Tanzimat Dönemi Tiyatro Özetleri

Açıkbaş 
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Dört perdeden oluşan oyun bir komedidir. Eserde, kendisine kızını vermeyen bir babayı nefesi kuvvetli bir hoca (Açıkbaş) kılığına girip kandıran Fettan’ın hikâyesi anlatılır.
Hüsnü Bey, 65 yaşında olmasına karşın henüz yeni delikanlı gibi yaşar. Bu gençlik takıntısından dolayı hanımı ölünce kızı yaşında olan Hesna Hanım’la evlenir. Hüsnü Bey vefat eden eşinden olma kızı Yekta'yı kendisi gibi ihtiyar bir adam olan Şehsuvar'la evlendirmek ister. Yekta ise Fettan'a âşıktır. Hesna Hanım ise Yekta’yı isteyen Şehsuvar Bey’in oğlu Numan'a âşıktır. Kızın Şehsuvar ile evlenmesini Numan’la olan ilişkisinden dolayı arzulamaktadır. Bu çıkmazda herkes çare için İstanbul’da nefesi ve dualarıyla ün kazanmış Açıkbaş Hoca’ya (Fettan) müracaat eder. Şehsuvar Bey Yekta’yı, Hesna Hanım Numan'ı, Hüsnü Bey her şeye rağmen o kadar gencini bulamayacağı için Hesna’yı, Yekta da Fettan’ı istemektedir. Açıkbaş Hoca, bunların kolayca halledilebileceğini söyler ve bir hile ile Hüsnü Bey’i kandırır ve kızıyla nikâhlanır. Nikahtan sonra Açıkbaş’ın Fettan olduğu anlaşılır ve perde kapanır. Oyunun ana düşüncesi evlilikte yaş uyumunun önemi, evlilikte kadının da rızasının aranması ile batıl inançlardan yüz çevirmenin gerekliliğidir.


Afife Anjelik
Yazan: Recaizade Mahmut Ekrem
1870'de yayımlanan eser, dört perdelik bir melodramdır. Eserin konusu Batı kaynaklı bir efsaneden alınmıştır. Oyunda Kontes Anjelik’in kocasının en güvendiği adam olan Jozef’in iftiralarına uğraması üzerine yaşadığı dram anlatılmaktadır. Mutlu sonla biten eserde Anjelik, kendisini ve kocasının iktidarını elde etmek isteyen Josef'e rağmen kocasına sadık kalacaktır.
👉 Eserin geniş özeti için tıklayınız.

Ahz-ı Sar yahut Avrupa'nın Eski Medeniyeti
Yazan: 
Ahmet Mithat Efendi
Olaylar Fransa'da, Fransız İhtilali öncesi derebeylik döneminde geçmektedir. Eserin teması sınıf ayrımının ve bu ayrıma göre davranmanın yanlışlığı üzerinedir. Nikola ile Ana kardeştir. Alt tabakaya mensup kardeşlerin birbirlerinden başka kimseleri yoktur. Nikola, zengin bir genç kadın olan Virjini ile bir aşk yaşamış ancak Virjini buna rağmen bir derebeyi olan Sen Onör ile evlenmiştir. Sen Onör ile daha önce bir ilişki yaşayan Ana ise kardeşiyle sevdiği adam arasında kalmıştır. 
👉 Eserin geniş özeti için tıklayınız.

Akif Bey
Yazan: Namık Kemal
Akif Bey, masum bir kadın sandığı Dilruba ile evlidir. Akif Bey, savaşa giderken karısını babası Süleyman Kaptan'a emanet eder. 
Esad isimli bir gençle evlenmek isteyen Dilruba ise iki yalancı şahit bularak kocasının öldüğünü söyler. Düğün gecesi eve gelen ve babasından her şeyi öğrenen Akif Bey, sarhoş halde düğün evine gelir. Akif Bey, Dilrübâ'yı öldürmek isterken araya giren Esad'ı vurur. Esad da hançeriyle Akif Bey'i yaralar. Dilrübâ fırsattan istifade edip kaçmak isterken önüne çıkan Süleyman Kaptan tarafından öldürülür.

