31 Aralık 2018 Pazartesi

Tanzimat Dönemi Tiyatro Özetleri

Açıkbaş
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Dört perdeden oluşan oyun bir komedidir. Eserde, kendisine kızını vermeyen bir babayı nefesi kuvvetli bir hoca (Açıkbaş) kılığına girip kandıran Fettan’ın hikâyesi anlatılır.
Hüsnü Bey, 65 yaşında olmasına karşın henüz yeni delikanlı gibi yaşar. Bu gençlik takıntısından dolayı hanımı ölünce kızı yaşında olan Hesna Hanım’la evlenir. Hüsnü Bey vefat eden eşinden olma kızı Yekta'yı kendisi gibi ihtiyar bir adam olan Şehsuvar'la evlendirmek ister. Yekta ise Fettan'a âşıktır. Hesna Hanım ise Yekta’yı isteyen Şehsuvar Bey’in oğlu Numan'a âşıktır. Kızın Şehsuvar ile evlenmesini Numan’la olan ilişkisinden dolayı arzulamaktadır. Bu çıkmazda herkes çare için İstanbul’da nefesi ve dualarıyla ün kazanmış Açıkbaş Hoca’ya (Fettan) müracaat eder. Şehsuvar Bey Yekta’yı, Hesna Hanım Numan'ı, Hüsnü Bey her şeye rağmen o kadar gencini bulamayacağı için Hesna’yı, Yekta da Fettan’ı istemektedir. Açıkbaş Hoca, bunların kolayca halledilebileceğini söyler ve bir hile ile Hüsnü Bey’i kandırır ve kızıyla nikâhlanır. Nikahtan sonra Açıkbaş’ın Fettan olduğu anlaşılır ve perde kapanır. Oyunun ana düşüncesi evlilikte yaş uyumunun önemi, evlilikte kadının da rızasının aranması ile batıl inançlardan yüz çevirmenin gerekliliğidir.


Afife Anjelik
Yazan: Recaizade Mahmut Ekrem
Oyunda, kocası savaşa giden genç ve güzel kontes Anjelik’in kötü niyetli hizmetlisi Josef'e karşı verdiği mücadele anlatılır. Kont Mişel, savaşa giderken karısını çok güvendiği adamı Josef'e emanet eder. Josef ise Anjelik'e birlikte olmayı teklif eder. Reddedilen Jozef, Anjelik'e iftira atar. İdamına karar verilmesine neden olan bu iftiraya karşı, Anjelik’in gururunu korumak adına yaşadığı acılara göğüs gerer. Anjelik her ne pahasına olursa olsun Josef'e teslim olmamaya kararlıdır. Onun tek endişesi kocasına doğruları anlatabilmektir. Bir mektup yazıp en çok güvendiği hizmetçisine verir. Ölüm fikrine kendini alıştırmıştır. Fakat idam edilmek üzereyken cellatlar ona acır ve hapiste doğurduğu kızıyla birlikte dağlara kaçması için serbest bırakılırlar. Kocası Kont Mişel, savaştan döndüğünde gerçekleri öğrenir ve Josef'i öldürtür. Sonra bir tesadüf eseri karısı ile kızını dağda bulunca onlardan af diler ve eski hayatlarına geri dönerler.


Akif Bey
Yazan: Namık Kemal
Akif Bey, masum bir kadın sandığı Dilruba ile evlidir. Akif Bey, savaşa giderken karısını babası Süleyman Kaptan'a emanet eder. 
Esad isimli bir gençle evlenmek isteyen Dilruba ise iki yalancı şahit bularak kocasının öldüğünü söyler. Düğün gecesi eve gelen ve babasından her şeyi öğrenen Akif Bey, sarhoş halde düğün evine gelir. Akif Bey, Dilrübâ'yı öldürmek isterken araya giren Esad'ı vurur. Esad da hançeriyle Akif Bey'i yaralar. Dilrübâ fırsattan istifade edip kaçmak isterken önüne çıkan Süleyman Kaptan tarafından öldürülür.

Ayyar Hamza
Yazan: Direktör Ali Bey

Fransız komedi yazarı Moliere'in (Les Fourberies de Scapin) Scapin'in Dolapları adıyla bilinen eserinin uyarlamasıdır. Muhterem Efendi ve Zuhuri Efendi zenginliklerine zenginlik katmak amacıyla, oğullarını kendi istedikleri kızlarla evlendirmeye kalkışırlar. Ancak oğulları Sena ve Nimet sevdikleri kadınlarla evlenmek niyetindedirler. Sena ve Nimet, uşakları Hamza ve Yâver’in de yardımıyla babalarına türlü oyunlar oynarlar. Evlenmek istedikleri kadınlar da aslında Muhterem Efendi ve Zuhuri Efendi’nin küçük yaşlarda izlerini kaybettikleri kızlarıdır.

