27 Kasım 2018 Salı

Tanzimat Dönemi Roman ve Hikaye Özetleri

Araba Sevdası 
Yazan: Recaizâde Mahmut Ekrem
İlk realist roman olarak kabul edilmektedir. Romanın teması, yanlış Batılılaşmadır. Üstünkörü bir eğitim görmüş Bihruz Bey bir vezir oğludur. Babası ölünce bir miktar paraya kavuşur. Kendini eğlenceye kaptıran Bihruz gönlünü Periveş adlı bir kıza kaptırır. Yalancı ve dalkavuk arkadaşı ona Periveş'in öldüğünü söyler, bu üzüntü içinde Şehzade başında yürürken Periveş'e çok benzeyen birini görür ve onu Periveş'in ablası sanır. Bihruz'un ahmaklığını anlayan kadın, Periveş diye aradığı kişinin kendisi olduğunu söyler. Sonunda, Bihruz sevdiği kadının öyle sandığı gibi yüksek bir aileden olmayıp tersine düşkün bir kadın olduğunu anlar ve Periveş'le yanındaki Çengi Hanım'ın hakareti ve gülüşmeleri arasında oradan uzaklaşır.  

Geniş özet için tıklayınız.

Cezmi
Yazan: Namık Kemal 
Edebiyatımızın ilk tarihi romanı olarak kabul edilmektedir.
Yazar, iki cilt olarak tasarladığı bu eserin sadece ilk cildini tamamlayabilmiştir. Roman, Namık Kemal’in İslam birliği ülküsü ile ilgilidir. Romanın kahramanı III. Mehmet devrinde İstanbul’da ortaya çıkan bir sipahi ayaklanmasının lideri olan Cezmi’dir. Eserde Cezmi’nin yetişmesi, Osmanlı-İran savaşlarındaki kahramanlıkları, İran’da esir olan Kırım Şehzadesi Adil Giray’ı kurtarma çabaları, yazarın coşkun üslubu ile anlatılır. Adil Giray ile ona âşık olan İran şahının karısı ve kız kardeşi romanın sonunda ölürler.


Çengi
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Daniş Çelebi, geçimini mahallede muskalar ve büyüler yaparak sağlayan bir kadının tek çocuğudur. Daniş Çelebi de okuduğu kitaplar ve dinlediği cin ve peri hikâyeleriyle gerçeklik duygusunu kaybetmiştir. Mahalleliye göre o, artık cinlere ve perilere kapılmış bir mecnundur. Bir gün, kibar bir bey olan Engürüsizâde, mahallenin deliliği dillere destan genç delikanlısı Daniş Çelebi ile eğlenmek için ona bir oyun hazırlar. Kendi eşrafından misafirlerini konağına davet eder ve Peri isimli cariyesine peri kıyafetleri giydirerek Daniş Çelebi’yi alaya alır. Geniş özet için tıklayınız.

Dünyaya İkinci Geliş
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
1875 tarihli romanın diğer adı "İstanbul'da Neler Olmuş"tur. Romanda, III. Selim'in kurduğu Nizam-ı Cedit ile Yeniçeri Ocakları arasında yaşanan çekişme, bir aşk macerası etrafında anlatılır. 
İstanbul’da Veysel Efendi'nin kâhyalığına kadar yükselmiş, hadım köle Mesut, geceleri kadın kılığına girerek konak konak dolaşmaktadır. Bu dolaşmaları sırasında, efendisinin oğlu Osman ile ilişkisi olduğu için esirciye teslim edilen cariye ile karşılaşır. Cariye onu tanıyınca Mesut, kendisini ele vereceğinden korktuğu kadını ortadan kaldırmak ister ancak yapamaz. Cariyeyi adadaki bir mağaraya hapseder. Lalası olduğu Osman'ın yalvarmalarına dayanamayınca ona, sevdiği kıza kavuşmasının bir çeşit ölümle mümkün olacağını söyler. Delikanlı kabul edince, o da cariyenin hapsedildiği mağaraya kapatılır. Orada bir de oğulları doğan Osman’la Nergis, yedi yıl sonra bir yolunu bulup mağaradan çıkar. Bu ikisi için "dünyaya ikinci geliş"tir. Mağarada geçirdikleri zaman zarfında İstanbul’da ve dünyada çok şeyler olmuştur.

