Tanzimat Dönemi Roman ve Hikaye Özetleri

Araba Sevdası
Yazan: Recaizâde Mahmut Ekrem
İlk realist roman olarak kabul edilmektedir. Romanın teması, yanlış Batılılaşmadır. Üstünkörü bir eğitim görmüş Bihruz Bey bir vezir oğludur. Babası ölünce bir miktar paraya kavuşur. Kendini eğlenceye kaptıran Bihruz gönlünü Periveş adlı bir kıza kaptırır. Yalancı ve dalkavuk arkadaşı ona Periveş'in öldüğünü söyler, bu üzüntü içinde Şehzade başında yürürken Periveş'e çok benzeyen birini görür ve onu Periveş'in ablası sanır. Bihruz'un ahmaklığını anlayan kadın, Periveş diye aradığı kişinin kendisi olduğunu söyler. Sonunda, Bihruz sevdiği kadının öyle sandığı gibi yüksek bir aileden olmayıp tersine düşkün bir kadın olduğunu anlar.
Geniş özet için tıklayınız.

Cezmi
Yazan: Namık Kemal 
Edebiyatımızın ilk tarihi romanı olarak kabul edilmektedir.
Yazar, iki cilt olarak tasarladığı bu eserin sadece ilk cildini tamamlayabilmiştir. Roman, Namık Kemal’in İslam birliği ülküsü ile ilgilidir. Eserde Cezmi’nin yetişmesi, Osmanlı-İran savaşlarındaki kahramanlıkları, İran’da esir olan Kırım Şehzadesi Adil Giray’ı kurtarma çabaları, yazarın coşkun üslubu ile anlatılır. Adil Giray ile ona âşık olan İran şahının karısı ve kız kardeşi romanın sonunda ölürler. 
Geniş özet için tıklayınız.

Çengi
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Daniş Çelebi, geçimini mahallede muskalar ve büyüler yaparak sağlayan bir kadının tek çocuğudur. Daniş Çelebi de okuduğu kitaplar ve dinlediği cin ve peri hikâyeleriyle gerçeklik duygusunu kaybetmiştir. Mahalleliye göre o, artık cinlere ve perilere kapılmış bir mecnundur. Bir gün, kibar bir bey olan Engürüsizâde, mahallenin deliliği dillere destan genç delikanlısı Daniş Çelebi ile eğlenmek için ona bir oyun hazırlar. Kendi eşrafından misafirlerini konağına davet eder ve Peri isimli cariyesine peri kıyafetleri giydirerek Daniş Çelebi’yi alaya alır. 

Dünyaya İkinci Geliş
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
1875 tarihli romanın diğer adı "İstanbul'da Neler Olmuş"tur. Romanda, III. Selim'in kurduğu Nizam-ı Cedit ile Yeniçeri Ocakları arasında yaşanan çekişme, bir aşk macerası etrafında anlatılır. 
İstanbul’da Veysel Efendi'nin kâhyalığına kadar yükselmiş, hadım köle Mesut, geceleri kadın kılığına girerek konak konak dolaşmaktadır. Bu dolaşmaları sırasında, efendisinin oğlu Osman ile ilişkisi olduğu için esirciye teslim edilen cariye ile karşılaşır. Cariye onu tanıyınca Mesut, kendisini ele vereceğinden korktuğu kadını ortadan kaldırmak ister ancak yapamaz. Cariyeyi adadaki bir mağaraya hapseder. Lalası olduğu Osman'ın yalvarmalarına dayanamayınca ona, sevdiği kıza kavuşmasının bir çeşit ölümle mümkün olacağını söyler. Delikanlı kabul edince, o da cariyenin hapsedildiği mağaraya kapatılır. Orada bir de oğulları doğan Osman’la Nergis, yedi yıl sonra bir yolunu bulup mağaradan çıkar. Bu ikisi için "dünyaya ikinci geliş"tir. Mağarada geçirdikleri zaman zarfında İstanbul’da ve dünyada çok şeyler olmuştur.