Besâ yahûd Ahde Vefâ
Yazan: Şemsettin Sami

Dönemin birçok eserinde görüldüğü gibi bu eser de iki isimlidir. 1874’te yazılan eser, aynı yıl Güllü Agop'un Osmanlı Tiyatrosunda oynanmış ve hemen ardından yasaklanmıştır. Eserde Müslüman Arnavutların kültürel değerlere olan bağlılığı ele alınır. Besâ, Arnavutçada yemin etmek anlamına gelmektedir. Eserde birbirini izleyen sahneler boyunca dramatik bir hâl alan ve giderek trajediye dönüşen bir olay örgüsü söz konusudur. Töre, vatan sevgisi, hürriyet, sosyal adaletsizlik ve sömürü düzenine karşı direniş eserde dikkat çeken temalardır. 

Celaleddin Harzemşah
Yazan: Namık Kemal
On altı perdelik tarihî oyun.
İmparatorluğun kurtuluşunu Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberlikte gören yazar eserini İslam Birliği ülküsüyle yazmıştır. Namık Kemal, eserin yaklaşık 69 sayfalık ön sözünde (Mukaddime-i Celâl) edebiyat ve tiyatro ile ilgili görüşlerini açıklamıştır.
Eserde, Harzemşahlar Devleti'nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah'ın hayatı, kahramanlığı ve Moğollara karşı Türk-İslam dünyasını korumak için giriştiği mücadele anlatılır. 
Yıkılmakta olan bir imparatorluğa, eski ihtişamlı günlerini hatırlatarak onu yeniden ayakları üzerinde yükseltmek isteyen Namık Kemal, Celaleddin Harzemşah'a eserinde kahramanlık ve vatanla ilgili yüce duygular yüklemiştir. Celaleddin Harzemşah, Türk-İslam memleketlerine yayılan Moğol istilası önünde vatanı, milleti ve İslam dini için tam bir imanla çarpışıp şehit olur. 

Cünun-ı Aşk
Yazan: Abdülhak Hamit Tarhan
Hintli Maharaça, Londra'da biri İngiliz Florans, diğeri Fransız Öjeni olmak üzere iki kadına da âşıktır. Florans, bir deniz subayı olan Koper ile nişanlı olmasına rağmen Maharaça'nın Hindistan'a gitme teklifini kabul eder. Koper da Florans'tan ayrılarak Öjeni ile evlenir. Maharaça ile Hindistan'a giden Florans, bir süre sonra Maharaça’dan uzaklaşır. Bu arada Florans’ın babası, Hindistan Valisi; Koper de vali yaveri olarak Hindistan’da göreve başlar. Florans’tan umduğunu bulamayan Maharaça, bütün servetini kaybetmek pahasına nikah gününün öncesinde kendini ölmüş gibi gösterir. Cenaze töreninde Maharaça için samimi olarak bir tek Öjeni üzülür. Bunu gören Maharaça, Öjeni’nin kendisini gerçekten sevdiğini anlar. Maharaça, Öjeni ile evlenerek uzun bir deniz yolculuğuna çıkar. İhtiyaçlarını gidermek için İngiltere'de bir sahile yanaşırlar. Burada bir baloda Florans ve Koper'le karşılaşırlar ve evlenmiş olduklarını öğrenirler. Eser, bir anlamda başladığı noktaya dönerek biter.


Çengi yahut Daniş Çelebi
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Yazarın aynı adı taşıyan romanından oyunlaştırılmıştır. Eser, batıl inançlarla büyütülmenin sakıncaları üzerine yazılmıştır. Daniş Çelebi efsuncu bir kadının oğludur. Annesi onu cin, peri hikayeleri anlatarak büyütmüştür. Daniş Çelebi çocukluğundan beri dinlediği bu masallarla adeta çıldırır. Büyüdüğünde de çevresinde alay konusu olur. Arkadaşlarının peri kıyafetine soktukları bir cariyeyi gerçekten peri zanneden Daniş, cariyeyi alıp götürmek ister. Kendisiyle eğlenenler buna razı olmayınca annesi araya girerek cariyeyi satın alır. Annesi aslında ahlaksız bir kadındır. Aşıklarını çevresine periler alemiyle münasebet şeklinde göstermektedir. Cariye de bu oyuna dahil olur. Daniş'e sadece dadısı Dilferah acır. Annesinin ölümünden sonra Daniş, sözde perinin elinde kalır. Dadı, kadını öldürmesi için Daniş'i kışkırtır. Dadının niyetini anlayan cariye, uyumakta olan Dilferah'ı kendi yatağına yatırarak Daniş'in dadısını öldürmesine neden olur. Kendisi de Daniş'i çılgınlığıyla baş başa bırakarak gider.


