Yazımı Karıştırılan Sözcükler

A

acayip
afili (gösterişli)
akşamüstü (Alt, üst, üzeri sözcükleriyle kurulan birleşik sözcükler somut yer bildirmiyorsa bitişik yazılır.)
alaca karanlık
alüminyum
ambar
ambulans
amfi
antrparantez
antrenör

antrenman
apartman
aperitif
arkeolog
arnavutciğeri
art arda (ikilemeler ayrı yazılır)
asteğmen
astsubay
aşçı
atölye
avro (Para birimleri büyük harfle başlamaz.)
Azerbaycan

Divan Edebiyatı Çıkmış Sorular

Şu iki parçayı okuyunuz: 
I
Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin
II
Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı
1. Bu iki parça arasındaki ortak yön, aşağıdakilerden hangisidir? (1974)
A) Kullanılan vezin
B) Nazım birimi
C) Halk edebiyatı ürünü oluşları
D) İşlenilen tema
E) Anlatım biçimi

Divan Edebiyatı Çıkmış Sorular 2 (1996 - 2013)

1. Mesneviyle ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır? (1996) 
A)Uyak düzeni aa ba ca… biçimindedir.
B)Beyit sayısı konunun işlenişine göre belirlenir.
C)Daha çok, aruz vezninin kısa kalıplarıyla yazılır.
D)Arap ve Türk edebiyatına İranlılardan geçmiştir.
E)Öyküleme gerektiren konular, bu türde işlenmiştir.

2. Divan şiiriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?(1997) 
A) Yabancı sözcüklerle ve kurallarla yüklü bir dil kullanılmıştır.
B) Ölçü olarak aruz kullanılmıştır.
C) Kavramlar, ortaklaşa kullanılan kalıplaşmış sözlerle anlatılmıştır.
D) Konular genellikle gerçek yaşamdan alınmıştır.
E) Şiirler "divan" adı verilen kitaplarda toplanmıştır.

Divan Edebiyatı Çıkmış Sorular 3 (2013 - 2025)

1. Aşağıdakilerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır? (2013)
A) Türk edebiyatındaki ilk şairler tezkiresi, Ali Şir Nevai’nin XV. yüzyılın sonlarına doğru Çağatay Türkçesiyle yazdığı Mecalisü’n Nefais’tir.
B) Garibname adlı büyük mesnevisiyle tanınan Âşık Paşa, devrinin önemli düşünürlerinden biridir.
C) Divan sahibi olan Ahmedî’nin en iyi bilinen eserlerinden biri de İskendername’dir.
D) Şeyhî’nin başlıca edebî eserleri; Hüsrev ü Şirin, Divan ve Harname’dir.
E) Gülşehrî’nin Çengname adlı eseri, hem dil hem de üslup yönünden devrinin önemli eserlerinden biridir.

I. Beng ü Bade
II. Leylâ vü Mecnun
III. Şikâyetname
IV. Rind ü Zahid
V. Şah u Geda
VI. Hadikatü’s-süeda
2. Yukarıda verilen eserlerden hangileri türü bakımından diğerlerinden farklıdır? (2013)
A) I. ve II.     B) I. ve VI.     C) III. ve VI.     D) IV. ve V.     E) V. ve VI.

3.Aşağıdakilerden hangisi, divan şiiriyle halk şiirinin birbirine yaklaştığının göstergelerinden biri değildir? (2013)
A) Nedim ve Şeyh Galip’in hece vezni ile şiir yazması
B) Gevherî’nin aruz vezniyle şiirler kaleme alması
C) Bazı halk şairlerinin divan tertip etmesi
D) Halk ve divan şairlerinin mahlas kullanması
E) Benzer mazmunların kullanılması

I. Beş mesneviden oluşan eserlerin genel adı
II. Divan edebiyatında ünlü kişilerin biyografilerini ve sanatçı kişiliklerini anlatıp çalışmalarını örneklendiren eserler
III. Halk edebiyatındaki mâniye benzeyen, aruzun “fâilâtün fâilâtün fâilün” kalıbıyla yazılan nazım biçimi
IV. Uzun okunması gereken bir heceyi vezin gereği kısa okuma
V. Kasidelerde methiye bölümlerine geçişi sağlayan beyit
4. Divan edebiyatı ile ilgili aşağıdaki terimlerden hangisinin tanımı yukarıda verilmemiştir? (2013)
A) Hamse   B) Girizgâh  C) Tuyuğ   D)Tezkire   E) İmale

5. Aşağıda ayraç içinde verilen terimlerden hangisi, birlikte verildiği açıklamaya uygun değildir? (2013)
A) Uyaklı beyit (Musarra)
B) Gazel ve kasidelerde ilk beyit (Matla)
C) Bir gazelin en güzel beyti (Şah beyit)
D) Özlü ve güzel anlamlı beyit (Taç beyit)
E) Gazellerde şairin adının geçtiği beyit (Mahlas beyti)

Her sanatçı önceleri başkalarını taklit eder. Fakat sonra gerek dünya görüşü gerekse sanat gücüyle kendine özgü bir üsluba kavuşur ve taklitten kurtulur.
6.Bu parçada dile getirilenler divan şairi açısından değerlendirildiğinde aşağıdaki kavramlardan hangisi, divan şairinin “taklit” dönemi için kullanılabilecek bir kavramdır? (2013)
A)Nazire   B)Tercüme   C)Caize   D)Şerh   E)Haşiye

Divan şiirinde en çok kullanılan nazım şekli gazeldir. Bu nazım şekli daha çok “aşk” kavramıyla özdeşleşmiş olsa da “hikmet, tasavvuf, rintlik, neşe” gibi pek çok temayı dile getirmede de kullanılmıştır.
7.Buna göre, aşağıdaki beyitlerin hangisinde âşıkane duygu ve düşüncelerin dile getirildiği söylenemez? (2014)
A)Ol gün kanı ki gün gibi sûzân idim sana
Olsan revân sâye-i bîcân idim sana
B)Ey Necâtî yürü sabreyle elinden ne gelir
Hûblar cevr ü cefâyı kime öğretmediler
C) Gözü meyhâne-i nâz ü kaşı mihrâb-ı niyâz
Yaraşır her ne kadar etse niyâz ehline nâz
D)Gül istedim diken oldu yârim ne çâre kılam
Meger libâs-ı hayâtımı pâre pâre kılam
E)El verse safâ fırsatı fevt eyleme bir dem
Dünyâ ona değmez ki cefâsın çeke âdem

Meded meded bu cihânın yıkıldı bir yanı
Ecel Celâlileri aldı Mustafâ Hân’ı

Tolundı mihr-i cemâli bozıldı erkânı
Vebâle koydular âl ile Âl-i Osmânı

8. Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mustafa’nın öldürülmesini anlatan ve yukarıda ilk iki beyti verilen mersiye, divan şiiriyle ilgili olarak aşağıda verilen özelliklerden hangisiyle örtüşmemektedir? (2014)
A) Sosyal konulardan uzak durması
B) Belli mazmunlara yer vermesi
C) Aruz veznini kullanması
D) Sanatlı bir dille yazılması
E) Belirli nazım şekillerini kullanması

---- Lale Devri’nin İstanbul’unu yansıtan şiirlerinde dış dünyadan aldıklarını; duyduğu, gözlemlediği gibi aktarmaya çalışır. Gazel ve kasidelerinin yanında ---- nazım biçimini tercih etmesi; yaşama sevincini içinde duyan, hor görülen geçici dünya zevklerini tatmayı amaçlayan bir yaradılışın doğal sonucudur.
9.Bu parçada boş bırakılan yerlere, aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir? (2014)
A) Baki – murabba 
B) Fuzuli – mesnevi 
C) Şeyh Galip – şarkı 
D) Nedim – şarkı 
E) Nefî – mesnevi

10.Tezkire ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır? (2014)
A) Dönemin şairlerinin biyografisine yer verilir.
B) Şairlerin şiirlerinden örneklere rastlamak mümkündür.
C) Yer yer şiirle ilgili eleştiriler veya değerlendirmeler yapılır.
D) Birbirinin tekrarı mahiyetinde bilgiler bulunabilmektedir.
E) Şairlerin kendi şiirleriyle ilgili değerlendirmeleri geniş olarak yer alır.