Atala yahut Amerika Vahşileri
Yazan: 
Recaizade Mahmut Ekrem
Eser, Fransız yazar Chateaubriand’ın (öl.1848) aynı adlı romanından uyarlamadır. Eserde aşkı ile dinî inancı arasında bir seçim yapmak durumunda kalan Kuzey Amerika yerlilerinden bir genç kızın hikâyesi anlatılmaktadır.
👉 Eserin geniş özeti için tıklayınız.

Ayyar Hamza
Yazan: Direktör Ali Bey

Fransız komedi yazarı Moliere'in (Les Fourberies de Scapin) Scapin'in Dolapları adıyla bilinen eserinin uyarlamasıdır. Muhterem Efendi ve Zuhuri Efendi zenginliklerine zenginlik katmak amacıyla, oğullarını kendi istedikleri kızlarla evlendirmeye kalkışırlar. Ancak oğulları Sena ve Nimet sevdikleri kadınlarla evlenmek niyetindedirler. Sena ve Nimet, uşakları Hamza ve Yâver’in de yardımıyla babalarına türlü oyunlar oynarlar. Evlenmek istedikleri kadınlar da aslında Muhterem Efendi ve Zuhuri Efendi’nin küçük yaşlarda izlerini kaybettikleri kızlarıdır.

Besa yahut Ahde Vefa
Yazan: Şemsettin Sami

Dönemin birçok eserinde görüldüğü gibi bu eser de iki isimlidir. 1874’te yazılan eser, aynı yıl Güllü Agop'un Osmanlı Tiyatrosunda oynanmış ve hemen ardından yasaklanmıştır. Eserde Müslüman Arnavutların kültürel değerlere olan bağlılığı ele alınır. Besâ, Arnavutçada yemin etmek anlamına gelmektedir. Eserde birbirini izleyen sahneler boyunca dramatik bir hâl alan ve giderek trajediye dönüşen bir olay örgüsü söz konusudur. Töre, vatan sevgisi, hürriyet, sosyal adaletsizlik ve sömürü düzenine karşı direniş eserde dikkat çeken temalardır. 

Celaleddin Harzemşah
Yazan: Namık Kemal
On altı perdelik tarihî oyun.
İmparatorluğun kurtuluşunu Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberlikte gören yazar eserini İslam Birliği ülküsüyle yazmıştır. Namık Kemal, eserin yaklaşık 69 sayfalık ön sözünde (Mukaddime-i Celâl) edebiyat ve tiyatro ile ilgili görüşlerini açıklamıştır.
Eserde, Harzemşahlar Devleti'nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah'ın hayatı, kahramanlığı ve Moğollara karşı Türk-İslam dünyasını korumak için giriştiği mücadele anlatılır. 
Yıkılmakta olan bir imparatorluğa, eski ihtişamlı günlerini hatırlatarak onu yeniden ayakları üzerinde yükseltmek isteyen Namık Kemal, Celaleddin Harzemşah'a eserinde kahramanlık ve vatanla ilgili yüce duygular yüklemiştir. Celaleddin Harzemşah, Türk-İslam memleketlerine yayılan Moğol istilası önünde vatanı, milleti ve İslam dini için tam bir imanla çarpışıp şehit olur. 

Cünun-ı Aşk
Yazan: Abdülhak Hamit Tarhan
Hintli Maharaça, Londra'da biri İngiliz Florans, diğeri Fransız Öjeni olmak üzere iki kadına da âşıktır. Florans, bir deniz subayı olan Koper ile nişanlı olmasına rağmen Maharaça'nın Hindistan'a gitme teklifini kabul eder. Koper da Florans'tan ayrılarak Öjeni ile evlenir. Maharaça ile Hindistan'a giden Florans, bir süre sonra Maharaça’dan uzaklaşır. Bu arada Florans’ın babası, Hindistan Valisi; Koper de vali yaveri olarak Hindistan’da göreve başlar. Florans’tan umduğunu bulamayan Maharaça, bütün servetini kaybetmek pahasına nikah gününün öncesinde kendini ölmüş gibi gösterir. Cenaze töreninde Maharaça için samimi olarak bir tek Öjeni üzülür. Bunu gören Maharaça, Öjeni’nin kendisini gerçekten sevdiğini anlar. Maharaça, Öjeni ile evlenerek uzun bir deniz yolculuğuna çıkar. İhtiyaçlarını gidermek için İngiltere'de bir sahile yanaşırlar. Burada bir baloda Florans ve Koper'le karşılaşırlar ve evlenmiş olduklarını öğrenirler. Eser, bir anlamda başladığı noktaya dönerek biter.