Çok Bilen Çok Yanılır 
Yazan: Recaizade Mahmut Ekrem
Kadı Azmi Efendi, Maraş Kaymakamı Edip Efendi’nin kızı Lütfiye'nin Halep Valisi İlyas Paşa'nın oğlu İhsan'la evleneceğini duyar. Bu evliliğin gerçekleşmesini kendi çıkarları açısından uygun görmeyen Azmi Efendi, bu evliliği önlemek için eli yüzü düzgün bir adamı Kaymakama İlyas Paşa'nın oğlu İhsan Bey diye tanıtarak Lütfiye ile evlendirmeye çalışır.
Bu arada İhsan kendini bir seyyah olarak tanıtarak evleneceği kızı yakından görmek için Maraş'a gelmiştir. Bir gün de Kadıyı makamında ziyaret eder. Kadı ise planını uygulamak için aradığı adamı bulduğunu düşünür. Kadı'nın amacını anlayan İhsan kumpasın kurulmasına müsaade eder. Bu sayede evleneceği hanımı da yakından tanıma şansına erişecektir. Kadı Efendi, çevirdiği dolapların başarıya ulaştığını düşünerek sevinç duyar. Oysa Kadı'nın İhsan Bey diye yutturduğunu zannettiği koca adayı, seyyah kılığında Maraş’a gelen gerçek İhsan Bey’den başkası değildir. ➤ Geniş özet için tıklayınız.

Duhter-i Hindu
Yazan: Abdülhak Hamit Tarhan
Duhter, Farsça kız, Duhter-i Hindu ise Hintli Kız ya da Hint Kızı anlamına gelmektedir.
Beş perdeden oluşan eserin tamamına yakını mensurdur. Oyunda, Hindistan'daki İngiliz sömürgeciliği bir aşk üçgeni etrafında işlenir. Eserde olaylar İngiliz egemenliğindeki Hindistan’da, Hintli kız Surucuyi ile İngiliz Subay Tomson’ın ilişkileri çevresinde gelişir.
Surucuyi her ne kadar Tomson’ı güvenilir bulmaz ancak her şeye rağmen ona aşık olmuştur. Sevdiği adamın ilgisinden başka bir beklentisi de yoktur aslında. Tomson ise Surucuyi’nin sadece güzelliğine değer verir. ➤ Geniş özet için tıklayınız.

Eyvah
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Beş perdeden oluşan oyunda “birden fazla kadınla evlenme âdeti" eleştirilmiştir. Eserin kurgusu, iki eşli Meftun Bey’in Sabire ile Leyla arasında kalmasına dayanır. Sabire Hanım çok kıskanç bir kadındır. Meftun'un hayatında bir kadın daha olmasına değil onun kadınlardan söz etmesine bile tahammül edemez. Eser, koca ile karısı arasındaki bir tavla partisiyle başlar. Sabire kazanırsa Meftun bir daha evlenmekten bahsetmeyecek ancak Meftun kazanırsa Sabire ikinci eşe razı olacaktır. Oyunda Sabire Hanım kazanması hiçbir şeyi değiştirmez çünkü Meftun Bey zaten evlidir. Meftun Bey ne Sabire’ye Leyla’dan ne de Leyla’ya Sabire’den bahseder. İstanbul’un iki farklı mahallesinde iki evi, iki eşi olan Meftun, haftayı da ikiye bölmüştür. İş bahanesiyle iki tarafı da idare etmektedir. Meftun’un bu hâli, Sabire’nin babası Rifat Efendi tarafından fark edilir. Rifat Efendi, damadından Sabire'yi boşamasını ister. Meftun, Sabire’ye kötü davranarak onu kendinden soğutmaya çalışır ve ardından onu boşar. Meftun’dan ayrılan Sabire, üzüntüsünden yataklara düşer. Son arzusu Meftun’u görmektir. Sabire’den ayrıldığı için pişman olan Meftun, derhal Sabire'nin yanına gider. Sabire, Leyla’dan haberdar olduğunu söyleyerek ondan Leyla'yı boşamasını ister. Meftun Sabire'nin son arzusunu yerine getirir. Sabire, oyunun sonunda kendinden geçer, yere düşer. Perde de Meftun’un "Eyvah, gitti Sabire’m, Leyla da.. gitti." sözleriyle kapanır.