Dürdane Hanım
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Genç, güzel, zengin ve iyi eğitimli dul bir kadın olan Ulviye, roman okumayı çok sevmektedir. Bir süre sonra okuduğu romanlarla yetinmeyip iyi bir roman kahramanı olacağını düşündüğü komşusu Dürdane Hanım'ı izlemeye başlar. İki yalı arasına gizlice bağladığı telefon aracılığıyla, Dürdane'nin zengin bir genç olan Mergub Bey'le görüştüğünü ve bu ilişki sonunda hamile kaldığını öğrenir. Megrup Bey'in Dürdane Hanım ile evlenmeye razı olmaması üzerine Ulviye, olaylara müdahale etmeye başlayacaktır. 
Geniş özet için tıklayınız.

Esrar-ı Cinayat
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Eser, edebiyatımızın ilk polisiye romanıdır.
Olay, İstanbul gazetelerinde yer alan bir haberle başlar. Karadeniz’den dönen balıkçılar İstanbul Boğazı'ndaki bir kayalıkta bir genç kızla iki adamın cesedini bulur. Olaya Beyoğlu Kaymakamlığı soruşturma memurlarından Osman Sabri el koyar. Bu olaydan bir ay sonra Beyoğlu'nda Halil Suri adındaki Hristiyan Arap evindeki odasında asılı bulunur. Halil Suri, dönemin ileri gelenleriyle sıkı fıkı ilişkileri olan zengin bir adamdır. Olay, ilk önce intihar zannedilir. Osman Sabri, doktor raporlarından yola çıkarak olayın cinayet olduğunu ortaya çıkarır. Osman Sabri, bu cinayetle diğer cinayetler arasında bir bağ olduğunu keşfedecektir. Geniş özet için tıklayınız.


Felatun Bey ile Rakım Efendi 
Yazan: Ahmet Mithat Efendi
Osmanlıda yanlış Batılılaşma sorununu alafranga züppe tipiyle işleyen eser, "Bey" ve "Efendi" kelimelerinin çağrıştırdığı Doğu – Batı çatışmasını işler.
Felâtun, yazarın idealize ettiği neredeyse kusursuz bir tip olan Rakım'ın olamadığı her şeydir. Felatun Bey, bir Batılı gibi yaşamaya heveslenir ancak bu konuda tek yapabildiği, yarım yamalak bir Fransızca ve en moda giysilerle Beyoğlu'nda gezmektir. Tembeldir, roman boyunca onu çalışırken hiç görmeyiz. Her şeyi birbirine karıştırır; kendi kültürünü, dilini doğru dürüst bilmez. Başını, sonunu düşünmeden hareket ettiğinden komik durumlara düşer; çok para harcar. Saftır; kendisini gerçekten sevdiğini sandığı hoppa bir Fransız aktrise tutulmuştur. Rakım'ın uyarmasına rağmen bütün servetini onun uğrunda tüketir. Rakım Efendi ise Felatun Bey'in tam karşıtı bir tiptir. Küçük yaşta anasız babasız kalmasına, çok yoksul olmasına rağmen dadısının yardımıyla kendini çok iyi yetiştirir. Çamaşırcılık yaparak kendisini büyüten dadısına minnettardır. Çok çalışarak Fransızca öğrenir, kendisine iyi bir iş bulur, yabancılara Türkçe dersleri verir. Evine cariye olarak aldığı Canan'ı eğitir, yetiştirir ve so­nunda onu severek onunla evlenir. Mutlu bir evlilik yaşarlar. 
Geniş özet için tıklayınız.

Hasba (Hikaye)
Yazan: Nabizade Nazım
Kırk yaşını aşkın ve evli bir adam olan Behzat'ın bir vapur yolculuğu sırasında tanıştığı Galip ve Aliye'nin on iki yaşındaki kızı Şahande'ye aşık oluşunun anlatıldığı hikayede, daha çok Behzat'ın kendisiyle yaptığı iç mücadeleye dikkat çekilmiştir. Hasba ile arkadaş olan Behzat, İstanbul'a döndükten sonra bu aileyle görüşmeye devam eder. Daha sonra Behzat'ın gayretleriyle Hasba yatılı bir okula verilir. Aradan dört yıl geçtikten sonra, Hasba evlenir. Nikah şahitliğini de Behzat yapar. 