Çengi yahut Daniş Çelebi
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Yazarın aynı adı taşıyan romanından oyunlaştırılmıştır. Eser, batıl inançlarla büyütülmenin sakıncaları üzerine yazılmıştır. Daniş Çelebi efsuncu bir kadının oğludur. Annesi onu cin, peri hikayeleri anlatarak büyütmüştür. Daniş Çelebi çocukluğundan beri dinlediği bu masallarla adeta çıldırır. Büyüdüğünde de çevresinde alay konusu olur. Arkadaşlarının peri kıyafetine soktukları bir cariyeyi gerçekten peri zanneden Daniş, cariyeyi alıp götürmek ister. Kendisiyle eğlenenler buna razı olmayınca annesi araya girerek cariyeyi satın alır. 

Çerkes Özdenleri
Yazan: 
Ahmet Mithat Efendi
Oyun, Çerkezler ve onların gelenek görenekleriyle ilgilidir. Âdet ve göreneklerine düşkün asilzade Samurkaş, asilzade olan Timurtaş’ın kızı Arslangöz ile nişanlıdır. Samurkaş, bir muharebe esnasında hastalanarak bayılır. Bu olay, Arslangöz'ün köyünde dilden dile alaycı bir üslupla çarpıtılarak anlatılır. Arslangöz ve ailesi, bu dedikodu üzerine nişandan vazgeçer. Samurkaş, bu iftirayla yaşamamak için önce birkaç arkadaşıyla Arslangöz'ün köyünü basar. Ancak araya Arslangöz’ün girmesiyle olay büyümeden sonlanır. Kendini ispatlayamayan Samurkaş hem yiğitliğini kanıtlamak hem de ölümüyle çok sevdiği Arslangöz’ün önünü açmak için silahıyla canına kıyar. Arslangöz de kendi isteğiyle bir Acem esir tüccarına satılarak garip diyarlara yollanır.

Çok Bilen Çok Yanılır 
Yazan: Recaizade Mahmut Ekrem
Kadı Azmi Efendi, Maraş Kaymakamı Edip Efendi’nin kızı Lütfiye'nin Halep Valisi İlyas Paşa'nın oğlu İhsan'la evleneceğini duyar. Bu evliliğin gerçekleşmesini kendi çıkarları açısından uygun görmeyen Azmi Efendi, bu evliliği önlemek için eli yüzü düzgün bir adamı Kaymakama İlyas Paşa'nın oğlu İhsan Bey diye tanıtarak Lütfiye ile evlendirmeye çalışır.
Bu arada İhsan kendini bir seyyah olarak tanıtarak evleneceği kızı yakından görmek için Maraş'a gelmiştir. Bir gün de Kadıyı makamında ziyaret eder. Kadı ise planını uygulamak için aradığı adamı bulduğunu düşünür. Kadı'nın amacını anlayan İhsan kumpasın kurulmasına müsaade eder. Bu sayede evleneceği hanımı da yakından tanıma şansına erişecektir. Kadı Efendi, çevirdiği dolapların başarıya ulaştığını düşünerek sevinç duyar. Oysa Kadı'nın İhsan Bey diye yutturduğunu zannettiği koca adayı, seyyah kılığında Maraş’a gelen gerçek İhsan Bey’den başkası değildir. 
👉 Geniş özet için tıklayınız.

