf Şiir" eğilimi ... “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar” adlı makalesiyle başlar. Bu makalenin kilit cümlesi şudur: "Şairin dili, nesir gibi anlaşılmak için değil, fakat duyulmak üzere var olmuş, müzik ile söz arasında, sözden çok müziğe yakın ortalama bir dildir."
7. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Yahya Kemal Beyatlı’nın
B) Necip Fazıl Kısakürek’in
C) Ahmet Haşim’in
D) Cahit Sıtkı Tarancı’nın
E) Ahmet Hamdi Tanpınar’ın

8. Aşağıdaki dizelerden hangisi Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’na ait bir şiirden alınmıştır?
A) Ben tehî çekmişem ol nahl-i cefânun bârın
    Herkes alıp kayığa bu gice gitdi yârın
B) Bir mevsim-i bahârına geldik ki âlemin
    Bülbül hamûş havz tehî gülsitân harâb
C) Ne arar ey gül-i zîbende yanında o kedi
    Görüben anun ile cilveni yağım eridi
D) Öldük, ölümden bir şeyler umarak
     Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
E) Dîl harâb-ı aşkınım sensin sebep berbâdıma
    Bir teselli ver gelip bâri dîl-i naşâdıma

Yedi Meşaleciler’de hikayeci olarak anılan tek sanatçı odur. Yazmaya üniversite öğrencisiyken Servet-i Fünûn dergisindeki hikâyeleriyle başlamıştır. Genç yaşta hayatını kaybeden sanatçının eserlerinin çoğu, gazete ve dergi sayfalarında kalmıştır. Kısa süren yaşamında roman, mensur şiir, fıkra, makale, röportaj, eleştiri türlerinde eserler vermekle birlikte hikayeleriyle tanınmıştır. Daha çok Maupassant tarzı hikâyeler yazan sanatçının Osmanoflar adıyla bir de romanı vardır.
9. Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ziya Osman Saba 
B) Kenan Hulisi Koray 
C) Yaşar Nabi Nayır
D) Vasfi Mahir Kocatürk 
E) Muammer Lütfi Bahşi

10. Aşağıda verilen eserlerden hangisi farklı bir sanatçıya aittir?
A) Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi
B) Sebil ve Güvercinler
C) Geçen Zaman
D) Gölgeler
E) Nefes Almak

... ve ... gerek şiirleri gerekse edebiyat üzerine görüşleri ile Türk şiirine yön vermiş olan iki önemli şairimiz. İki şairin Galatasaray Lisesi yıllarında başlayan dostlukları ölümlerine dek sürmüştür. Bir yıl arayla hayata veda eden bu iki arkadaşın çeşitli nedenlerle ayrı kaldıkları dönemlerde birbirlerine yazdıkları mektupların ağırlıklı konusu ise Türk şiiridir.
11. Parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Cahit Sıtkı Tarancı – Ziya Osman Saba
B) Ahmet Haşim – Ahmet Hamdi Tanpınar
C) Ahmet Muhip Dıranas – Ahmet Hamdi Tanpınar
D) Yaşar Nabi Nayır – Ziya Osman Saba
E) Ahmet Haşim – Ziya Osman Saba

Yedi Meşaleciler arasında yer alan ... epik şiirler yazarak kahramanlık, fedakârlık, millî şuur, vatan ve millet sevgisi gibi temaları öne çıkarmıştır. Daha çok edebiyat tarihçisi kimliğiyle tanınmıştır. Manzum tiyatrolar da yazan sanatçı, şiirlerini Tunç Sesleri, Geçmiş Geceler, Bizim Türküler, Ergenekon, Hayat Şarkıları adıyla kitaplaştırmıştır.
12. Bu parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Cevdet Kudret Solok
B) Muammer Lütfü Bahşi
C) Orhan Seyfi Orhon
D) Vasfi Mahir Kocatürk
E) Faruk Nafiz Çamlıbel

I. Olvido – Ahmet Muhip Dıranas
II. Bursa’da Zaman – Ahmet Hamdi Tanpınar
III. Sakarya Türküsü – Necip Fazıl Kısakürek
IV. Gün Eksilmesin Penceremden – Behçet Necatigil
V. Evin Halleri – Cahit Sıtkı Tarancı
13. Yukarıda verilen şiir – şair eşleştirmesinde şairlerden hangileri yer değiştirirse yanlışlık düzeltilmiş olur?
A) I – II   B) II – III   C) I – IV   D) III – V    E) IV – V