Dürdane Hanım
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Genç, güzel, zengin ve iyi eğitimli dul bir kadın olan Ulviye, roman okumayı çok sevmektedir. Bir süre sonra okuduğu romanlarla yetinmeyip iyi bir roman kahramanı olacağını düşündüğü komşusu Dürdâne Hanım'ı izlemeye başlar. İki yalı arasına gizlice bağladığı telefon aracılığıyla, Dürdâne'nin zengin bir genç olan Mergub Bey'le görüştüğünü ve bu ilişki sonunda hamile kaldığını öğrenir. Megrup Bey'in Dürdane Hanım ile evlenmeye razı olmaması üzerine Ulviye, olaylara müdahale etmeye başlayacaktır. Geniş özet için tıklayınız.


Esrar-ı Cinayat
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Eser, "edebiyatımızın ilk polisiye romanı" dır.
Olay, İstanbul gazetelerinde yer alan bir haberle başlar. Karadeniz’den dönen balıkçılar İstanbul Boğazı'ndaki bir kayalıkta bir genç kızla iki adamın cesedini bulur. Olaya Beyoğlu Kaymakamlığı soruşturma memurlarından Osman Sabri el koyar. Bu olaydan bir ay sonra Beyoğlu'nda Halil Suri adındaki Hristiyan Arap evindeki odasında asılı bulunur. Halil Suri, dönemin ileri gelenleriyle sıkı fıkı ilişkileri olan zengin bir adamdır. Olay, ilk önce intihar zannedilir. Osman Sabri, doktor raporlarından yola çıkarak olayın cinayet olduğunu ortaya çıkarır. Osman Sabri, bu cinayetle diğer cinayetler arasında bir bağ olduğunu keşfedecektir. Geniş özet için tıklayınız.


Felatun Bey ile Rakım Efendi 
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Osmanlıda yanlış Batılılaşma sorununu alafranga züppe tipiyle işleyen eser, "Bey" ve "Efendi" kelimelerinin çağrıştırdığı Doğu – Batı çatışmasını işler.
Felâtun, yazarın idealize ettiği neredeyse kusursuz bir tip olan Rakım'ın olamadığı her şeydir. Felatun Bey, bir Batılı gibi yaşamaya heveslenir ancak bu konuda tek yapabildiği, yarım yamalak bir Fransızca ve en moda giysilerle Beyoğlu'nda gezmektir. Tembeldir, roman boyunca onu çalışırken hiç görmeyiz. Her şeyi birbirine karıştırır; kendi kültürünü, dilini doğru dürüst bilmez. Başını, sonunu düşünmeden hareket ettiğinden komik durumlara düşer; çok para harcar. Saftır; kendisini gerçekten sevdiğini sandığı hoppa bir Fransız aktrise tutulmuştur. Rakım'ın uyarmasına rağmen bütün servetini onun uğrunda tüketir. Rakım Efendi ise Felatun Bey'in tam karşıtı bir tiptir. Küçük yaşta anasız babasız kalmasına, çok yoksul olmasına rağmen dadısının yardımıyla kendini çok iyi yetiştirir. Çamaşırcılık yaparak kendisini büyüten dadısına minnettardır. Çok çalışarak Fransızca öğrenir, kendisine iyi bir iş bulur, yabancılara Türkçe dersleri verir. Evine cariye olarak aldığı Canan'ı eğitir, yetiştirir ve so­nunda onu severek onunla evlenir. Mutlu bir evlilik yaşarlar. Geniş özet için tıklayınız.


Hasba (Hikaye)
Yazan: Nabizade Nazım
Kırk yaşını aşkın ve evli bir adam olan Behzat'ın bir vapur yolculuğu sırasında tanıştığı Galip ve Aliye'nin on iki yaşındaki kızı Şahande'ye aşık oluşunun anlatıldığı hikayede, daha çok Behzat'ın kendisiyle yaptığı iç mücadeleye dikkat çekilmiştir. Hasba ile arkadaş olan Behzat, İstanbul'a döndükten sonra bu aileyle görüşmeye devam eder. Daha sonra Behzat'ın gayretleriyle Hasba yatılı bir okula verilir. Aradan dört yıl geçtikten sonra, Hasba evlenir. Nikah şahitliğini de Behzat yapar. 