Duhter-i Hindu
Yazan: Abdülhak Hamit Tarhan
Duhter, Farsça kız, Duhter-i Hindu ise Hintli Kız ya da Hint Kızı anlamına gelmektedir.
Beş perdeden oluşan eserin tamamına yakını mensurdur. Oyunda, Hindistan'daki İngiliz sömürgeciliği bir aşk üçgeni etrafında işlenir. Eserde olaylar İngiliz egemenliğindeki Hindistan’da, Hintli kız Surucuyi ile İngiliz Subay Tomson’ın ilişkileri çevresinde gelişir.
Surucuyi her ne kadar Tomson’ı güvenilir bulmaz ancak her şeye rağmen ona aşık olmuştur. Sevdiği adamın ilgisinden başka bir beklentisi de yoktur aslında. Tomson ise Surucuyi’nin sadece güzelliğine değer verir. 
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Beş perdeden oluşan oyunda “birden fazla kadınla evlenme âdeti" eleştirilmiştir. Eserin kurgusu, iki eşli Meftun Bey’in Sabire ile Leyla arasında kalmasına dayanır. Sabire Hanım çok kıskanç bir kadındır. Meftun'un hayatında bir kadın daha olmasına değil onun kadınlardan söz etmesine bile tahammül edemez. Eser, koca ile karısı arasındaki bir tavla partisiyle başlar. Sabire kazanırsa Meftun bir daha evlenmekten bahsetmeyecek ancak Meftun kazanırsa Sabire ikinci eşe razı olacaktır. Oyunda Sabire Hanım kazanması hiçbir şeyi değiştirmez çünkü Meftun Bey zaten evlidir. Meftun Bey ne Sabire’ye Leyla’dan ne de Leyla’ya Sabire’den bahseder. İstanbul’un iki farklı mahallesinde iki evi, iki eşi olan Meftun, haftayı da ikiye bölmüştür. İş bahanesiyle iki tarafı da idare etmektedir. Meftun’un bu hâli, Sabire’nin babası Rifat Efendi tarafından fark edilir. Rifat Efendi, damadından Sabire'yi boşamasını ister. Meftun, Sabire’ye kötü davranarak onu kendinden soğutmaya çalışır ve ardından onu boşar. Meftun’dan ayrılan Sabire, üzüntüsünden yataklara düşer. Son arzusu Meftun’u görmektir. Sabire’den ayrıldığı için pişman olan Meftun, derhal Sabire'nin yanına gider. Sabire, Leyla’dan haberdar olduğunu söyleyerek ondan Leyla'yı boşamasını ister. Meftun Sabire'nin son arzusunu yerine getirir. Sabire, oyunun sonunda kendinden geçer, yere düşer. Perde de Meftun’un "Eyvah, gitti Sabire’m, Leyla da.. gitti." sözleriyle kapanır.


Finten
Yazan: Abdülhak Hamit Tarhan
Oyun İngiltere'de geçmektedir. Hırslı, güzel ve zengin bir kadın olan Finten'in en büyük hayali, İngiliz aristokrat sınıfına girebilmektir. Kanadalı olan Finten, Avustralya'da altın ticareti yapan, zengin ve yaşlı Mister Kros ile evlidir ancak amacına ulaşabilmek için Lord Dik'le yakınlaşır. Yaşlı kocası ve asalete çok önem veren Lord Dik’in annesi, Finten'in önündeki iki büyük engeldir. Finten, Hintli uşağı Davalaciro’dan olma "ucube" oğlunu da Lord Dik’ten olmuş gibi gösterir. Bu arada, Finten'e karşı nefretle aşk arasında gidip gelen hisler besleyen Davalaciro, çocuğun kendisinden olduğunu bilmemektedir. 