14. Aşağıdakilerden hangisi türü bakımından diğerlerinden farklıdır?
A) Sonsuzluk Kervanı
B) Ben ve Ötesi
C) Tohum
D) Çile
E) Kaldırımlar

15. Aşağıdaki açıklamalardan hangisi ayraç içinde verilen sanatçıyla ilgili değildir?
A) Roman ve hikayelerini şair kimliğinden uzaklaşmadan şiirsel bir dille kaleme almıştır.(Ahmet Hamdi Tanpınar)
B) Bütün şiirlerini hece ölçüsüyle yazmış ancak şiirlerinde heceyi belirli kalıpların dışına çıkarak kullanmıştır. (Cahit Sıtkı Tarancı)
C) Meşale dergisinin kapanmasından sonra, başta Varlık olmak üzere, birçok dergide  yayımlanan şiir ve hikâyeleriyle edebiyatımızda kalıcı bir yer edinmeyi başarmıştır. (Ziya Osman Saba)
D) Adını ilk kez Yedi Meşaleciler arasında duyursa da daha çok araştırmacı, eleştirmen, edebiyat tarihçisi ve denemeci yönleriyle tanınmaktadır. (Cevdet Kudret Solok)
E) Üsküp doğumlu olan sanatçı Balkanlar hakkında ayrıntılı bilgiler veren yazılar yazmış, Balkan edebiyatının Türkiye'de tanınmasını sağlamıştır. (Yaşar Nabi Nayır)



Cevaplar

1.E  2.B  3.A  4.D  5.E  6.C  7.C  8.D  9.B  10.D  11.A  12.D  13.E  14.C  15.B

Necip Fazıl Kısakürek (1905 - 1983)