Hâlâ Güzel (Hikaye)
Yazan: Nabizade Nazım
Hikayenin kahramanı yaşı elliye yaklaşmış Safder adlı bir erkektir. Safder, sevmediği eşi Sıdıka ile mutsuz bir hayat sürmektedir. Hikayede geriye dönüş yapılarak yirmi yıl önce Safder'in Fahriye adlı bir kıza aşık oluşu anlatılır. Safder, Fahriye ile evlenir ve mutlu bir hayat sürmeye başlar. İki çocuk sahibi olduktan sonra, Safder bir memuriyet ile Avrupa'ya gönderilir. Aradan sekiz sene geçtikten sonra İstanbul'a dönen Safder Fahriye'yi değişmiş bulur. Fahriye, Safder Avrupa'dayken başka birine aşık olmuştur. Sonunda ayrılırlar ve Safder şimdiki eşi Sıdıka ile evlenir. Fahriye'nin evlendiği yeni eşi de bir müddet sonra ölür. Hikayenin sonu Safder ile Fahriye'nin oğulları Fahri'nin eğitimiyle ilgili bir meseleyi görüşmek için dokuz yıl sonra karşılaşmalarıyla biter.

Henüz On Yedi Yaşında
Yazan: 
Ahmet Mithat Efendi
Roman, hayat kadınlığı yaparak ailesine bakmaya çalışan Kalyopi adındaki genç bir kadının hikayesidir. Orta yaşlı, namuslu ve iyiliksever bir adam olan Ahmet Efendi; Kalyopi’nin hikâyesini dinler ve onu genelevden çıkarır. Roman, Ahmet Efendi'nin bu talihsiz kızı, bir ahbabının Rum uşağı ile evlendirmesiyle mutlu bir şekilde sona erer.
Romanın geniş özeti için tıklayınız.

İntibah
Yazan: Namık Kemal 
Roman "Ali Bey'in Sergüzeşti" adıyla da bilinmektedir. Edebiyatımızın ilk edebi romanıdır.
Hayat tecrübesi olmayan, iradesiz bir genç olan Ali Bey, hafifmeşrep bir kadın olan Mahpeyker'e aşık olur. Nasıl bir kadın olduğunu öğrense de kendisini sevdiğini ve değişmek istediğini düşünerek görüşmeye devam eder. Annesi oğlunu Mahpeyker'den kurtarmak için Dilaşup adıyla güzel bir cariye alır. Bir akşam eve dönmeyen sevgilisinden şüphe eden Ali Bey, kadını terk eder. Oldukça güzel olan Dilaşup ile evlenir. İntikam almak isteyen Mahpeyker ise Dilaşup’a iftira atar. Kurulan tuzağa kanan Ali Bey, Dilaşup'u kovar. Dilaşup, Mahpeyker tarafından satın alınır. Mahpeyker, her şeye rağmen Ali Bey’i tekrar elde etmek ister, ancak tekrar hakarete uğrayınca Ali Bey'i öldürtmek için tuzak kurar. Dilaşup, kendisini feda ederek Ali Bey’i ölümden kurtarır. Ali Bey de Mahpeyker’i öldürür. Kendisi de altı ay sonra hapiste ölür. 

Jön Türk
Yazan: 
Ahmet Mithat Efendi
Kıskanç bir kadının kurbanı olarak sürgüne gönderilen bir gencin öyküsüdür. Esere "yanlış Batılılaşma" teması hakimdir. Romanda Ahdiye ve Nurullah adlı karakterler geleneksel ve millî değerlere bağlı kişiler olarak verilir. Nurullah'a aşık olan Ceylan ise Batılı tarzda yetişmiş, gerçek ismini (Ayşe) gizleyecek kadar özüne yabancılaşmış bir tiptir. Ceylan, Nurullah ile Ahdiye'nin evlenmesine engel olamaz. Bunun üzerine Nurullah hakkında asılsız bir jurnal vererek onun sürgüne gönderilmesine neden olur. Romanın sonunda Nurullah eşine kavuşacak, Ceylan ise intihar edecektir. 
Geniş özet için tıklayınız.

Karabibik
Yazan: Nabizâde Nazım
İlk köy romanı olarak kabul edilmektedir.
Bir çift öküz edinmeye çalışan bir çiftçinin hikayesidir. Olay, Antalya'nın Kaş İlçesine bağlı Beymelik köyünde geçer. Karabibik, babadan kalma on iki dönümlük tarlasının dört dönümünü satmış, kalan sekiz dönümle geçinmeye çalışmaktadır. Bir çift öküze borç alarak kavuşan adamın artık tek derdi evde kalan kızına bir kısmet bulmaktır.