Fürs-i Kadimde Bir Facia yahut Siyavuş
Siyavuş, İran Şahı Keykavus'un Turanlı bir prensesten doğmuş oğludur. Keykavus’un genç ve güzel karısı Sûdâbe, üvey oğlu Siyavuş’a âşıktır. Sûdâbe'yı reddeden Siyavuş, Sûdâbe'nin iftirasına maruz kalır. Müneccim ve kahinlerin yardımıyla Siyavuş'un masum olduğu ortaya çıkar. Keykavus, Siyavuş ile Zaloğlu Rüstem’i Turan üzerine sefere gönderir. Turan Şahı Efrasiyab, savaşı kaybetse de kendi kanından olan Siyavuş'un kahramanlık ve efendiliğine hayran kalmıştır. Sırf bu nedenle yapılacak anlaşmaya razı olur. Karısını affeden Keykavus, Sûdâbe'nin tahrikleriyle bu anlaşmayı başarı olarak görmez, oğluna karşı tavır alır. Bunun üzerine Siyavuş ve Rüstem, Turan'a dönmez. Efrasiyab'ın kızı ile evlenen Siyavuş, Efrasiyab'dan izin alarak Çin'e doğru sefere çıkar, birçok zafer kazanır. Efrasiyab'ın kardeşi Gerşiyuz ise Efrasiyab’dan sonra tahta çıkmayı planlamaktadır. Gerşiyuz ve Sûdâbe'nin hileleri sonucu gözden düşen Siyavuş idam edilecektir. 

Gâve
Yazan: Şemsettin Sami
Eserin çıkış noktası, iyi ile kötünün, zalim ile zulme uğrayanın çatışmasıdır. Eserdeki ana kişiler, zulmün temsilcisi zorba İran hükümdarı Dahhak ve mazlumların temsilcisi demirci Gâve’dir.

Geveze Berber
Yazan: 
Direktör Ali Bey
Eserde Firuz Bey adlı gençle sevgilisi Nesibe Hanım’ın birbirlerine kavuşma çabaları ile geveze bir berberin neden olduğu gülünç olaylar anlatılır. Firuz Bey, Nesibe Hanım’ı ilk gençliğinden beri sevmektedir. Ancak Nesibe Hanım, babası tarafından yaşlı bir adamla evlendirilir. Nesibe Hanım’ın zevcesi iki yıl sonra ölür. Ondan hiç vazgeçmeyen Firuz Bey, sevdiğine kavuşmak için her yolu dener. 

Gülnihal
Yazan: Namık Kemal
Eser, Tanzimat'ın ilk yıllarında geçmektedir. Rumeli’deki Kaplan Paşa zalim bir sancak beyidir. Paşa, en yakınlarından başlayarak sancağının bütün ileri gelenlerini ortadan kaldırmıştır. İsmet ile Muhtar birbirini sevmektedir ancak İsmet'i Kaplan Paşa da sevmektedir. Kaplan Paşa, aynı zamanda Muhtar'ın amcasıdır. Bunun yanında Muhtar'ı da halk tarafından sevildiği için kıskanmaktadır. Kaplan Paşa, birtakım hilelerle iki gencin arasını açmaya çalışsa da yaptığı oyunlar ortaya çıkar. İki gencin kavuşması için gençlere İsmet’in dadısı Gülnihal yardım edecektir. 

Hükm-i Dil
Yazan: Ahmet Mithat Efendi 

Oyun, asil bir genç kadın ile bir bahçıvan arasındaki imkansız görünen aşkı konu alır. Fransa’da geçen oyunda Paul adlı bir bahçıvan ile Comte de Braval’ın kızı Marguerite arasındaki aşk, oldukça romantik bir üslupla canlandırılır. Paul ile Marguerite bütün büyük aşklarda olduğu gibi engelleri aşmaya kararlıdırlar. Oyunun ilk bölümünde gençler birbirlerine aşklarını itiraf ederler. Fakat başka bir asilzade de Marguerite ile evlenmek istemektedir. Üstelik babaları konuşmuş ve evlenmelerini planlamışlardır. Âşıklar, ailelerinin kendilerini onaylamayacağını bildiklerinden İspanya üzerinden Amerika’ya kaçmaya karar verirler. Oyunun son perdesinde Marguerite’in annesiyle babası İspanya’da bir köy otelinin salonundadırlar; kaçakların peşine düşmüşlerdir. Kont, kızına da Paul’e de öfkeli olmasına karşın onları bulduktan sonra işler değişir ve oldukça duygusal diyaloglardan sonra evliliklerini onaylar.