Finten
Yazan: Abdülhak Hamit Tarhan
Oyun İngiltere'de geçmektedir. Hırslı, güzel ve zengin bir kadın olan Finten'in en büyük hayali, İngiliz aristokrat sınıfına girebilmektir. Kanadalı olan Finten, Avustralya'da altın ticareti yapan, zengin ve yaşlı Mister Kros ile evlidir ancak amacına ulaşabilmek için Lord Dik'le yakınlaşır. Yaşlı kocası ve asalete çok önem veren Lord Dik’in annesi, Finten'in önündeki iki büyük engeldir. Finten, Hintli uşağı Davalaciro’dan olma "ucube" oğlunu da Lord Dik’ten olmuş gibi gösterir. Bu arada, Finten'e karşı nefretle aşk arasında gidip gelen hisler besleyen Davalaciro, çocuğun kendisinden olduğunu bilmemektedir. ➤ Geniş özet için tıklayınız.


Gâve
Yazan: Şemsettin Sami
Eserin çıkış noktası, iyi ile kötünün, zalim ile zulme uğrayanın çatışmasıdır. Eserdeki ana kişiler, zulmün temsilcisi zorba İran hükümdarı Dahhak ve mazlumların temsilcisi demirci Gâve’dir.


Gülnihal
Yazan: Namık Kemal
Eser, Tanzimat'ın ilk yıllarında geçmektedir. Rumeli’deki Kaplan Paşa zalim bir sancak beyidir. Paşa, en yakınlarından başlayarak sancağının bütün ileri gelenlerini ortadan kaldırmıştır. İsmet ile Muhtar birbirini sevmektedir ancak İsmet'i Kaplan Paşa da sevmektedir. Kaplan Paşa, aynı zamanda Muhtar'ın amcasıdır. Bunun yanında Muhtar'ı da halk tarafından sevildiği için kıskanmaktadır. Kaplan Paşa, birtakım hilelerle iki gencin arasını açmaya çalışsa da yaptığı oyunlar ortaya çıkar. İki gencin kavuşması için gençlere İsmet’in dadısı Gülnihal yardım edecektir. Eserin uzun özeti için tıklayınız.


Hükm-i Dil
Yazan: Ahmet Mithat Efendi 

Oyun, asil bir genç kadın ile bir bahçıvan arasındaki imkansız görünen aşkı konu alır. Fransa’da geçen oyunda Paul adlı bir bahçıvan ile Comte de Braval’ın kızı Marguerite arasındaki aşk, oldukça romantik bir üslupla canlandırılır. Paul ile Marguerite bütün büyük aşklarda olduğu gibi engelleri aşmaya kararlıdırlar. Oyunun ilk bölümünde gençler birbirlerine aşklarını itiraf ederler. Fakat başka bir asilzade de Marguerite ile evlenmek istemektedir. Üstelik babaları konuşmuş ve evlenmelerini planlamışlardır. Âşıklar, ailelerinin kendilerini onaylamayacağını bildiklerinden İspanya üzerinden Amerika’ya kaçmaya karar verirler. Oyunun son perdesinde Marguerite’in annesiyle babası İspanya’da bir köy otelinin salonundadırlar; kaçakların peşine düşmüşlerdir. Kont, kızına da Paul’e de öfkeli olmasına karşın onları bulduktan sonra işler değişir ve oldukça duygusal diyaloglardan sonra evliliklerini onaylar.

Kara Bela
Yazan: Namık Kemal
Namık Kemal'in yazdığı son piyes olmasına rağmen birçok açıdan zayıf bir eserdir. Olay Hindistan'da Babürler Devleti sarayında geçer. Eserde şah kızı Behrever ile Hüsrev arasındaki soylu aşkın karşısına Behrever'e sahip olmak için çeşitli entrikalar kuran Ahşid çıkarılır. Saray hizmetkârlarından biri olan Ahşid, kara tenli bir Arap’tır. Ahşid'in Behrever'e zorla sahip olması üzerine genç kadın intihar eder. Behrever'in son nefesinde yanında bulunan Hüsrev de âşık olduğu kadının ölümüne dayanamayıp kendini hançerler. Hainliği anlaşılan Ahşid de idam edilir.