Hâlâ Güzel (Hikaye)
Yazan: Nabizade Nazım
Hikayenin kahramanı yaşı elliye yaklaşmış Safder adlı bir erkektir. Safder, sevmediği eşi Sıdıka ile mutsuz bir hayat sürmektedir. Hikayede geriye dönüş yapılarak yirmi yıl önce Safder'in Fahriye adlı bir kıza aşık oluşu anlatılır. Safder, Fahriye ile evlenir ve mutlu bir hayat sürmeye başlar. İki çocuk sahibi olduktan sonra, Safder bir memuriyet ile Avrupa'ya gönderilir. Aradan sekiz sene geçtikten sonra İstanbul'a dönen Safder Fahriye'yi değişmiş bulur. Fahriye, Safder Avrupa'dayken başka birine aşık olmuştur. Sonunda ayrılırlar ve Safder şimdiki eşi Sıdıka ile evlenir. Fahriye'nin evlendiği yeni eşi de bir müddet sonra ölür. Hikayenin sonu Safder ile Fahriye'nin oğulları Fahri'nin eğitimiyle ilgili bir meseleyi görüşmek için dokuz yıl sonra karşılaşmalarıyla biter.


İntibah
Yazan: Namık Kemal 
Roman "Ali Bey'in Sergüzeşti" adıyla da bilinmektedir. Edebiyatımızın ilk edebi romanıdır.
Hayat tecrübesi olmayan, iradesiz ve mirasyedi bir genç olan Ali Bey'in hikayesidir. Romanda idealize edilen kadın tipi olan Dilaşup, bir köledir. Yazar bu tip ile kader algısı olarak adlandırılan kölelik durumunu da işler. Ali Bey, zamanın meşhur hafifmeşrep kadınlarından Mahpeyker’le tanışır. Annesi oğlunu korumak için Dilaşup adlı bir cariye alır. Terk edileceğini anlayan Mahpeyker Dilaşup’a iftira atar, Ali Bey’i öldürtmek için batakhaneye getirir. Orada bulunan Dilaşup Ali Bey’i ölümden kurtarır ama kendisi ölür. Ali Bey de Mahpeyker’i öldürür. Kendisi de hapiste ölür.

Karabibik
Yazan: Nabizâde Nazım
İlk köy romanı olarak kabul edilmektedir.
Bir çift öküz edinmeye çalışan, tek çocuklu, dul bir çiftçinin hikayesidir. Olay, Antalya'nın Kaş İlçesine bağlı Beymelik köyünde geçer. Karabibik, babadan kalma on iki dönümlük tarlasının dört dönümünü önceden satmış, kalan sekiz dönüme bir çift öküz de edinerek sahip olmaya, özellikle de Yosturoğlu’na kaptırmamaya çalışmaktadır. Bir çift öküze borç alarak kavuşan Karabibik, yaşı geçkin, tembel ve biraz da budala olan kızı Huri'ye bir kısmet çıkar. Karabibik'in elde kalan toprağını da almak isteyen Yosturoğlu'nun yeğeni Hüseyin ile Huri evlenir. Bu arada Temre'de hekim olan Linardi, Karabibik’in tümüyle geçmemiş olsa da uzun süren hastalığını tedavi etmiştir. Hekim şakacı ve Karabibik’e karşı naziktir. Linardi’nin karısı Eftalya da Karabibik’e karşı pek serbest davranmakta onunla açık açık şakalaşmaktadır. Bir gün Karabibik doktora gider, doktor evde yoktur; kadının cazibesine dayanamayan Karabibik o esnada işi ileriye götürmek ister fakat kadının alayına maruz kalır.


Sergüzeşt
Yazan: Sami Paşazade Sezai
Romantizmden realizme geçiş özelliği gösteren eserin konusu esarettir.
Esircilerin Kafkasya’dan getirdikleri Dilber, dokuz yaşında İstanbul’da bir eve 40 liraya satılır. Evin hanımı ve zenci halayık Taravet çocuğa acımasız davranır. Evin reisi memuriyet için Anadolu’ya gideceğinden evin fazla eşyalarıyla birlikte Dilber’i de 65 liraya esirciye satar. İleride fazla para etmesi için ut çalmayı, şarkı söylemeyi de öğrenen Dilber, bir süre sonra 150 liraya Asaf Paşa’nın konağına satılır. Konağın oğlu Celal, Dilbere aşık olur. Bunu öğrenen annesi Dilber’i evden uzaklaştırır. Dilber bu kez Mısır’da zengin bir Mısırlının cariyesi olmuştur. Kapatıldığı evden kaçmak üzereyken geleceği hakkında umutsuzluğa kapılır ve çareyi kendini Nil nehrine atıp intihar etmekte bulur. Romanın uzun özeti için tıklayınız.