Kara Bela
Yazan: Namık Kemal
Namık Kemal'in yazdığı son piyes olmasına rağmen birçok açıdan zayıf bir eserdir. Olay Hindistan'da Babürler Devleti sarayında geçer. Eserde şah kızı Behrever ile Hüsrev arasındaki soylu aşkın karşısına Behrever'e sahip olmak için çeşitli entrikalar kuran Ahşid çıkarılır. Saray hizmetkârlarından biri olan Ahşid, kara tenli bir Arap’tır. Ahşid'in Behrever'e zorla sahip olması üzerine genç kadın intihar eder. Behrever'in son nefesinde yanında bulunan Hüsrev de âşık olduğu kadının ölümüne dayanamayıp kendini hançerler. Hainliği anlaşılan Ahşid de idam edilir.

Kokona Yatıyor yahut Madam Uykuda (Uyarlama)
Yazan: 
Direktör Ali Bey
Tek perdelik komedidir. Sevgilisiyle kaçamak yapmaya giden Kostaki, eve geç geleceğini söyler. Bunu fırsat bilen eşi Kokona da baloya gider. Hizmetçi Elenko ve sözlüsü Yanko’nun boşalan evdeki eğlenme planlarını ise eve erken dönen Kostaki bozar. Elenko, düzmece oyunlarla Kokona’nın yokluğunu saklamaya çalışır.

Liberte
Yazan: 
Abdülhak Hamit Tarhan
Hece ölçüsüyle yazılan manzum tiyatro. II. Abdülhamit'in yönetim anlayışının eleştirildiği eser, 1877'de yazılmasına rağmen ancak 1913'te yayımlanmıştır. Alegorik bir eserdir. Eserde Mithat Paşa'nın (Başvekil Liberal) sürülmesi olayı alegorik tarzda ele alınarak "hürriyet" teması öne çıkarılmıştır. Oyunda şahıslar temsil ettikleri kavramlarla anılır: Liberte (hürriyet), Nasyon (millet), Liberal (yenilikçi)... Fransızca kelimeleri şahıslarına isim olarak seçen sanatçı, böylece 1789 Fransız Devrimi’nin temel kavramlarını eserine taşımış olur. 
👉 Geniş özet için tıklayınız.

Macera-yı Aşk
Yazan: Abdülhak Hamit Tarhan
Abdülhak Hamit'in yazdığı ilk oyundur. Macerâ-yı Aşk’ta ailesi tarafından istemediği bir evliliğe zorlanan genç bir kadının, sevdiği kişi ile evlenmek için verdiği mücadele ele alınır. Macerâ-yı Aşk isminin aksine birden fazla aşkı konu edinir. 
Eser, Sâkıbe ile Haydar’ın aşkını merkeze alsa da onlar dışında Şirin-Muzaffer ile Gülnaz-Abdülcebbar eşleşmeleri ile oluşan aşkları da işler. Sâkıbe, Bedr-i Felek ile evlendirilmek istenir. Fakat Sâkıbe bu evliliği istemez ve nicedir gönlünü kaptırdığı Haydar ile evlenmeyi ister. Haydar, Sâkıbe’yi sevmesine rağmen arkadaşı Bedr-i Felek'e ihanet etmemek için Sâkıbe’den uzak durmaya çalışır. Sâkıbe canına kıyacağını söyleyince Haydar onu kaçırmak zorunda kalacaktır.

Misafir-i İstiskal
Yazan: 
Direktör Ali Bey
Tek perdelik komedidir. İstiskal, soğuk davranışlarla hoşlanmadığını belli etmek demektir. Eserde rahatsız edici bir misafirin gitmesi için ev sahiplerinin verdiği zorlu mücadele eğlenceli bir atmosferde anlatılır.