Çağdaşlarına göre zarif bir dile, zengin bir hayale, canlı bir tasvir yeteneğine sahip olan ----, her yönüyle büyük bir şairdir. İslami ilimlere ve Acem edebiyatına tam olarak vakıf olduğu bazen çok sanatlı olan kasidelerinden anlaşılır. Edebiyatımızdaki yergi türünün şaheserlerinden birini ortaya koyan şair; II. Murat’a sunduğu, “öküzlerdeki boynuza sahip olmayı uman bir eşeğin kulağından ve kuyruğundan olması” ana fikrini işlediği, mesnevi nazım biçimini kullandığı sembolik tarzdaki eseriyle ünlüdür.
11.Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? (2015)
A) Neşatî
B) Nailî
C) Ahmet Paşa
D) Şeyhî
E) Fuzûlî

XVII. yüzyılda sanatlı nesrin en önemli temsilcilerinden biri olan yazar, ilk defa mensur hamse oluşturmuş; XV. yüzyılda temelleri atılmış olan süslü nesre yeni bir boyut kazandırmıştır. Sanat ve maharet göstermek amacıyla o döneme kadar kullanılmamış Arapça ve Farsça kelimelere yer vermiş, zincirleme tamlamalar ve uzun cümlelerle özgün bir üslup geliştirmiştir.
12.Bu parçada kendisinden söz edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir? (2015)
A) Veysî
B) Nergisî
C) Katip Çelebi
D) Nâbî
E) Sinan Paşa

I. Özünde genellikle “övgü”ye yer verilen divan edebiyatı nazım şekli
II. 5-15 beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı, genellikle lirik bir eda ile söylenen nazım biçimi
III. Aruz vezninin kısa kalıplarıyla değişik konularda yazılan, her beyti kendi içinde kafiyeli uzun manzum eser
IV. Aruzun iki eşit parçaya bölünebilen kalıplarıyla yazılan ve mısra ortalarında iç kafiyesi bulunan gazeller
13.Aşağıdaki terimlerden hangisinin tanımı yukarıda verilmemiştir? (2014)
A) Musammat  B) Kaside  C) Muhammes  D) Mesnevi  E) Gazel

---- şiirlerinde en çok dikkat çeken mekânlardan biri Sa’dâbâd’dır. Büyük ve görkemli bir alanı ifade eden Sa’dâbâd; su kanalı, köşkler, saray, mesire alanı ve kamelyalarıyla şairin hayal dünyasını süsleyen bir tablo şeklinde sunulmuştur.
14.Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? (2015)
A) Bağdatlı Rûhî’nin
B) Bâkî’nin
C) Nedîm’in
D) Şeyh Galip’in
E) Nef’î’nin

Evet, tarz-ı kadîm-i şi’ri bozduk, herc ü merc ettik,
Nedir şi’r-i hakiki safha-i irfâna derc ettik
15. Bu manzumede geçen “tarz-ı kadîm” ifadesiyle belirtilen şiir anlayışı aşağıdakilerden hangisidir? (2015)
A) Divan şiiri
B) Tanzimat Dönemi şiiri
C) Halk şiiri
D) İslamiyet’ten önceki Türk şiiri
E) Servetifünun Dönemi şiiri

16.Aşağıdaki açıklamalardan hangisi ayraç içinde verilen terimle uyuşmamaktadır? (2015)
A) Din uğruna yapılan savaşları konu alan eserler (Gazavatnâme)
B) Sanatlı bir dille yazılmış düzyazıların ve mektupların bir araya toplandığı eserler (Münşeat)
C) Elçi olarak bir ülkeye gönderilen kişilerin elçilikleri sırasındaki gözlemlerini dile getirdikleri eserler (Sefaretnâme)
D) Herhangi bir manzumeyi alaycı bir şekilde taklit etmek için oluşturulmuş eserler (Tehzil)
E) Bir şehrin güzelliklerinin sanatkârane bir biçimde dile getirildiği eserler (Surnâme)

I. Bahariyye – Pastoral şiir
II. Nasihatname – Lirik şiir
III. Gazavatname – Epik şiir
IV. Menakıbname – Satirik şiir
17.Yukarıda numaralanmış tür eşleştirmelerinden hangileri yanlıştır? (2016)
A) I. ve II.    B) I. ve III.    C) II. ve III.   D) II. ve IV.    E) III. ve IV.

Türk nesri, ---- ile edebî bir kimlik kazanmıştır. Divan edebiyatının özenli hatta bir çeşit süslü nesrinin ilk büyük sanatkârı odur. Fars edebiyatının seçili cümlelerini ve mecazlı anlatımını benimsemiş olan sanatçı, bir bakıma klasik nesrin temelini attığı dinî-tasavvufi içerikli ---- adlı eserinin ön sözünde, eseri güzel görünsün diye bu tür söz sanatlarına yöneldiğini belirtmiştir. Eserin dili süslü ve özenli olsa da devrine göre anlaşılabilir biçimdedir.
18.Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir? (2016)
A) Âşık Paşa – Garibnâme
B) Nergisî – Nihâlistan
C) Sinan Paşa – Tazarrunâme
D) Veysî – Hâbname
E) Evliya Çelebi – Seyahatnâme

Türk edebiyatında gerçek anlamda ilk mizahi ürünler; masallar, fıkralar ve seyirlik oyunlardır. Divan edebiyatında bir kimseyi yermek, olumsuz bir gidişatı eleştirmek amacıyla yazılan hicviyeler de bir çeşit mizah ürünüydü. Bu tür metinlerde abartılı bir dil kullanılır ve hicvedilen kişi âdeta yerin dibine geçirilmeye çalışılırdı. ----, bu bağlamda akla gelen ilk örneklerden biridir.
19.Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilemez? (2016)
A) Nâbî’nin Hayriyye’si
B) Şeyhî’nin Harnâme’si
C) Nef’î’nin Siham-ı Kaza’sı
D) Bağdatlı Rûhî’nin Terkib-i Bend’i
E) Fuzûli’nin Şikâyetnâme’si

----; gazellerinde gerçek aşkı, zevki ve eğlenceyi gerçekçi bir üslupla dile getirmiştir. O, ---- gibi üzüntü ve acılarını tasavvufi kavramlardan hareketle sembolik bir dille yansıtan yanık bir âşık değil neşeli bir kişiliktir.
20.Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir? (2016)
A)Hoca Dehhani – Nesimi
B)Nedîm – Fuzûli
C)Bâkî – Hayali
D)Zâtî – Şeyhülislam Yahya
E)Bağdatlı Rûhî – Şeyh Galip


Bir gazele ait üç beyit şu şekildedir:
I.  Ne denlü ağlasa zâr olsa âşık
    Açılsa gülse gül-zâr olsa dilber
II. Cefâyı az kılsa Hayretî’ye
    Sözüm bu kim vefâ-dâr olsa dilber
III. Öpülse yâr ile yâr olsa dilber
     Koculsa râm-ı dil-dâr olsa dilber

21. Bu beyitlerin şiirde yer alma sırası aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir? (2018)
A)I - III - II 
B)II - I - III 
C)II - III - I
D)III - II - I 
E)III - I - II

Her beyti başlı başına bağımsız bir şiir olmakla birlikte bütün beyitleri arasında bir duygu ve düşünce birliği bulunan şiirlere Divan edebiyatında ---- denir. Örneğin Fuzûlî’nin gerek Divan’ında gerekse ---- mesnevisinde bu türden şiirlerin sayısı oldukça fazladır.
22. Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir? (2018)
A) yek-ahenk gazel - Leyla vü Mecnun
B) rindane gazel - Şikâyetname
C) âşıkane gazel - Rind ü Zâhid
D) yek-avaz gazel - Hadîkatü’s-Süeda
E) beytü’l gazel - Beng ü Bade 


“Kuşların dili” anlamına gelen ve mesnevi nazım şeklinde yazılmış olan ---- adlı eser, İranlı şair Feridüddin Attar tarafından kaleme alınmıştır. İçinde tasavvufi hikâyeler bulunan eserin Türkçe uyarlaması, yazıldığı dönemin dil özelliklerini göstermesi bakımından oldukça önemlidir.
23. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? (2018)
A) Makâlât    
B) Garibnâme   
C) Mantıku’t-Tayr 
D) Dânişmendnâme         
E) Atebetü’l-Hakâyık

XVIII. yüzyılda yaşamış Klasik Türk edebiyatı şairidir. Sebki Hindi'nin önemli temsilcileri arasında gösterilir. Genç yaşta divan sahibi olmuştur. Divan şiiri geleneğinin son büyük temsilcilerinden biri olarak gösterilir. Mesnevi yazma gücünü alegorik bir eser olan Hüsn-ü Aşk ile ispat etmiştir.
24. Bu parçada söz edilen şair aşağıdakilerden hangisidir? (2018)
A) Nabî   
B) Nedim  
C) Şeyh Galip  
D) Şeyhülislam Yahya   
E) Hayali