Taaşşuk-u Talat ve Fitnat
Yazan: Şemsettin Sami
İlk yerli roman olarak kabul edilmektedir. Acıklı bir aşk hikayesini anlatan eser, teknik bakımdan kusurludur.
Talat, Hacı Babanın dükkanında onun üvey kızı Fitnat'ı görür ve ona aşık olur. Fitnat da Talat'a aşık olmuştur. Talat, kadın kılığına girerek ve Ragıbe adıyla Fitnat'ın evine nakış öğrenmeye gider. Talat, Fitnat'ın da kendisine aşık olduğunu anlayınca, ona kendisini Talat'ın kız kardeşi olarak tanıtır. Üsküdar'da zengin ve dul bir adam olan Ali Bey'le Fitnat'ı evlendirmek isterler. Fitnat, Ragıbe'ye bu haberi verdiği gün Ragıbe gerçek kimliğini açıklar. İki genç şayet evlenemeyecek olurlarsa intihar etmeye karar verirler. Fitnat'a evdekiler bir hile yapar ve onu Ali Bey'le nikahlarlar ve yazlığa gidiyoruz diyerek düğün evine götürürler. Gerçeğin farkına varan Fitnat ile Ali Bey arasındaki tartışmada Fitnat'ın boğazından kopan ve elinde kalan muskayı açıp okuduğunda onun öz kızı olduğunu öğrenir. Ali Bey telaşla Fitnat'ın odasına geri döndüğünde vakit çok geçtir, genç kız intihar etmiştir. Bu arada Talat da gelir. O da sevgilisini kanlar içinde görünce dayanamaz ve ölür. Şuur kaybı geçiren Ali Bey de sadece altı ay yaşar. Romanın uzun özeti için tıklayınız.


Zavallı Kız (Hikaye)
Yazan: Nabizade Nazım

Hikayenin başkahramanı zengin bir ailenin oğlu olan İhsan'dır. İhsan'ın halasının kızı Hüsna, anne ve babası ölünce bu zengin eve getirilir. İhsan ve Hüsna birlikte büyürler. İhsan şımarık bir çocuktur. Hüsna ise sessiz ve mahzun bir kişiliktir. Sonrasında aile onları evlendirmeye karar verir. Hüsna zaten İhsan'a aşıktır. İhsan, Hüsna'nın bu duygularıyla alay etse de ısrarlara dayanamaz ve Hüsna ile evlenmeyi kabul eder. Düğün hazırlıkları başlar fakat İhsan bu arada Beyoğlu'nda bir Fransız şarkıcıya aşık olmuştur. İhsan, kadının onunla eğlendiğini düşünse de bir türlü ondan vazgeçemez. Kadınla bir otelde yaşamaya başlar. Anne ve babasının yalvarmalarına rağmen, eve dönmez. Sonunda kadın İhsan'ı terk eder. İhsan çaresiz evine döner. Büyük bir pişmanlık duymaktadır. Hüsna ise hastadır. İhsan, Hüsna'dan af diler ama Hüsna ölür.

Zehra
Yazan: Nabizade Nazım
1886 yılında Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen eserde doğuştan kıskanç olan Zehra adındaki güzel bir kızın kocasını elinden kaptırma korkusu ile kıskançlığın pençesine yakalanışı işlenir. Tanzimat Edebiyatının ikinci dönem ürünü olan eser karakterlerinin çok yönlü ele alınışı ile kendinden önceki romanlardan ayrılır. Eser kıskançlık teması üzerine yazılmıştır. Yazar, çevre tasvirlerinde ve kahramanlarını çevrelerine uygun işleme konusunda dönemine göre başarılıdır.
Geniş özet için tıklayınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlarınız bizim için önemli. Lütfen yorum yaparak daha iyi içerikler üretmemiz için bize destek olunuz.