Sabr u Sebat
Yazan: 
Abdülhak Hamit Tarhan
Gönlünü bir cariye olan Gülfeşân’a kaptıran Mehmet Bey, babası Münim Efendi tarafından evden uzaklaştırılır. Rumeli Paşası olan amcası da Mehmet'i kızı Zehra ile evlendirmek ister. Amcasının isteğini yerine getirmeyen Mehmet, bu sefer de amcası tarafından kovulur. Bu arada Münim Efendi, Gülfeşân'dan çocuk sahibi olmak ister ancak Gülfeşân kabul etmez. Bu nedenle de mahzene kapatılır. Farklı kimliklerle diyar diyar gezen Mehmet, oyunun sonunda sevdiğine kavuşacaktır.

Sardanapal
Yazan: 
Abdülhak Hamit Tarhan
Aruz ölçüsüyle yazılmış manzum bir oyundur. Eserde otuz bir yıl zalimane hüküm süren Asur Kralı Sardanapal’e karşı planlanan bir ihtilal anlatılır. 
Otuz bir yıldır hüküm süren Asur Kralı Sardanapal zalim ve zorba bir hükümdardır. Babil valisi Belis ile Medya emiri Arbakes hükümdara karşı bir ihtilal hazırlığındadır. Belis’in torunu Akın Darakes de ihtilal hazırlığındaki ekibin içerisindedir. Sardanapal’in kızı Yudes ile Akın Darakes birbirlerini severler. Yudes’e âşık bir başka isim ise ihtilalciler arasında yer alan Abdülbaal’dir. Üç yıl süren ihtilalin sonucunda ayaklanma saraya kadar varır. Sardanapal, ihtilali engellemek için kızı Yudes’i ihtilalcilerden birine vermek ister. Fakat Yudes’in gönlü başkasındadır. Yapacak bir şeyi kalmayan Sardanapal, sarayı içindekilerle birlikte ateşe verir. Bunlar içerisinde kendisi ve kızı Yudes de vardır. Fakat Akın, Yudes’i yanmak üzereyken saraydan kurtarır. Daha önce Yudes’i reddeden Akın’ı bu sefer Yudes reddeder ve kendisini Abdülbaal’e teslim eder. Abdülbaal de Yudes’i istemez. Yudes, bir uçurumdan atlayarak intihar eder. Yudes’in naaşı ile bir mağaraya sığınan Akın, ateşler içerisinde kalır ve o orada can verir. Bütün bu olaylardan sonra Abdülbaal de hançeriyle intihar eder.

Seydi Yahya
Yazan: Şemsettin Sami
Türk tiyatrosunda ilk kez bu oyunda koro kullanılmıştır. 
Eser, konusunu Endülüs tarihinden almaktadır. Raze kalesini koruyan Yahya, kaleyi İspanyollara vermek istemez. Ancak Zeyd adında bir hain, düşmandan para alarak nöbetçi olduğu bir gece kale kapılarını İspanyollara açar. İspanyollar, Yahya’yı yakalayıp zindana atar. Zindandaki mahkumlardan Petro, Yahya’yı aldatıp onun giysilerini giyerek zindandan kaçar ve kendisini dışarıda Yahya diye tanıtarak düşmanla anlaşır. Müslüman halk Yahya’nın hainlik ettiğini düşünür. Ancak bir süre sonra gerçek anlaşılır ve Yahya zindandan çıkarılır.

Şair Evlenmesi
Yazan: Şinasi
Eser görücü usulü ile evlenmenin sakıncaları üzerine yazılmış bir töre komedisidir. Şair Müştak Bey, bir hile ile sevgilisi Kumru Hanım yerine onun çirkin ablası ile nikahlanır. Şair gerdek gecesi işi anlar. Arkadaşı Hikmet Efendi nikahı kıyan imam Ebullaklaka’ya rüşvet verir. Rüşveti alan İmam, bir yanlışlık olduğunu, yaşça büyük olan kızı değil, boyca büyük olan kızı nikahladığını söyler ve durumu düzeltir.

Tarık
Yazan: 
Abdülhak Hamit Tarhan
Musa b. Nusayr’ın kölesi iken savaşlarda gösterdiği mücadele gücü ve azmi ile dikkat çeken Tarık, Musa b. Nusayr tarafından Endülüs’ü fethetmeye gönderilecek ordunun başına geçirilir. Ancak Endülüs’ü fetheden kişi olarak Musa b. Nusayr tarafından kıskanılır ve bu zaferi onun hapsedilmesine yol açar. Musa b. Nusayr’ın kızı Zehra’ya olan aşkını da bir vazife adamı olarak bastırmak zorunda kalır. 