Gözle konşu hakkını dinle beni
İster isen Hak seve dâ’im seni

Kırma gönlün hoş geçin mü’min isen
Dü cihânda olmak istersen esen

Konşusunu kim ederse bî-huzûr
Dü cihânda Hak anı ede kusûr


25. İçerik özelliklerinden hareketle bu beyitlerin aşağıdaki metin türlerinin hangisinden alındığı söylenebilir? (2018)
A)Surnâme B)Pendnâme C)Kıyafetnâme D)Seyahatnâme E)Gazavatnâme
 

Yazar — Yüzyıl — Eser 
󠀻I — 14. yüzyıl — İskendername 
Nâbî — II — Hayrâbâd 
Şeyh Gâlip — 18. yüzyıl — III 
26. Bu tabloda numaralanmış yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? (2019)
A) (I) Âşık Paşa (II) 15. yüzyıl (III) Ferhad u Şîrîn 
B) (I) Zâtî (II) 16. yüzyıl (III) Hadîkatü’s-Süedâ 
C) (I) Ahmedî (II) 17. yüzyıl (III) Hüsn ü Aşk 
D) (I) Ahmed Paşa (II) 18. yüzyıl (III) Hüsn ü Aşk 
E) (I) Hayretî (II) 17. yüzyıl (III) Çengnâme 

Gündelik yaşamın önemli bir parçası olan mutfak kültürü, divan şiirine de yansımıştır. Osmanlı mutfağının zenginliğini yansıtan baklava, güllaç, işkembe çorbası, biryan, musakka, yahni gibi geleneksel yemekler ve tatlılar, divan şairlerinin hayal dünyasında çeşitli anlamlar kazanmıştır. 
27. Bu parçaya göre aşağıdaki beyitlerden hangisi, Osmanlı mutfak kültürünü temsil eden bir örnek olamaz(2019)
A) Giceyle uyhuda mekteb hâcesinin gözine 
     Sahan böreği ile baklava gelir görünür 
B) Yahni ile turşî-i şalgam verir insâna ferah 
     Girde balık çorbası hem virdi zarîfâne ferah 
C) N’ola kılsam leb-i dildâr içün âh 
     Kanı âlemde bir bî-dûd helvâ 
D) Dün tabîbe derd-i dilden bir devâ sordum didi 
    Gam yemeden özge bu derdün devâsın bilmedüm 
E) İderse ehl-i meclis n’ola ikrâm 
    Begayet pûhtedir yahni degül hâm 


Anadolu’da XVI. yüzyılda oluşmaya başlayan biyografi geleneğinin ilk ürünleri, Ali Şir Nevâi’nin Mecâlisü’n-Nefâis adlı eseri örnek alınarak yazılmıştır. 1538 yılında Sehî Bey’in kaleme aldığı; şairler hakkında bilgiler içeren Heşt Behişt adlı eseri bu türün Anadolu sahasındaki ilk örneğidir. 
28. Bu parçada sözü edilen edebî tür aşağıdakilerden hangisidir? (2019)
A) Mecmua    B) Tezkire   C) Surnâme    D) Mersiye   E) Menakıbnâme 

Eser Adı 

I. Divân-ı Hikmet
II. Muhakemetü’l Lugateyn
III. Atabetü'l Hakayık
IV. Dede Korkut Kitabı
V. Divânu Lugâti’t-Türk 


Eser Özelliği 

Ahmet Yesevi ve dervişleri tarafından öne çıkarılan bir türe ait şiirlerin toplandığı eser olarak bilinir.
Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan bu eser, Türkçe-Arapça sözlük niteliğindedir.
Birçok hikâyeden oluşan bu eser, Oğuzların sosyokültürel hayatını kurgusal bir anlatımla ele alır.

29. Yukarıdaki eser adları ile özellikleri eşleştirildiğinde hangi iki eser adı dışta kalır?  (2020)
A) I ve II         B) I ve IV      C) II ve III     D) III ve V      E) IV ve V 

Bâtıl isteyü hakdan ayrıldum 
Boynuz umdum kulakdan ayrıldum 

Ne yüküm bir nefes giderici var 
Ne biraz çekmeğine yarıcı var 

Ger tonuzlara olmaya buyruk 
Âh gitti kulağ ile kuyruk 

30. Bu beyitler aşağıdaki eserlerin hangisinden alınmıştır? (2020)
A) Harnâme                     B) Şikâyetnâme               C) Mantıku’t-Tayr      

D) İskendernâme             E) Sihâm-ı Kaza 

31. Aşağıdaki açıklamalardan hangisi ayraç içinde verilen terimle uyuşmamaktadır(2020)
A) Bir kimseyi yermek amacıyla abartılı bir üslup kullanılarak yazılan şiirlere denir. (Hicviye) 
B) Dört dizeden oluşan bu nazım şekli yalnızca Türk edebiyatında görülür. (Tuyuğ) 
C) Ahenk sağlamak amacıyla bir gazelin her dizesine kısa bir dize eklenerek oluşturulan nazım şeklidir. (Müstezat) 
D) Hemen hemen her kasidede yer alan bu bölümde şairler kendilerini ve şiirlerini mübalağalı bir şekilde överler. (Fahriye) 
E) Her beytinin dizeleri kendi arasında kafiyeli olan bu nazım şekli, divan edebiyatının en uzun nazım şeklidir. (Murabba) 

----, Kanuni’ye sunduğu şiirlerle onun himayesini kazanmıştır. Padişahın ölümü üzerine edebiyatımızın en güzel mersiyelerinden birini yazmıştır. Şairler sultanı olarak tanınan şair, gazellerindeki güçlü ifade kudretiyle dikkati çeker. 
32. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? (2020)
A) Hayâlî     B) Taşlıcalı Yahyâ    C) Fuzûlî      D) Bâkî     E) Necâtî  


Divan şiirinde "hikemî tarz"ın kurucusu kabul edilen şair, sosyal ve siyasal huzursuzlukların yaşandığı XVII. yüzyılda yetişmiştir. Gerek döneminin gerekse kendi mizacının etkisiyle, hikmet ve darbımesel ağırlıklı şiirler yazmıştır. Şiirlerinde duygu, hayal ve kelime 
oyunlarından çok, tecrübeli bir devlet adamının sosyal eleştirileri ve yol gösterici öğütleri yer alır. 
33. Bu parçada söz edilen şair aşağıdakilerden hangisidir? (2020)
A) Neşâtî      B) Şeyhülislam Yahyâ    C) Nef’î      D) Nâilî     E) Nâbî 

“Esnaftandır. Ayakkabıcı olduğu için ona ‛Huffî’ şeklinde seslenmişlerdir. Tahsil ile kazanılmış ilimlerden mahrum ve halk arasında ümmîliği ile meşhur idi. Ama zâtında kabiliyet ve tabiatında selâkat (güzel söz söyleme yeteneği) olduğu için bütün söz ve ibâreleri fasih ve sahih idi. Mürettep Divan’ı ve şiirleriyle hayli şöhreti vardı. Şiir sanatlarından cinasa mâyildir.” 
34. Bu parça aşağıdaki edebî türlerin hangisinden alınmış olabilir? (2021)
A) Seyahatname  
B) Tezkire  
C) Şehrengiz  
D) Pendname  
E) Surname

35. Aşağıdaki beyitlerin hangisi bir kasidenin “fahriye” bölümünden alınmış olabilir?  (2021)
A) Lâle-hadler yine gülşende neler itmediler  
Servi yürütmediler gonceyi söyletmediler  
B) Ayagı yer mi basar zülfüne ber-dâr olanun  
Zevk ü şevk ile virür cân u seri döne döne  
C) Yok bu şehr içre senin vasf ettiğin dil-ber Nedîm  
Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana  
D) Görüp bu hâli gül-istanda dondu cedvel-i âb  
Bahâra dek duramaz korkarım kenâr çizer  
E) Arab u Rûm’da üstâd-ı sühandır Vehbî  
Acemî oldu yanında şuârası Acem’in

Fatih Sultan Mehmet ve II. Bayezid zamanında şiirler yazmıştır. Şiirleri, o daha hayattayken, bütün Anadolu ve Rumeli’ye yayıldığı gibi Hüseyin Baykara’nın Herat’taki sarayında dahi okunur olmuş, kendisinden sonraki şairleri de etkilemiştir. Türk edebiyatı tarihinde Şeyhi ile Necati arasında yetişen şairlerin en tanınmışlarındandır. Onun “kerem”, “benefşe” ve “âb” redifli kasideleri, bilinen eserleri arasındadır.  
36. Bu parçada söz edilen şair aşağıdakilerin hangisidir? (2021)
A) Süleyman Çelebi  
B) Ahmet Paşa  
C) Sehi Bey  
D) Taşlıcalı Yahya  
E) Âşık Paşa

Ey serv-i sehi sen geleli seyr ile bağa  
                              Baş çekmedi ar’ar  
Çok ali-nesebler özünü saldı ayağa  
                            Kul böldü sanavber  

37. Biçim ve içerik özellikleri dikkate alındığında bu şiirin nazım şeklinin aşağıdakilerden hangisi olduğu söylenebilir? (2021)
A) Müstezat  
B) Kıt’a  
C) Şarkı  
D) Terkibibent  
E) Rubai

I.  
Siz “Lim derdiniz” bana, “bir gülümsememe ne verirsin?” 
“Canımı” derdim.  
“Hayır” diye itiraz ederdiniz, “o zaten benim!”  