Macera-yı Aşk
Yazan: Abdülhak Hamit Tarhan
Abdülhak Hamit'in yazdığı ilk oyundur. Macerâ-yı Aşk’ta ailesi tarafından istemediği bir evliliğe zorlanan genç bir kadının, sevdiği kişi ile evlenmek için verdiği mücadele ele alınır. Macerâ-yı Aşk isminin aksine birden fazla aşkı konu edinir. 
Eser, Sâkıbe ile Haydar’ın aşkını merkeze alsa da onlar dışında Şirin-Muzaffer ile Gülnaz-Abdülcebbar eşleşmeleri ile oluşan aşkları da işler. Sâkıbe, Bedr-i Felek ile evlendirilmek istenir. Fakat Sâkıbe bu evliliği istemez ve nicedir gönlünü kaptırdığı Haydar ile evlenmeyi ister. Haydar, Sâkıbe’yi sevmesine rağmen arkadaşı Bedr-i Felek'e ihanet etmemek için Sâkıbe’den uzak durmaya çalışır. Sâkıbe canına kıyacağını söyleyince Haydar onu kaçırmak zorunda kalacaktır.

Seydi Yahya
Yazan: Şemsettin Sami
Eser, İspanya’da İslamiyet'in egemenliğinin kırılma döneminde yaşanan bir ihaneti işler. Türk tiyatrosunda ilk kez bu oyunda koro kullanılır.

Şair Evlenmesi
Yazan: Şinasi
Edebiyat tarihimizin ilk tiyatro eseridir. Tek perdelik bir komedidir. Şinasi, eserini yazarken geleneksel Türk tiyatrosundan yararlanmıştır. Eser görücü usulü ile evlenmenin sakıncaları üzerine yazılmış bir töre komedisidir. Şair Müştak Bey , bir hile ile sevgilisi Kumru Hanım yerine onun çirkin ablası ile nikahlanır. Şair gerdek gecesi işi anlar. Arkadaşı Hikmet Efendi nikahı kıyan imam Ebüllaklaka’ya rüşvet verir. Rüşveti alan İmam, bir yanlışlık olduğunu, yaşça büyük olan kızı değil, boyca büyük olan kızı nikahladığını söyler ve durumu düzeltir.

Vatan yahut Silistre
Yazan: Namık Kemal
Sahnelenen ilk Türk tiyatrosudur (1873).
Namık Kemal’in 1872’de kaleme aldığı dört perdelik tiyatro yapıtıdır. Yazarın ilk tiyatro eseridir. Eserin ilk sahnelenmesinden sonra izleyicilerin heyecana gelerek başlattıkları gösteri ve olaylar, yazarın tutuklanarak Magosa'ya sürülmesine sebep olmuştur.
İslam Bey savaş çıkınca nişanlısı Zekiye ile vedalaşır ve cepheye gider. Zekiye erkek kılığına girerek Adem adıyla gönüllüler arasına katılır. Silistre kalesi komutanı Sıtkı Bey, Adem’i çelimsiz bulur ve geri göndermek ister ama Adem kabul etmez. İslam Bey yaralanır, Abdullah Çavuş ve Adem düşman cephaneliğini havaya uçurur, kale kurtarılır. Adem'in kimliği ortaya çıkar. Sıtkı Bey’in daha önce öldüğünü sandığı babası olduğunu da öğrenen Zekiye, zafer sevinci içinde İslam Bey’le evlenir.


Vuslat yahut Sürekli Sevinç
Yazan: Recaizade Mahmut Ekrem
İstanbul’un tanınmış ailelerinden Tevfik Efendi’nin oğlu Muhsin Bey ile küçük yaşta konağa besleme olarak alınan Vuslat birlikte büyür. Aralarında başlayan aşk sonrasında bir takım talihsiz olaylar gerçekleşir. Muhsin verem döşeğindedir. İki genç aynı yatakta can verir. Oyunda asıl vurgulanmak istenen tema anne ve babaların çocuklarının evliliği konusunda  takındığı yanlış tutumların neden olabileceği kötü sonuçlardır. Eser tema açısından Namık Kemal’in “Zavallı Çocuk” adlı eserine benzemektedir.

Zavallı Çocuk
Yazan: Namık Kemal
Halil Bey, öksüz kalan akrabası Ata'yı yanına almıştır. Halil Bey'in kızı Şefika ile Ata birlikte büyümüştür. İki genç zamanla âşık olsalar da Şefika, bir süre sonra zengin bir paşa ile evlendirilmek istenir. Gönlü Ata’da olan Şefika, bu acıya dayanamaz ve hastalanır. Verem olan Şefika ölümün eşiğine gelmiştir. Okuldan izinli gelen tıbbiye öğrencisi Ata, Şefika’nın ölmek üzere olduğunu görünce eczaneden aldığı zehri içer. İkisi birlikte ölür.

İlgili Sayfalar



Eser Özetleri Konu Testi 1 (yeni)

Yararlanılan kaynaklar için Kaynakça sayfamıza bakınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.