Muhayyelat (Hikaye)
Yazan: Giritli Aziz Ali Efendi
1796’da yazılan kitap ancak 1852'de basılabilmiştir. Tanzimat öncesine ait bu eser, modern hikayeye geçişte bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Hikayelerde, masallarda görülen olağanüstü varlık (cin, peri gibi) ve olaylar yanında gerçekçi unsurlar da yer almaktadır. 
Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Müsameretname (Hikaye)
Yazan: Emin Nihat Bey
Eser,1872-1875 yılları arasında fasiküller halinde yayımlanmıştır. Geleneksel anlatıdan modern hikâyeye geçişin ilk örneklerinden biridir. Yedi hikayeden oluşan eser, uzun kış gecelerinde bir araya gelen kişilerin anlattığı hikayeler şeklinde kurgulanmıştır. Kahramanların sıradan kişiler olması yanı sıra kadın erkek ilişkileri, evlilik meseleleri, Doğu-Batı çatışması, kölelik gibi toplumsal sorunlara yer vermesi nedeniyle öncü bir eserdir. 

Paris'te Bir Türk
Yazan: 
Ahmet Mithat Efendi
Roman, İstanbul’dan bir gemiyle Batı’yı tanımak üzere giden gazeteci ve yazar Nasuh'un hikâyesidir. İstanbul’dan kalkan ve içinde farklı milletlerden yolcuları bulunan bir gemide başlayan olaylar, Nasuh’un etrafında gelişir ve Fransa’nın farklı muhitlerine taşınır. Romanın kahramanı Nasuh, roman boyunca Doğu'nun asaleti ile İslam’ın ahlak ve faziletlerini Avrupa’ya tanıtmak için kendisini adamış bir havari gibidir. 
Uzun özet için tıklayınız.

Sergüzeşt
Yazan: Sami Paşazade Sezai
Romantizmden realizme geçiş özelliği gösteren eserin konusu esarettir.
Esircilerin Kafkasya’dan getirdikleri Dilber, dokuz yaşında İstanbul’da bir eve 40 liraya satılır. Evin hanımı ve zenci halayık Taravet çocuğa acımasız davranır. Evin reisi memuriyet için Anadolu’ya gideceğinden evin fazla eşyalarıyla birlikte Dilber’i de 65 liraya esirciye satar. İleride fazla para etmesi için ut çalmayı, şarkı söylemeyi de öğrenen Dilber, bir süre sonra 150 liraya Asaf Paşa’nın konağına satılır. Konağın oğlu Celal, Dilbere aşık olur. Bunu öğrenen annesi Dilber’i evden uzaklaştırır. Dilber bu kez Mısır’da zengin bir Mısırlının cariyesi olmuştur. Kapatıldığı evden kaçmak üzereyken geleceği hakkında umutsuzluğa kapılır ve çareyi kendini Nil nehrine atıp intihar etmekte bulur. 
Romanın uzun özeti için tıklayınız.

Taaşşuk-u Talat ve Fitnat
Yazan: Şemsettin Sami
Talat, Hacı Babanın dükkanında onun üvey kızı Fitnat'ı görür ve ona aşık olur. Fitnat da Talat'a aşık olmuştur. Talat, kadın kılığına girerek ve Ragıbe adıyla Fitnat'ın evine nakış öğrenmeye gider. Talat, Fitnat'ın da kendisine aşık olduğunu anlayınca, ona kendisini Talat'ın kız kardeşi olarak tanıtır. Üsküdar'da zengin ve dul bir adam olan Ali Bey'le Fitnat'ı evlendirmek isterler. Fitnat, Ragıbe'ye bu haberi verdiği gün Ragıbe gerçek kimliğini açıklar. İki genç şayet evlenemeyecek olurlarsa intihar etmeye karar verirler. 