II.  
Âşık oldur kim kılur cânnı fedâ cânânına  
Meyl-i cânân itmesün her kim ki kıymaz cânına  

38. Aşağıdakilerin hangisi farklı edebî dönemlerden alınmış bu şiir parçalarının ortak özelliğidir? (2021)
A) Tema  
B) Dil ve üslup  
C) Kafiye düzeni  
D) Nazım birimi  
E) Ölçü

39. Aşağıdaki beyitlerin hangisi ayraç içinde verilen ifadeyi örneklemez? (2021)
A) Yok sende kanâat gözün aç olduğu oldur  
Rızkın erişir yoksa eğer subh eğer şâm  
(var olanla yetinmeme)  
B) Bir nâ-halefi cübbe vü destâr ile görsen  
Eylersin anın cübbe vü destârına ikrâm  
(dış görünüşe önem verme)  
C) Yazık sana kim eyleyesin hırs u tama'dan  
Bir habbe için kendini âlemlere bed-nâm  
(küçük duruma düşme)  
D) Gör zahidi kim sâhib-i irşâd olayın der  
Dün mektebe vardı bugün üstâd olayın der  
(haddini bilmeme)  
E) Hâlin kime açsan sana der hikmeti vardır  
Öldürdü bizi âh bilinmez mi bu hikmet  
(bilgisiyle övünme)

Kaynağını kutsal kitaplardan alan bu mesnevinin olay örgüsünde asıl kahramanın kıskanılarak kardeşleri tarafından kuyuya atılması, köle pazarında satılması, rüya tabirlerinde bulunması, güzelliğiyle beğenilmesi, tüm sıkıntılara karşı sabır ve sadakat göstermesi hikâyenin önemli noktalarını oluşturur. Bu hikâyedeki gömlek, kuyu, buğday ve rüya tabirleri simgesel değerleriyle anlatımı zenginleştiren unsurlardandır.
40. Bu parçada söz edilen eser aşağıdakilerden hangisidir? (2022)
A) Leylâ vü Mecnûn
B) Yûsuf u Züleyhâ
C) Hüsrev ü Şîrîn
D) Şem ü Pervâne
E) Vâmık u Azrâ

Çâresüz kaldum Hudâyâ çâre kıl yâ Rab bana
Nefs ü şeytandan halâs eyle beni iy pâdişâ

Bir yanum ateş olupdur bir yanumda oldı su
Od ile su arasından sen beni eyle rehâ

Hücre-i kalbüm dolu kıl şu'le-i envâr ile
Nice bir cürm ü hatâyile ola gönlüm kara

Sana yüz tutdum Hudâyâ sen hidâyet eylegil
Senden özge kime kılam pâdişâhum ilticâ

Ben Murâd’a kıl inâyet fazlunı ey zü'l-celâl
Senden özge kimsenem yokdur benüm yâ Rabbenâ

41. İçerik özellikleri dikkate alındığında bu beyitlerin aşağıdaki türlerden hangisine ait olduğu söylenebilir? (2022)
A) Tevhit  B) Methiye  C) Münacat  D) Naat  E) Mersiye

Klasik Türk şiirinde kaside ustası olarak bilinen şair, özellikle fahriye bölümlerinde gösterdiği sanatlı anlatımla adından söz ettirir. Kasidelerindeki mübalağalı ifadeler ve özgün hayallerle bu dönem şairleri arasında dikkat çekerken zengin ve ahenkli anlatımıyla Türkçenin ses zenginliğini başarıyla yansıtır. Övgü ve yergilerinde uç noktalarda gezinen şairin Türkçe ve Farsça olmak üzere iki divanı vardır. Ölümünden sonra adı, hiciv alanında dönemini aşan bir eseriyle özdeşleşir.
42. Bu parçada söz edilen şair aşağıdakilerden hangisidir? (2022)
A) Nedim  B) Nabi  C) Ahmedi  D) Baki  E) Nef’i

Anadolu sahası şairlerinden olan — XV. yüzyılın önemli isimlerindendir. Onun başarısı; şiirlerinde halk söyleyişlerini, deyim ve atasözlerini kullanmakta gösterdiği ustalığa dayanır. Şairin ustaca kaleme aldığı şiirlerine pek çok şair tarafından nazire yazılmıştır. Özellikle “döne döne” redifli gazeliyle tanınan şair, yaşadığı devirde Anadolu şairlerinin sultanı anlamında “Hüsrev-i Rûm” olarak anılmıştır.
43. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? (2022)
A) Şeyhi  B) Necati  C) Ahmet Paşa  D) Ahmed-i Dai  E) Fuzuli

Türk edebiyatında ordunun akınlarını, savaşlarını, kahramanlıklarını, zaferlerini; manzum ve mensur biçimde anlatan eserlere verilen addır. Belli bir döneme ilişkin olayları ayrıntılı biçimde anlattıkları için tarihsel önem taşıyan bu eserler, tarihçilerin çalışmalarına da ışık tutmuştur.
44. Bu parçada söz edilen tür aşağıdakilerden hangisidir? (2022)
A) Gazavatname
B) Menakıbname
C) Seyahatname
D) İskendername
E) Sefaretname

I.
Beni ağlan beni kim üstüme gelmez ölicek
Bir avuç toprak atar bâd-ı sabâdan gayrı (Necati)

II.
Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapum bâd-ı sabâdan gayrı (Fuzuli)

45. Bu beyitlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez? (2022)
A) İki beyitte de yalnızlık teması işlenmiştir.
B) İki beyitte de sabah rüzgârı, vefalı bir dost olarak gösterilmiştir.
C) İkinci beyitte tevriye sanatına yer verilmiştir.
D) İki beytin de kafiye düzeni aynıdır.
E) Birinci beyitte teşhis sanatına başvurulmuştur.

Birinci çadıra dört sofra kuruldu. İlk sofraya sadrazam hazretleri başkanlık etti. İkinci sofrada sağ yanda Silâhdar İbrahim Paşa ve sol yanda Nişancı Mustafa Paşa ile kapıcıbaşılardan beş ağa birlikte oturdular. Üçüncü sofrada defterdar efendi, küçük ruznameci ve dokuz kapıcıbaşı ağa bir araya geldiler. Dördüncü sofrada ise yedi kapıcıbaşı, çaşnigirbaşı, çavuşlar kâtibi ve çavuş emini oturdu. Arta kalan yiyecekler vezirlerin ve ağaların yardımcılarına ikram olundu.
46. Biçim ve içerik özellikleri dikkate alındığında bu parçanın aşağıdaki edebî türlerin hangisinden alındığı söylenebilir? (2023)
A) Pendname
B) Surname
C) Şehrengiz
D) Sefaretname
E) Tezkire

Divan edebiyatında öyküleyici niteliğe sahip eserler üzerine çalışmalar yaparken şairlerin özellikle bir nazım şekline ağırlık verdiğini fark ettim. Bu nedenle söz konusu nazım şeklinde eserler veren şairlere odaklandım. Araştırmama öncelikle bu nazım şekliyle kaleme alınan ve Türk edebiyatındaki ilk siyasetname örneği olan eserle başladım. Sonrasında ise Anadolu sahasındaki Türk edebiyatına yönelerek Âşık Paşa, Nâbi ve Şeyh Galip’in bu nazım şekliyle kaleme aldığı eserlerini inceledim. Bununla birlikte hamse sahibi şairlerden bahsetmeyi de ihmal etmedim. Araştırmanın kapsamlı olabilmesi için Türk edebiyatındaki birçok şairi etkileyen farklı eserlere bakmam gerekiyordu. Bu nedenle Doğu edebiyatının Türk edebiyatına ilham veren eserlerini de araştırmama kattım.
47. Bu araştırmayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez(2023)
A) Odaklanılan nazım şekli Türk edebiyatına İran edebiyatından geçmiştir.
B) Araştırmada Lâmî Çelebi ve Ali Şir Nevâi gibi hamse sahibi şairlerden söz edilmiştir.
C) Araştırmanın başında incelenen eser Yusuf Has Hâcip tarafından kaleme alınmıştır.
D) Anadolu sahası Türk şairleri arasında İskendername’yi yazan şaire yer verilmiştir.
E) Şehname ve Mantıku't Tayr gibi klasikler araştırmaya dâhil edilmiştir.