Necip Fazıl Kısakürek
  • Cumhuriyet dönemi şair, yazarı. 
  • Şiir, tiyatro, roman, hikâye gibi birçok türde eser verdi.
  • Eserlerinde din, tasavvuf, tarih, felsefe gibi konular geniş bir yer tutar.
  • Kaldırımlar Şairi, Mistik Şair, Şairler Sultanı ya da Büyük Doğucu olarak anılır.
Mistisizm: Nesnelerin ardındaki gerçeklik, sonsuzluk ve birliğe ulaşma yönündeki ruhsal tecrübe ve bu tecrübeyi ifade eden doktrin.
  • 1905’te İstanbul Çemberlitaş'ta bir konakta dünyaya geldi. Babası Mekteb-i Hukuk mezunu ve bazı memuriyetlerde bulunmuş Abdülbaki Fazıl Bey, annesi Mediha Hanım'dır. Büyükbabası Mehmet Hilmi Efendi emekli bir hakimdir. Necip Fazıl'ın çocukluğu bu büyükbabanın himayesinde, bu kalabalık konakta, dadılar, mürebbiyeler, lalalar arasında geçmiştir. 
  • Heybeliada'daki Bahriye Mektebine yazılan Necip Fazıl son sınıftan ayrılarak 1921’de Darülfünun (üniversite) Felsefe Bölümüne yazıldı ancak eğitimini yarıda bıraktı.
  • Hükümetin açtığı bir sınavı kazanarak felsefe öğrenimi için burslu olarak Paris’e gitti. Burada da düzenli bir öğrenci olamadı. Kısmen sanat çevrelerinde bulunsa da Paris’in eğlence hayatı onu daha çok çekti ve hatıralarındaki ifadesiyle bir bohem hayatı yaşadı. Bir süre sonra kesilen bursu nedeniyle İstanbul'a döndü.
Bohem: Yarınını düşünmeden tasasız, derbeder bir yaşam süren edebiyat ve sanat çevresinden kimse veya topluluk.
Ruhunun Büyük Zelzelesi: Abdulhâkim Arvasî
  • Paris dönüşü, İstanbul'da Nakşibendi Şeyhi Abdulhâkim Arvasî ile tanıştı.  Arvasi, 1916’da Rusların Van'a ilerlemesiyle ayaklanan Ermeniler yüzünden göç ederek 61 yaşında İstanbul'a gelmiş, 1925'te tekke ve zaviyeler kapatılıncaya kadar da Eyüp’teki Nakşi tarikatına ait Kaşgari Dergahı'nda hizmet vermiştir. Abdulhakim Arvasi, 1943 yılında Ankara'da vefat etmiştir.
  • Necip Fazıl, Arvasi ile tanışmasını "ruhunun büyük zelzelesi” olarak ifade eder. Necip Fazıl'ın ruh ve düşünce dünyasının gelişiminde en büyük tesir ona aittir. Arvasi ile tanıştıktan sonraki sanat anlayışını ortaya koyan aşağıdaki şiiri Necip Fazıl'ın yaşadığı değişimin ifadesidir:
"Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış
Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış"
  • Türkiye’ye dönüşünde, bir süre bankalarda çalışmış daha sonra çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. Bu arada felsefedeki öğrenciliğinden beri girmiş olduğu basın çevresi sayesinde gazete ve dergilerde makale ve fıkralar yazmaya başladı.
  • Bir süre sonra da memuriyeti bırakarak kendisini tamamen yazı hayatına verdi.
  • Sanatçı kimliği dışında siyasi ve fikrî yazılarıyla yaygın bir şöhret kazanmıştır. Kimi zaman eleştiri sınırlarını zorlayan yazılarıyla Cumhuriyet döneminin önde gelen polemikçi yazarlarından biri olmuştur.
  • Necip Fazıl Kısakürek, uzunca süren ancak yazı yazmasını engellemeyen bir hastalıktan sonra Erenköy'deki evinde 25 Mayıs 1983’te ölmüştür. Büyük ve olaylı bir cenaze töreninden sonra Eyüp'te defnedilmiştir. 
Şair olmaya karar vermesiyle ilgili anekdot şöyledir: 
Şairliğim on iki yaşımda başladı. Bahanesi tuhaftır: Annem hastanedeydi. Ziyaretine gitmiştim. Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter… Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp: - Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim! Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetin ta kendisi… Gözlerim, hastane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim: - Şair olacağım! Ve oldum. O gün, bugün şairliği küçük ve adi hasisliklerin üstünde gören, onu idrakin en ileri merhalesi sayan ben, bu küçük ve adi bahaneyi hiç unutmadım. 
Şiir Anlayışı
  • Cumhuriyet dönemi şiir anlayışlarından saf (öz) şiir anlayışına bağlıdır.
  • Necip Fazıl, Cumhuriyet'in ilk yıllarında estetik kaygıları ve metafizik- psikolojik derinliğiyle kendine bir yer edinmiştir.
  • Ona göre şiir, mutlak hakikati arama işidir. O mutlak hakikat de Allah'tır.
  • Necip Fazıl'a göre mutlak hakikati arayan şair bu yolda başlıca iki temel unsura dikkat edecektir: his ve fikir.