Yeniçeriler
Yazan: 
Ahmet Mithat Efendi
Eserde olaylar I. Abdülhamit (öl.1789) ve III. Selim'in (öl.1807) saltanat yılları içinde geçer (1774-1807). Yazar, eseriyle birçok açıdan bozulan, başına buyruk hareket eden ve devlet içinde devlet hâline gelen yeniçerileri bir aile dramı üzerinden anlatmaya çalışmıştır. Eserde Yeniçeri Osman Çorbacı ile bir yeniçeri kızı olan Ayşe’nin evliliği konu edilir. Osman Çorbacı ve Ayşe dört-beş sene geçmesine rağmen çocuk sahibi olamaz. Bu arada Osmanlı-Rus savaşı patlak verir. Osman, savaşa gittikten yaklaşık on bir ay sonra Ayşe’den gelen mektupla bir oğlu olduğunu öğrenir. Ayşe, çocuğu müjdeleyen mektubuna yavrusunun saçını bile koymuştur. Önce sevinen Osman Çorbacı, aradan geçen zamanı düşünerek karısından şüphelenmeye başlar. Mektubun yolda gecikebileceğini aklına getiremeyen yeniçeri, karısını ve çocuğu öldürmeye karar verse de bu mümkün olmayacak oğlu yıllar sonra bir yeniçeri olarak karşısına çıkacaktır.
Romanın geniş özeti için tıklayınız.

Zavallı Kız (Hikaye)
Yazan: Nabizade Nazım

Hikayenin başkahramanı zengin bir ailenin oğlu olan İhsan'dır. İhsan'ın halasının kızı Hüsna, anne ve babası ölünce bu zengin eve getirilir. İhsan ve Hüsna birlikte büyürler. İhsan şımarık bir çocuktur. Hüsna ise sessiz ve mahzun bir kişiliktir. Sonrasında aile onları evlendirmeye karar verir. Hüsna zaten İhsan'a aşıktır. İhsan, Hüsna'nın bu duygularıyla alay etse de ısrarlara dayanamaz ve Hüsna ile evlenmeyi kabul eder. Düğün hazırlıkları başlar fakat İhsan bu arada Beyoğlu'nda bir Fransız şarkıcıya aşık olmuştur. İhsan, kadının onunla eğlendiğini düşünse de bir türlü ondan vazgeçemez. Kadınla bir otelde yaşamaya başlar. Anne ve babasının yalvarmalarına rağmen, eve dönmez. Sonunda kadın İhsan'ı terk eder. İhsan çaresiz evine döner. Büyük bir pişmanlık duymaktadır. Hüsna ise hastadır. İhsan, Hüsna'dan af diler ama Hüsna ölür.

Zehra
Yazan: Nabizade Nazım
1886 yılında Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen eserde doğuştan kıskanç olan Zehra adındaki güzel bir kızın kocasını elinden kaptırma korkusu ile kıskançlığın pençesine yakalanışı işlenir. Tanzimat Edebiyatının ikinci dönem ürünü olan eser karakterlerinin çok yönlü ele alınışı ile kendinden önceki romanlardan ayrılır. Eser kıskançlık teması üzerine yazılmıştır. Yazar, çevre tasvirlerinde ve kahramanlarını çevrelerine uygun işleme konusunda dönemine göre başarılıdır. 

13 yorum:

  1. Çok güzel olmuş kısa ve öz gerekli bilgiler var özetlerde açıp çok rıhat kısa bir zamanda özetler rıhatlıkla okunur .

    YanıtlaSil
  2. Ellerinize sağlık çok güzel olmuş

    YanıtlaSil
  3. İndirebilmemiz mümkün mü acaba

    YanıtlaSil
  4. Nereden indirebiliriz hocam.

    YanıtlaSil
  5. muthiş olmuş elinize sağlık

    YanıtlaSil
  6. çok güzel ve yararlı olmuş teşekkür ederiz

    YanıtlaSil
  7. Allah razi olsun

    YanıtlaSil
  8. Muhteşem bir site. Çok faydalı ve güzel tasnif edilmiş bilgiler. Emekleriniz için teşekkürler..

    YanıtlaSil
  9. Güzel yorumunuz ve katkınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Desteğiniz bizim için önemli. Daha iyi içerikler üretebilmemiz için hem "Takip Et" butonuna tıklayarak hem de yorumlarınızla bize destek olabilirsiniz. Ayrıca sayfaya daha rahat ulaşmak için sayfamızı sık kullanılanlar klasörüne eklemeyi unutmayınız.