Sevgioğulları kabilesinden bir kız ve bir erkek çocuk; aynı okula gider, arkadaş olur ve birbirlerini severler. Kabile büyükleri, ikisinin evlenebilmesi için bir şart koşar: Erkek kahraman, Kalp ülkesine gidecek ve orada kimyayı bulup getirecektir. Kahraman, yolda türlü zorluklarla karşılaşır; kuyuya düşer, bir dev tarafından hapsolunur, sonrasında bir cadının eline düşer ve Çin padişahının kızı tarafından kandırılır. Bütün bu zorluklardan onu kurtaran Sühan adlı bir ihtiyardır. Kalp ülkesine ulaştıklarında Sühan, ona gizli sırrı açıklar ve o da anlar ki aradığı şey kendi içindedir, ondan ayrı değildir.
48. Bu parçada söz edilen eser aşağıdakilerden hangisidir? (2023)
A) Leylâ vü Mecnûn
B) Hüsn ü Aşk
C) Hüsrev ü Şîrîn
D) Cemşîd ü Hurşîd
E) Şem ü Pervâne

Bağdat’ın fethi sırasında tanıştığı ----, Leylâ vü Mecnûn mesnevisini yazması konusunda Fuzûli’yi teşvik etmiştir. Bu önemli rolüyle birlikte şair, Türk edebiyatındaki asıl ayrıcalıklı konumunu hamse sahibi olmasıyla kazanmıştır. Hamsesinde Yûsuf u Züleyhâ mesnevisiyle klasik bir çizgide ilerlerken Şâh u Gedâ ile özgün konulara yönelmiştir.
49. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdaki şairlerden hangisi getirilmelidir? (2023)
A) Hayâli Bey
B) Bâki
C) Taşlıcalı Yahya
D) Şeyhi
E) Ahmedi

Cihânı hiçe satmakdur adı aşk
Döküp varlığı gitmekdür adı aşk

Elinden şekkeri ayruğa sunup
Ağuyı kendi yutmakdur adı aşk
(...)
Var Eşrefoğlu Rûmî bil hakîkat
Vücûdı fânî itmekdür adı aşk
50. Biçim ve içerik özellikleri dikkate alındığında bu beyitlerin aşağıdaki nazım şekillerinden hangisine ait olduğu söylenebilir? (2024)
A) Mesnevi
B) Gazel
C) Murabba
D) Kıt’a
E) Müstezat

51. Aşağıdaki açıklamalardan hangisi parantez ( ) içinde verilen terimle uyuşmamaktadır? 
(2024)
A) Kaside içinde şairin kendini övdüğü bölümdür; şair, kendini büyük şairlerle karşılaştırarak şiirinin ve şairlik gücünün onlardan üstün olduğunu abartılı bir şekilde dile getirir. (Methiye)
B) Bir kimsenin ölümünden duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak için kaleme alınan şiirlerdir, genellikle terkibibent nazım biçimiyle yazılır. (Mersiye)
C) Allah’a karşı yalvarış ve yakarışlarda bulunulan şiirlerdir, genellikle divanların baş kısımlarında yer alan bu şiirler daha çok kaside biçimiyle yazılır. (Münacaat)
D) Bir kimseyi yermek amacıyla yazılan şiirlerdir, yerilen kişinin özellikleri abartılı ifadelerle eleştirilir. (Hicviye)
E) Allah’ın birliğini, kuvvet ve kudretini anlatan dinî şiirlerdir; kutsal bir konuyu içerdiği için genellikle divanların başında yer verilir, kaside biçimiyle yazılır. (Tevhit)

Karamanoğlu Mehmed Bey’in kamusal alanda ve sosyal hayatta Türkçe konuşmayı ve yazmayı önceleyen fermanı, şairleri Türkçe yazmaya teşvik etmiştir. ---- önce Farsça Feleknâme adlı eserini yazmış daha sonra Fars edebiyatında meşhur olan ---- adlı eseri Türkçeye tercüme etmiştir. Eserde tasavvuf yoluna yeni girenlerin yolculuğu, otuz kuş vasıtasıyla anlatılmıştır. Hüdhüd kuşu da Allah’ın varlığına ve birliğine ulaşma yolunda onların manevi rehberi olmuştur. Eser, hem bu sembolik içeriği hem de şairin Türkçe dil bilincini vurgulamasıyla Türk edebiyatı tarihinde önemli bir yere sahiptir. 
52. Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? 
(2024)
A) Yunus Emre - Risaletü’n-Nushiyye  
B) Ahmedi - İskendernâme  
C) Şeyh Galip - Hüsn ü Aşk  
D) Mevlana - Mesnevî  
E) Gülşehri - Mantıku’t-Tayr

Genç yaşlarında eğitimini ilerletmek üzere İran’a giden sanatçı, burada tasavvuf ve tıp eğitimi görür. Hacı Bayram Veli’ye tabi olarak ---- mahlasını alır. Çelebi Sultan Mehmed’i tedavi ettiği için kendisine Tokuzlu köyü timar olarak verilir. Şair, Tokuzlu köyüne giderken tımarın eski sahiplerince yolu kesilir ve tartaklanır. O da bu durumu ironik bir dille kaleme alarak Türk mizah ve yergi edebiyatının önemli bir örneği olan ---- adlı manzum bir hikâye ile sultana bildirir.
53. Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? (2024)
A) Nabi - Hayriyye
B) Şeyhi - Harnâme
C) Nef’i - Sihâm-ı Kaza
D) Âşık Paşa - Garibnâme
E) Fuzuli - Şikâyetnâme

Osmanlı Devleti’nde XVII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren diğer ülkelere gönderilen elçilerin yolculuklarını rapor etmeleri istenmiştir. Önem verilen bu raporlar, daha sonra yazılan resmî tarihlerde belge olarak da kullanılmıştır. Kaleme alınan ve takrîr adı verilen bu raporların bir kısmı meraklı, zeki ve üslup sahibi elçiler tarafından esere dönüştürülmüştür. Bunların bazıları bizzat elçiler tarafından yazılırken bazıları da elçilerin yanında bulunan edip veya şairlerce kaleme alınmıştır.
54. Bu parçada söz edilen edebî tür aşağıdakilerden hangisidir? (2024)
A) Surname
B) Ruzname
C) Fütüvvetname
D) Seyahatname
E) Sefaretname

XVI. yüzyıl şairlerinden Fuzuli'nin manzum ve mensur olmak üzere Türkçe, Farsça ve Arapça kaleme aldığı birçok eseri vardır. Mensur olan Türkçe eserlerinden ----, Hz. Hüseyin’in şehit edilişini anlatırken mektup şeklinde kaleme aldığı ----, onun kişisel yaşamına ışık tutar.
55. Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? (2025)
A) Hadikatü’s-Süeda - Şikâyetnâme
B) Beng ü Bâde - Leylâ vü Mecnûn
C) Rind ü Zâhid - Şikâyetnâme
D) Leylâ vü Mecnûn - Rind ü Zâhid
E) Hadikatü’s-Süeda - Beng ü Bâde

Anadolu sahasının hamse sahibi ilk şairidir. En tanınmış eseri,Yûsuf u Züleyhâ’dır. Molla Cami’nin etkisinde kalarak kaleme aldığı eserini özgün bir şekilde, millî ve mahallî ögelerle yeniden kurgulamıştır. Eser, yazıldığı dönemin yalın ve akıcı Türkçesini yansıtması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır.
56. Bu parçada söz edilen şair aşağıdakilerden hangisidir? (2025)
A) Şeyhi
B) Hamdullah Hamdi
C) Necati
D) Ahmet Paşa
E) Taşlıcalı Yahya