  • His ve fikri aynı potada eritmenin derdindedir. Ona göre şiirde ne his ne de fikir tek başına bir işe yarayacaktır.
  • Şiirlerini hece ölçüsü ile yazan şair serbest nazma taraftar değildir. 
  • Ona göre vezinsiz şiir olamaz.
  • Şiir Kitapları: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı, Çile
Oyun Yazarlığı
  • Necip Fazıl'ın şiirden sonra en çok emek verdiği tür tiyatrodur. Onu oyun yazmaya iten en önemli neden toplumsal kaygılarıdır. Şiirlerinde söyleyemediklerini oyunları ile söylemeye çalışır.
  • Necip Fazıl'ın oyunları da şiirleri gibi trajik bir karakter gösterir.
  • Oyunlarında günah duygusu, vicdan azabı, kader- irade, madde-ruh mücadelesi gibi metafizik ve psikolojik problemleri işlemiştir.
  • Yazdığı ilk eser Tohum'dur. Ünlü tiyatro adamı Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye konulan eser, eleştirmenlerce beğenilse de seyirciden beklenen ilgiyi görmez.
  • Bir Adam Yaratmak; konusunun özgünlüğü, kurgusu ve anlatış tekniğiyle en başarılı oyunu olarak kabul edilir. Oyun içinde oyun, tekniğiyle kaleme alınan eserin temasını Necip Fazıl üç kelime ile belirtir: “Allah, Kader, Ölüm”. Bu eser de Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye konulur ve Tohum'un aksine uzun süre kapalı gişe oynar.
  • Reis Bey, adlı eserde ise masumluğu infazından sonra anlaşılan bir gence idam kararı veren bir hâkimin hikayesi işlenir. O ana kadar katı bir kanun adamı olan Reis Bey, bu olaydan sonra olaylara ve insanlara farklı açılardan bakmayı öğrenmiştir. Emekliliğini isteyerek görevini bırakan Reis Bey, ayaktakımı arasına karışarak onları doğru yola sevk etmeyi görev edinir.
Roman ve Hikaye Yazarlığı
  • Necip Fazıl, şiir ve tiyatrodaki başarısını yakalayamasa da birçok hikâye yazmıştır. Buna rağmen hikâyeleri romanlarından daha başarılıdır. Daha önce değişik isimler altında parça parça yayınlanan hikâyeleri son haliyle ve hepsini kapsayacak şekilde "Hikâyelerim" ismiyle kitaplaştırılmıştır.
  • İlk dönem öykülerinde korku ve fantastik öyküler yoğundur ve en güçlü öyküler bunlardır. Necip Fazıl özellikle “Hasta Kumarbaztiplemesi üzerinden psikolojik derinlikli öyküler yazmıştır. 
  • Ancak özellikle son dönem öyküleri mesaj ağırlıklıdır. Karşılıklı fikir tartışmalarıyla geçen öykülerde asıl amaç doğrunun izahıdır.
  • Son yıllarında yazdığı ve roman adı altında yayımlanan iki kitabından Aynadaki Yalan, tamamen ideolojik ve teknik bakımdan zayıf bir eserdir. Ölümünden sonra basılan Kafa Kağıdı ise hatıra kitaplarının dağınık notlarını içeren bir eserdir. 
Çıkardığı Dergiler
  • Necip Fazıl, Ağaç, Büyük Doğu ve Borazan olmak üzere üç dergi çıkarır. 
  • Sanatta estetiğe önem veren sanatçıları bir araya getirmek fikri ile doğan Ağaç, yayın hayatına 1936'da başlar. Derginin çekirdek kadrosunda Necip Fazıl’la beraber Ahmet Hamdi Tanpınar ve Ahmet Kutsi Tecer bulunmaktadır.  Dergi, 17.sayıda ekonomik sıkıntılardan ve okuyucu ilgisizliğinden dolayı kapanır.
  • Basınımızın en uzun ömürlü dergilerinden biri olan Büyük Doğu’nun ilk sayısı 1943'te çıkmıştır. Edebî, dinî, fikrî ve siyasi karakterli bir dergidir. Bir ara günlük gazete olarak da çıkan Büyük Doğu aralıklarla 1978’e kadar yayın hayatına devam etmiştir.
  • Borazan adlı dergi ise yayın hayatı oldukça kısa süren mizahî bir dergidir. 
Tüm Eserleri
Şiir Kitapları:
Örümcek Ağı
Kaldırımlar
Ben ve Ötesi
Sonsuzluk Kervanı
Çile
Oyunları:
Tohum
Bir Adam Yaratmak
Reis Bey
Nam-ı Diğer Parmaksız Salih
Künye
Sabır Taşı
Para
Siyah Pelerinli Adam
Yunus Emre
Kanlı Sarık
Mukaddes Emanet
Ahşap Konak
Hikaye ve Romanları:
Birkaç Hikaye Birkaç Tahlil
Ruh Burkuntularından Hikayeler
Hikayelerim
Aynadaki Yalan
(roman)
Kafa Kağıdı (roman)
Hatıraları
O ve Ben
Babıâli
Şiirlerinden Örnekler
Beklenen 
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar 
Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar 
Bendedir 
Ne azap, ne sitem bu yalnızlıktan
Kime ne, aşılmaz duvar bendedir
Süslenmiş gemiler geçse açıktan
Sanırım gittiği diyar bendedir
 