Vatan yahut Silistre
Yazan: Namık Kemal
Oyunda Silistre Kalesi’nin kurtarılması için askerin gösterdiği fedakârlık ve kahramanlıklar bir aşk macerasıyla birlikte anlatılır. İslam Bey, âşık olduğu Zekiye ile vedalaşarak cepheye gider. Zekiye ise erkek kılığına girerek Adem adıyla gönüllüler arasına katılır. Silistre Kalesi komutanı Sıtkı Bey, çelimsiz bulduğu Adem’i geri göndermek ister ama Adem kabul etmez. İslam Bey, yaralandığı sırada kendisiyle ilgilenen Zekiye'yi tanır. İslam Bey ve Zekiye büyük bir kahramanlık göstererek düşmanın cephaneliğini havaya uçurur. İslam Bey, Sıdkı Bey'e Adem'in gerçek kimliğini açıklar. Bu arada Zekiye'nin Sıdkı Bey'in kızı olduğu anlaşılır. Oyun iki aşığın evlenmesiyle son bulur.
👉 Geniş özet için tıklayınız.

Vuslat yahut Sürekli Sevinç
Yazan: Recaizade Mahmut Ekrem
Vuslat çok küçük yaşta İstanbul’un tanınmış ailelerinden birine besleme olarak verilmiştir. Genç kız, evin oğlu Muhsin’le birlikte büyümüştür. Zamanla iki genç birbirlerine âşık olurlar. Muhsin Bey'in annesi bu ilişkiyi uygun bulmaz. Vuslat, kendisiyle evlenmek isteyen birine satılır. Ancak Muhsin’in aşkı genç kızı veremin pençesine iter. Aynı şekilde Muhsin de Vuslat’ın ayrılığına dayanamaz ve yataklara düşer. Piyes iki gencin ölüm döşeğinde kavuşmalarıyla sonlanır. 

Zavallı Çocuk
Yazan: Namık Kemal
Halil Bey, öksüz kalan akrabası Ata'yı yanına almıştır. Halil Bey'in kızı Şefika ile Ata birlikte büyümüştür. İki genç zamanla âşık olsalar da Şefika, bir süre sonra zengin bir paşa ile evlendirilmek istenir. Gönlü Ata’da olan Şefika, bu acıya dayanamaz ve hastalanır. Verem olan Şefika ölümün eşiğine gelmiştir. Okuldan izinli gelen tıbbiye öğrencisi Ata, Şefika’nın ölmek üzere olduğunu görünce eczaneden aldığı zehri içer. İkisi birlikte ölür.

Zor Nikahı (Uyarlama)
Yazan: Ahmet Vefik Paşa
Moliere'den uyarlamadır. 50 yaşından sonra evlenmeye niyetlenen Hacı Ivaz Ağa, evlenme düşüncesi için kimden fikir almak isterse cevap alamaz. Sonradan evlenme fikrinden vazgeçmek ister ancak evlenmeyi düşündüğü kızın ailesi buna müsaade etmez ve zorla nikâhlanır.

Zoraki Tabip 
(Uyarlama)
Yazan: 
Ahmet Vefik Paşa
Moliere'den uyarlamadır. Kocasından yediği dayakların intikamını almak isteyen bir kadının hikayesidir. Kadın, kocasını usta bir hekim diye etrafa yayar. Hastaların hücumuna uğrayan kocayı bu zor durumdan kurtaran yine karısı olur. 



Eser Özetleri Konu Testi 1

Yararlanılan kaynaklar için Kaynakça sayfamıza bakınız.

2 yorum:

  1. Şu anda Şair Evlenmesi'nin geniş özetine tıklayınca ''noktalama işaretlerine'' gönderiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uyarınız için teşekkür ederim,sorun çözülmüştür.

      Sil

Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretmemiz için yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.