Cümle mahlûkun görürsün dâ’imâ ahvâlini
On sekiz bin âlemin rızkın verirsin bî-suâl

Cümle eşyâ birliğine şâhid olupdur senin
Cümle varlık varlığına âlem içre oldu dâl

Zâtının mâhiyetine eremez fehm ü ukûl
Hikmetinin kudretine eremez vehm ü hayâl

57. İçerik özellikleri dikkate alındığında bu beyitlerin aşağıdaki türlerin hangisinden alındığı söylenebilir? (2025)
A) Naat
B) Tevhit
C) Methiye
D) Münacat
E) Mersiye

Ağ gibi örülmüş bostanları fazla olup kavunu, karpuzu, lahana ve badincanı çok olur. Çevresi geniş, fiyatı ucuz dedikleri yer tam burasıdır. Arzı mahsuldârdır. Geniş vilâyeti mâmur, buğdayı ve sâir erzakı meşhûr; nafakası güzel, mezraası bol, berekâtı çok, nimetleri çeşitli, nice bin kaynak ve nehirleri akmakta olan mâmur bir yerdir. O kadar ucuzluktur ki en iyisinden, deve dişi gibi buğdayın beş eşek yükü bir guruşadır.
58. İçerik özellikleri dikkate alındığında bu parçanın aşağıdaki türlerin hangisinden alındığı söylenebilir? (2025)
A) Tezkire
B) Surname
C) Fütüvvetname
D) Sefaretname
E) Seyahatname


KONU ANLATIMI İNDİR 👇


Cevaplar

1.E  2.C  3.D  4.E  5.D  6.A  7.E  8.A  9.D  10.E  11.D  12.B  13.C  14.C  15.A  16.E  17.D 18. C  19.A  20.B  21.E  22.A  23.C  24.C  25.B   26.C  27.D  28.B  29.C  30.A  31.E  32.D  33.E 34.B  35.E 36.B  37.A  38.A  39.E  40.B  41.C  42.E  43.B  44.A  45.C  46.B  47.D  48.B  49.C  50.B  51.A  52.E  53.B  54.E  55.A  56.B  57.B  58.E

e-kitap İndir 👇


Bilinmeyen yönleriyle şair ve yazarlar, notlar, sohbet yazıları, alıntılar, anekdotlar...
“O, sadece edebiyat kitabındaki soluk bir portre değildi artık. Âşık bir insandı; seven sevilen, zaafları olan, kimi zaman çaresiz hisseden... Senin benim gibi biri olmuştu yani.”
Yazan / Hazırlayan
Metin ÇAKIR

Nasıl Çözülür

Bende Mecnun'dan füzun âşıklık istidadı var
Âşık-ı sadık benim Mecnun'un ancak adı var
Kıl tefâhur kim senin hem var benim tek âşıkın
Leyli’nin Mecnun'u Şirin'in eger Ferhâd’ı var
Bu dizeler aşağıdaki nazım şekillerinden hangisiyle yazılmış olabilir? (2010)
A) Muhammes B) Şarkı C) Rubai D) Gazel E) Mesnevî
Çözüm
Bu tip soruların çözümünde verilen şiirin nazım birimi ile kafiye şemasını tespit etmek çözüm için yeterli olur.
  • Verilen şiirin nazım birimi: beyit
  • muhammes - 5 dizelik bentlerle 
  • rubai - 4 dizelik tek bentle 
  • şarkı - 4'er dizelik bentlerle yazıldığına göre şıklardan geriye beyit ile yazılan sadece iki nazım şekli kalıyor: gazel ve mesnevi
  • Verilen dizelerin kafiye şeması (aa / ba)
  • Mesnevide her beyit kendi arasında kafiyelidir. (aa / bb / cc ...)
  • Bu nedenle cevap, Gazel (D)
Bir ipucu daha verelim, mesneviler aruzun kısa kalıplarıyla yazılır. Yani bu kadar uzun bir yazılmış bir dize mesneviye ait olamaz. 
 İlgili Sayfa
Konu Anlatımı İndir 👇 

Tanzimat Edebiyatına Giriş

  • Avrupa devletleri, 14. yüzyıldan itibaren coğrafi keşiflerin yanı sıra Rönesans ve Reform hareketleri ile birçok alanda gelişme gösterir. Osmanlı Devleti ise Avrupa’nın gerisinde kaldığını ancak 18. yüzyılın başında toprak kaybetmeye başlayınca kabul edecektir.
  • Yüzünü Batı’ya dönmek zorunda kalan Osmanlıda, Batılılaşma / modernleşme süreci Lale Devri (1718-1730) ile başlar.
  • Sonrasında III. Selim (öl.1808) ve II. Mahmut (öl.1839) dönemlerindeki ıslahatlar Tanzimat Fermanı’na giden yolun yapı taşları olacaktır.
  • Sultan Abdülmecit’in imzasını taşıyan Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) Mustafa Reşit Paşa’nın önderliğinde 3 Kasım 1839’da ilan edilmiştir.
  • Tanzimat sözcüğü “düzenleme” anlamına gelen “tanzim” sözcüğünün çoğuludur.
  • Sözcük, fermanda daha çok mülki idareyi ıslah ve yeniden organize etme anlamında kullanılmıştır.
  • Tanzimat; Türk siyasi, idari, iktisadi, sosyal hayatında toplu bir değişmeyi ve yeniden yapılanmayı ifade eder.
  • Tanzimat Fermanı, bir medeniyet ve kültür değişimidir (İslam medeniyetinden Batı medeniyetine). 
  • Gerilemeyi durduramayan yöneticiler, bir fermandan ibaret olan bu düzenlemeleri genel olarak üç nedenle yapmak ister:
  1. Osmanlı Devleti'nin gerilemesini durdurmak
  2. Fransız İhtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik akımının (ulus devlet anlayışının) çok uluslu İmparatorluk üzerindeki etkilerini azaltmak
  3. Özellikle azınlıklara verilen haklar ile dış siyasette büyük devletlerin desteğini kazanabilmek
Tanzimat Fermanı'nın öne çıkan kararları:
  • Her vatandaşın can, mal ve namusunun devlet garantisi altına alınması 
  • Hiç kimsenin yargılanmadan cezalandırılamayacağı
  • Askerlik süresinin sınırlandırılması ve bir usule bağlanması 
  • Kazanca göre vergi alınması 
Hazırlık Dönemi (1839-1860)
Tanzimat edebiyatını hazırlayan gelişmeler şunlardır:
  • Batılı okullar açılmış, gazeteler çıkarılmış ve gençler eğitim görmeleri için Batı'ya gönderilmiştir.
  • Devlet işleri için yabancı dil bilen gençlere duyulan ihtiyacı karşılamak, memurlara yabancı dil öğretmek üzere Tercüme Odası kurulmuştur.
  • Aynı dönemde Batılı tiyatro toplulukları için İstanbul’da tiyatro binaları yapılmış; Batı müziği, dansları, çalgıları aydın çevrelere tanıtılmıştır.
  • Fransızca öğrenmeye başlayan aydınlarımız Fransız edebiyatını yakından takip etmeye başlamıştır.
Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesiyle ülkede başlayan sosyal, ekonomik ve siyasi değişimler bir süre sonra edebiyata yansıyacaktır. Edebiyat, bu süreçte hem yeni fikirlerin taşıyıcısı olmuş hem de doğrudan değişimin etkisi altında kalmıştır.
İlk İki Gazete (Tercüman-ı Ahval Öncesi)
Takvim-i Vekayi (1831): Tanzimat Fermanı'ndan önce, yayın hayatına başlayan gazete, II. Mahmut’un isteğiyle, hükûmetin icraatlarını halka anlatmak düşüncesiyle kurulmuştur. İlk Türkçe gazete olan Takvim-i Vekayi, Batılı örneklerinin aksine halkın talebi ve gereksinimleri doğrultusunda değil, iktidarın ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda kurulmuştur. Gazete, her ne kadar yurt içi ve yurt dışından çeşitli haberler içerse de yalnızca yönetimin istediği türden haberlerin yer aldığı bir yayın olmasından ötürü ilk resmî gazete olarak kabul edilmektedir. 
Ceride-i Havadis (1840): Bir İngiliz tüccar tarafından 1840 yılında kurulan gazete, hükûmetten aldığı ödenek nedeniyle yarı resmî (ya da yarı özel) bir kimlik ile yayın hayatına devam etmiştir. Gazete, yarı resmî kimliği nedeniyle halk tarafından çok rağbet görmese de Osmanlı basınında birçok yeniliğin öncüsü olmuştur.
Tanzimat Edebiyatı (1860 - 1896)
  • Tanzimat edebiyatı, ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval'in (1860) çıkışı ile başlar.
  • Özellikle de Fransız edebiyatını yakından takip etmeye başlayan aydınlarımız yaptıkları tercüme ya da adaptasyonlardan sonra Batı edebiyatından alınan yeni türlerde eser vermeye başlar. 
  • Edebiyatımızda daha önce örneği olmayan yeni türler şunlardır: roman, hikâye, tiyatro ve gazete. 
  • Bunun yanında gazeteye bağlı olarak gelişen makale ve eleştiri gibi öğretici metin türlerinde de ilk örnekler verilmiştir.
  • Tanzimat devri sanatçılarının hayat karşısında aldıkları yeni tavır, şiirde yeni bir üslup ortaya çıkarır.
  • Tanzimat döneminde genelde divan şiiri nazım şekilleri kullanılsa da hürriyet, adalet, hak, hukuk, eşitlik gibi yeni kavramlar işlenir. 
  • Aruz ölçüsünden vazgeçemeyen şairler az da olsa hece ölçüsüyle şiir yazarlar.  
Yeni türlerin ilk örnekleri
Gazete:
  • Takvim-i Vekayi (II.Mahmut,1831) - İlk resmî gazete 
  • Ceride-i Havadis (1840) -  İlk yarı resmî gazete 
  • Tercüman-ı Ahval (1860) - Agâh Efendi ve Şinasi - İlk özel gazete 
Tiyatro:
  • Şair Evlenmesi (1859) - Şinasi - Yazılan İlk Türkçe oyun 
  • Vatan Yahut Silistre (1873) - Namık Kemal - Sahnelenen ilk Türkçe oyun
Roman-Hikaye:
  • Telemak (Fenelon) - Çeviren Yusuf Kamil Paşa - İlk çeviri roman 
  • Taaşşuk-u Talat ve Fitnat - Şemsettin Sami - İlk yerli roman 
  • Letaif-i Rivayat - Ahmet Mithat - İlk hikaye kitabı 
Tanzimat yazar ve şairleri hem yaşadıkları dönemin siyasî baskıları hem de edebiyat anlayışları bakımından iki gruba ayrılır.
A. Birinci Dönem (1860 - 1876)
  • Tercüman-ı Ahval'in çıkışından II. Abdülhamit'in tahta çıkışına kadar geçen süre Tanzimat edebiyatının ilk dönemidir.
  • Birinci dönem sanatçıları: Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami, Ahmet Vefik Paşa, Direktör Ali Bey.
B. İkinci Dönem (1876 - 1896)
  • II. Abdülhamit'in tahta çıkışından Tevfik Fikret'in Servet-i Fünun dergisinin yazı işleri müdürlüğüne getirildiği 1896 yılına kadar geçen süre de Tanzimat edebiyatının ikinci dönemidir.
  • İkinci dönem sanatçıları: Recaizâde Mahmut Ekrem, Sami Paşazâde Sezai, Abdülhak Hamit Tarhan, Nabizâde Nazım, Muallim Naci.
İlgili Sayfalar
Tanzimat Edebiyatı 1.Dönem
Tanzimat Edebiyatı 2.Dönem