Yaram var, havanlar dövemez merhem
Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem
Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem
Yollar ki Allah'a çıkar bendedir
Kaldırımlar
I
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. 
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. 
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler. 
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. 
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! 
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler. 
Ne sabahı göreyim ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları. 
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi...
İlgili Sayfalar 
Yararlanılan Kaynaklar
  • Necip Fazıl Kısakürek’in "Eski Elbiselerin Hafızası" Adlı Hikâyesi Üzerine Bir İnceleme, Adem İşcan
  • Necip Fazıl Kısakürek’in Hikâyeleri, Necip Tosun
  • Necip Fazıl’ın Poetikası, Şiir Dili ve Üslûbu, Adem Arslan
  • Necip Fazıl Kısakürek’in Hayatında ve Eserlerinde Tasavvuf Olgusu, Turan Güler
  • Necip Fazıl Kısakürek, TDV İslam Ansiklopedisi, M. Orhan Okay

Ziya Osman Saba (1910-1957)

Ziya Osman Saba
  • Şair, yazar.
  • 1910'da İstanbul'da doğdu.
  • Yedi Meşalecilerin en önemli ismidir. 
  • Sekiz yaşındayken annesinin ölümü ve babasının evi terk ederek yeniden evlenmesi onu derinden etkiler. 
  • Edebiyata ilgisi Galatasaray Lisesinde başladı.
  • İlk şiiri 1926'da Servet-i Fünûn dergisinde yayımlandı.
  • 1928'de Yaşar Nabi Nayır, Cevdet Kudret Solok, Muammer Lütfi Bahşi, Sabri Esat Siyavuşgil, Kenan Hulusi Koray ve Vasfi Mahir Kocatürk'le Yedi Meşale adıyla bir kitap çıkarırlar. 
  • Yedi Meşaleciler diye anılmaya başlanan topluluk, Meş'ale adıyla bir de dergi çıkarır. Sekiz sayı çıkabilen derginin kapanmasından bir süre sonra grup üyeleri dağılacaktır.
  • Galatasaray Lisesinde tanıştığı Cahit Sıtkı Tarancı ile arkadaşlıkları bir ömür sürer. Cahit Sıtkı Tarancı'nın Ziya Osman Saba'ya yazdığı mektuplar Ziya'ya Mektuplar  adıyla 1957 yılında basılır.

Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962)

Ahmet Hamdi Tanpınar
  • Şair, roman ve hikâye yazarı, edebiyat tarihçisi, yeni Türk edebiyatı profesörü, milletvekili.
  • 1901 yılında İstanbul’da doğan Ahmet Hamdi, kadı olan babası nedeniyle Ergani, Sinop, Kerkük, Musul, Siirt, Antalya gibi birçok yeri görme fırsatı bulur.
  • 1919 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine girer. Fakültede hocası Yahya Kemal Beyatlı’dır.

Ahmet Muhip Dıranas (1909 - 1980)

Ahmet Muhip Dıranas
  • Türk şair, çevirmen ve köşe yazarı.
  • 1909 yılında İstanbul'da doğar. Dokuz yaşında annesiyle babasının memleketi olan Sinop'a (Salı Köyü) gelen Ahmet Muhip, okula burada başlar. Şiirlerindeki tabiat sevgisinin ilk kaynağı da bu köy olacaktır.
  • Kurtuluş Savaşı'nda babası yeniden askere alınır. Savaş sonrası aile Ankara’ya taşınır. 
  • Ankara Erkek Lisesinde öğretmenleri olan Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar'dan etkilenir. 
  • Ankara Hukuk Fakültesini yarıda bırakarak İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne kayıt olur. 
  • Güzel Sanatlar Akademisi Kitaplığında kütüphane müdürlüğü, daha sonra ise Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi müdür yardımcılığı görevlerinde bulunur.
  • 1939'da Ankara'ya döner. Ankara'da Çocuk Esirgeme Kurumu Başkanlığı, Devlet Tiyatrosu Edebî Kurul Başkanlığı, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyeliği gibi görevlerde bulunur. Politikaya atılarak Zafer gazetesinde yazılar yazar. Birkaç kez DP'den milletvekili adayı olduysa da seçilemez.
  • 21 Haziran 1980’de ölen şairin mezarı Sinop’tadır.
Sanat Anlayışı
  • Şiirlerinde kuvvetli bir tabiat sevgisi ve aşk öne çıkar.
  • Fransız şiirinden özellikle Baudelaire'den etkilenmiştir.
  • Kar, Serenad, Olvido ve Fahriye Abla şiirleriyle ünlüdür.
  • Şiirde şekle ve ahenge büyük önem verir.
  • Zaman ve mekana bağlı olmayan lirik ve sembolik şiirler yazmıştır (Bu açıdan Fahriye Abla şiiri istisnadır).
  • Dıranas bütün şiirlerini hece ölçüsüyle yazar. Ancak şiirlerinde hecenin alışılmış uygulamalarının dışına çıkar: aynı şiirde farklı hece kalıpları kullanmak, az kullanılan hece kalıpları kullanmak, hece kalıplarını duraksız kullanmak ya da karma nazım birimleri kullanmak gibi
  • Hocası Ahmet Hamdi Tanpınar gibi şiir konusunda titiz davranan Dıranas az şiir yazmış, şiirleri ancak 1974 yılında kitap haline getirmiştir.
Eserleri
  • Şiir: Şiirler
  • Tiyatroları: Gölgeler, O Böyle İstemezdi
  • Ahmet Muhip Dıranas anlatıyor:
“… Asıl şiire girişim, olağanüstü iki tesadüfle olmuştur. Ankara Lisesinin   ortaokulunun son sınıfında falandık sanıyorum. İşte; talih o zaman Ankara’da, yarı şair ilahı gibi geziyordu. Yakışıklı da bir adam. (Faruk Nafiz Çamlıbel) Şiire asıl başlayışımın ona bir özenti olabileceğini sanırım. Ve o zaman yazdığım bir şiiri bazı okul arkadaşlarım bu hocamıza götürmüşler. O, şiiri gerçekten mi beğenmemiş, yoksa benim derslerimden ayrı bir şeyle uğraşmamı istemediği için mi, tabii bir hoca olarak “yok, yok. Bunda iş yok. Boşu boşuna bunlarla uğraşmasın, derslerine baksın.” Demiş. Bu, tahmin edersiniz, beni çok üzmüştü. Sonra tesadüf bir iki ay sonra bir başka büyük adamı, Ahmet Hamdi Tanpınar’ı karşıma çıkardı. Bende asıl sanata girişin büyük etkisi onunla başlar. Yine aynı gayretkeş arkadaşlar, aynı şiirimi bu defa Ahmet Hamdi’ye götürmüşler. Ahmet Hamdi; o zaman lise kısmının edebiyat öğretmeni idi. Hemen alelacele beni aratıyor. Odası hâlâ gözümün önündedir. Küçücük bir bekar odası; okulun içinde, lojman kısmında, yerler kitaplarla dolu idi, darmadağınık atılmış vaziyette. Beni karşısına oturttu, şiirimi okuttu ve şiirimi çok beğendiğini söyledi. Gitti kitapları arasında bir kitap çekerek benim elime tutuşturdu. “Bunu okuyacaksın.” dedi. Kitabı açtım, baktım, anlamaya imkan yok. Sonradan anlıyorum ki, Fransız şairi Baudelaire’in “Les Fleurs du Mal”i ve gerçekten de ben o kitabı sonradan okudum.”
Şiirlerinden Örnekler 
Kar  
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden. 

Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu'dan
Sesin nerde kaldı? Kar içindesin! 

Ne sabahtır bu mavilik ne akşam!
Uyandırmayın beni, uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram... 
Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır - tek, tenha - bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.
Fahriye Abla
Ek Bilgi: Ahmet Muhip Dıranas, "Fahriye Abla" şiirinde  çocukluk yıllarında kendisinde kuvvetli bir iz bırakan bir genç kızı ve kızın yaşadığı çevreyi realist hikayeye benzer bir metotla tasvir eder. Şiirin son bendinde Fahriye Abla'nın gönül verdiği delikanlıya değil de belki de sevmediği, tanımadığı bir adamla evlendirilerek Erzincan'a taşındığını öğreniriz. Şiir, 1984 yılında aynı adla Yavuz Turgul tarafından sinemaya aktarılmıştır. Bestesi Atilla Özdemiroğlu’na ait Özdemir Erdoğan’ın seslendirdiği “Fahriye Abla” şarkısı da filmi ve şiiri daha kalıcı ve popüler hâle getirmiştir.
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
O afyon ruhu gibi baygın mahalleden
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen;
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla

Ne şirin komşumuzdun sen Fahriye Abla! 
Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede;
Yaz kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçede akasyalar açardı baharla

Ne şirin komşumuzdun sen Fahriye Abla 
Önce upuzun sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı;
İçini gıcıklıyordu bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin,
Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin;
Açık, saçık şarkılar söylerdin en fazla,

Ne çapkın komşumuzdun sen Fahriye Abla!
Gönül verdin derlerdi o delikanlıya.
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem, şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın?
Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın?
Bırak geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hatırada kalan şey değişmez zamanla...
Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye Abla! 
İlgili Sayfalar 
Yararlanılan Kaynaklar
  • Ahmet Muhip Dıranas’ın Söz Varlığı, Yüksek Lisans Tezi, Ebru Özçalışkan
  • Ahmet Muhip Dıranas’ın Şiirinde Biçim Denemeleri, Oktay Yivli
  • Şair Ahmet Muhip Dıranas’ın Oyun Yazarlığı, Yakup Çelik
  • Ahmet Muhip Dıranas 100 Yaşında! Semiha Şentürk