Tanzimat Dönemi Gazete

Tasvir-i Efkar
Takvim-i Vekayi (1831)
  • İlk resmi gazetedir.
  • Osmanlı Devleti’nde gazetecilik faaliyetleri Batıdan yaklaşık iki yüz sene sonra başlamıştır. 
  • Osmanlı Devleti’nde ilk Türkçe gazete, Batılı örneklerinin aksine halkın talebi ve gereksinimleri doğrultusunda değil, iktidarın ihtiyaçları ve istekleri doğrultusunda kurulmuştur. 
  • Tanzimat Fermanı'ndan önce,1831'de yayın hayatına başlayan Takvim-i Vekayi, II. Mahmut’un isteğiyle, hükumetin icraatlarını halka anlatmak düşüncesiyle kurulmuştur. 
  • Gazete, her ne kadar yurt içi ve yurt dışından çeşitli haberler içerse de yalnızca yönetimin istediği türden haberlerin yer aldığı bir yayın 
    olmasından ötürü devletin resmi gazetesi olmuştur.

    Ceride-i Havadis (1840)
  • Yarı resmî özellik gösteren ilk gazetedir.
  • Bir İngiliz tüccar tarafından, 1840 yılında kurulan Ceride-i Havadis, hükumetten aldığı ödenek nedeniyle yarı resmi bir kimlik ile yayın hayatına devam etmiştir. 
  • Bu gazete, yaklaşık otuz yıl boyunca Takvim-i Vekayi ile Türkiye’de Türkçe olarak yayımlanan iki gazeteden biridir.
Tercüman-ı Ahval (1860)
  • İlk özel gazete.
  • 1860 yılında Agah Efendi ile Şinasi tarafından çıkarılmıştır.
  • Gazetenin amacını ve yayın politikasını açıklayan "Mukaddime" (ilk yazı) Şinâsi tarafından kaleme alınmıştır. (İlk makale - Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi)
  • Şinasi'nin "Şair Evlenmesi" adlı oyunu da ilk kez bu gazetede tefrika edilmiştir.

  • Tasvir-i Efkâr (1862)
  • Şinasi'nin çıkardığı ikinci gazetedir.
  • 1862 yılında çıkmaya başlayan gazete Tercüman-ı Ahval'e göre daha etkili olmuştur. 
  • O zamana kadar dile getirilemeyen meşrutiyet, hürriyet gibi kavramlar ilk kez Tasvir-i Efkar’da kullanılmıştır. 
  • Şinasi, İstanbul’un kent olarak sorunları, yoksulların durumu gibi pek çok konuyu kamuoyunun gündemine taşımakla kalmamış, hükumetin dış politikasını da eleştirmiştir. 

  • Muhbir (1866)
  • Ali Suavi tarafından çıkarılmıştır.
  • Yeni Osmanlılar Cemiyetinin yayın organı olarak 1867’de Londra'da yayımlanmaya başlandı. 
  • Muhbir, yurt dışında yayımlanan ilk Türk gazetesi olma özelliğini taşımaktadır. 
  • Ali Suavi daha sonra Paris'te Ulûm adıyla bir gazete daha çıkaracaktır. 

  • Hürriyet (1868)
  • Muhbir'den sonra Avrupa'dan yayımlanan ikinci Türk gazetesidir.
  • Hürriyet, Yeni Osmanlılar Cemiyeti mensupları, özellikle Namık Kemal ile Ziya Paşa tarafından 1868-1870 yılları arasında Londra ve Cenevre'de yayımlanmıştır.
İbret (1872)
  • Ahmet Mithat tarafından yayımlandı.
  • Yurt dışından dönen Namık Kemal gazetede başyazarlık yapmıştır.
  • İbret, Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre” oyununun sahnelenmesinden sonra çıkan olaylar nedeniyle tümüyle kapatılmıştır. 

  • Tercüman-ı Hakikat (1878)
  • İlk kez 27 Haziran 1878’de yayımlanan gazeteyi kurup yöneten Ahmet Mithat’tır. 
  • 34 yıl kesintisiz yayımlanan gazete Ahmet Mithat’ın ölümünden sonra da çıkmaya devam etmiştir.
  • Yazılarıyla halkın kültür düzeyini yükseltmeyi amaçlayan yazar, gazetenin en az yarısını yaptığı çeviri, yazı ve romanlarıyla doldurmuştur.
  • Gazete, dönemi için bir "okul" niteliği göstermiştir.
Gazetenin Önemi:
  • Tanzimat dönemi gazeteleri halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesine yönelik yayın yapmayı amaçlamıştır.
  • Tanzimat aydınları halkın fikir seviyesini yükseltmek için gazeteyi önemli vasıta olarak görürler.
  • Osmanlı halkının Batı'ya açılan kapısı olur.
  • Tüm engellemelere rağmen muhalefet görevi de yapar.
  • Edebiyatımıza yeni giren edebî türleri tanıtmak için de önemli bir araç olmuştur. Yeni yazılan roman ve hikayeler bölümler halinde gazetelerde yayımlanmıştır.
  • Gazete çevresinde gelişen türler içinde yer alan makale, fıkra ve eleştiri türlerinin ilk örnekleri bu sayede verilir. 
İlgili Sayfalar

Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

  • aba: Yünden yapılmış kaba kumaş, derviş hırkası. Dayanıklı olmasından dolayı dervişlerin sürekli giydiği, yakasız ve kolsuz, ayaklara kadar uzanan giysi. Dervişler Allah âşığı oldukları için dilimizde "abası yanık, abayı yakmak" gibi deyimlerde mecazi olarak kullanılır.
Kimi sofi kimi hacı
Cümlemiz Hakk'a duacı
Resul-i Ekrem'in tacı
Aba, hırka, şal bizdedir (Kul Hasan)
  • abdal: Eskiden diyar diyar gezerek tarikatını yaymaya çalışan dervişlere verilen addır. Kelime, evliya ya da derviş yerine de kullanılmıştır. "Abdala malum olur" gibi deyimlerde de geçen sözcük zamanla "bön, ahmak" anlamlarına gelecek şekilde hoyrat kullanılmıştır.
Her matem ayında kanlar saçarlar
Uyandırıp Hak çerağın yakarlar
Demine hu deyip gülbang çekerler
Nurlar gelir şahım Abdal Musa’ya (Kaygusuz Abdal)
  • cam: Farsça. Kadeh, manasındadır. Tasavvufta, Allah dostunun kalbi için kullanılır. 
  • can: Farsça. Gönül, ruh gibi manalara gelir. Dervişler için kullanılan bir Mevlevî terimidir. Kabul olunmak üzere gelen yeni dervişlere, Mevleviler can derler. 
  • cemâl: Arapça. Güzel, güzellik, iç ve dış güzelliği ifade eder. Allah, cemali yüce olandır. Tasavvufta Allah'ın tecellisi yerine kullanılır. 
  • dar: Arapça ev, Farsça "idam sehpası" manasındadır. Tasavvufta Bektaşilik tabirleri arasında Farsça anlamıyla çok geçer. Tarikata yeni giren kişinin, can feda etmek üzere söz verdiği yerin adıdır. Meydanın tam orta yerine dar denir. 
  • dede: Türkçe bir kelime olup Mevlevîlik ile Alevi-Bektaşi geleneğinde bir mertebedir. Mevlevilikte tarikata yeni giren kişi, derviş olmaya karar verip çilesini tamamladıktan sonra, kendisine bir hücre verilir ve dede diye anılır. Dedelik, Alevîlerde, soydan gelenlere mahsustur. Yani, Hz. Peygamber'in soyundan gelmesi ve mürşit olması gerekir. 
  • dem: Farsça, soluk veya zaman manasınadır. Tasavvufta, sûfinin geçmiş ve gelecek endişesinden kurtularak içinde bulunduğu ânı yaşaması esastır. 
  • derviş: Farsça. Bir tarikata bağlı kimse. Allah yolunda dünyadan yüz çeviren ve fakirliği kabul eden kişi. 
  • destur: Farsça izin anlamına bir kelime. Bir yere girilirken, izin istemek üzere kullanılan bir ifade. Halk arasında "savulun, yol verin" anlamında da kullanılırdı. Bektaşîlerde nefes okuyacak can önce "destur" der, şeyhin "eyvallah" demesini beklerdi. Baba "eyvallah" demedikçe okuyamazdı. 
  • dil: Farsça, gönül. Bu terim tasavvufta, sırlar hazinesi, Allah'ın baktığı yer ve ilâhî olgunluğun ve güzelliğin en güzel tecelli ettiği yer demektir. 
  • direk: Mevlevî tabiridir. Sol ayağa direk denir. Derviş semada dönerken sol ayağı sabit, sağ ayak da onun etrafında tur atar. Sağ ayak, sol ayağı döndürdüğü için "çark" olarak anılır. 
  • don: Kılık, kıyafet, şekil anlamında Türkçe bir kelime. Zaman içerisinde anlam daralmasına uğramıştır. Donanma, donatmak gibi sözlerin kökü budur. Bir erenin başka bir şekle girmesi, mesela güvercin gibi görünmesi "güvercin donuna girdi, güvercin donunda göründü" diye ifade edilir. 
  • dost: Farsça bir kelime olup, Türkçede de aynı anlamda kullanılır. Tasavvufta ilâhî sevgi demektir. Aynı yolda olan kişilere, sufiler Allah dostu der. Ancak gerçek dost, Allah'tır. 
  • edeb-erkân: Direkler manasına gelen "erkân" sözü de, tasavvuf okulunun usulü ile ilgili bir terimdir. Manevî eğitim gören kişinin, her yerde ve her an, daima kendisini gören, her hareketini bilen Allah'ı düşünerek ve buna bağlı olarak ağzından çıkan sözlere, yaptığı hareketlere dikkat ederek edep üzere bulunmasıdır. 
  • edeb ya Hû: "Hû", Allah adı yerine kullanılan bir zamirdir. Tasavvuf anlayışı edep ile yaşamaya önem veren bir anlayıştır. Mutasavvıflar, yaratılan her şeyi Yaradan'dan kopmuş bir nur parçası olarak gördükleri için sadece insanlara değil her türlü canlı ve cansıza edep ile yaklaşırlar. Bu nedenledir ki tekkelerde göze ilişecek her yerde, "Edeb yâ Hû" levhaları asılmaktaydı. 
  • el almak, el vermek: Bu sözle derviş olmak, bir tasavvuf okuluna kaydolmak kastedilir. 
  • ene'l hak: "Ben Hakk'ım" anlamında bir ifade olup Hallâc-ı Mansur tarafından söylenmiştir. Bu söz ile Mansur aslında kendisini Yaradan'dan bir parça olarak görmüştür. Nitekim tasavvufta Allah'tan başka gerçek hiçbir varlık yoktur. 
  • fena: Arapça, fâni olmak, yok olmak manasına gelir. Nesnelerin, sufînin gözünden silinmesine fena denir. Zıddı bekâ'dır. 
  • fenafillah: Tasavvufun temel düşüncelerinden biridir. Arapça, Allah'ta fani olmak demektir. Kulun zât ve sıfatının, Allah'ın zât ve sıfatında yok olmasıdır. Kişinin dünya ile ilgisini tam anlamıyla ortadan kaldırarak Allah'a yönelmesi demektir. Sûfi bu makama ulaşmak için her şeyi terk eder. Tıpkı bir ölünün dünyayı terk edişi gibi. İşte buna "ölmeden önce ölmek" denir.
  • fütüvvetnâme: Eskiden esnaf teşkilatı ile bunların uymaları gereken usul ve kaidelerden bahseden eserlere verilen ad.
  • gayb: Arapçada göz önünde olmayan, bilinmeyen, gizli olan anlamına gelir. Hakk'ın insandan gizlediği her şeydir. 
  • hak: Arapça gerçek anlamına gelir. Allah'ın güzel isimlerindendir. 
  • hâk: Farsça olan bu kelime, toprak manasına gelir. Sûfî toprağa benzetilmiştir. Ona her kötü ve çirkin şey atılır, ondan ise sadece gül ve çiçek biter. Bu, alçak gönüllülük ve kalb-i selimi ifade eder. Benliğin bulunmaması durumu, tevazu, toprak gibi olmak, hep olgunluğun tanımını verir. 
  • halvet: Arapça, yalnız kalıp tenha bir köşeye çekilmek demektir. Tasavvufta şeyhin bazı özel zikirlerle nefsini yenmesi için müridini karanlık, dış dünyadan soyutlanmış bir yere, belirli bir süre için koyması. 
  • hikmet: İnsanlarca anlaşılamayan ilahi neden, bilgelik, sağduyu, felsefe, veciz söz anlamlarına gelen Arapça bir kelimedir. 
  • himmet: Manevi yardım. Tasavvufta gönlü toplayıp bir amaç için yönlendirmektir. 
  • insan-ı kâmil: Arapça olgun insan demektir. İnsan-ı kâmil; rehber, delil, kılavuz ve yol gösteren anlamına gelmektedir. Ayrıca şeyh, mürşîd-i kâmil, pîr, eren ve veli kelimeleriyle eş anlamlıdır. İnsan‑ı kâmil, fenafillah mertebesine eren insana denir. 
  • irfan: Arapça, bilmek demektir. Sezgi tecrübe ve manevî yolla elde edilen bilgi. 
  • irşat: Arapça, rehberlik etme anlamındadır. Manen aydınlatma, gafletten uyandırma. Hak yolu gösteren kişiye, mürşit denir. 
  • Kâbe: Maddi anlamı dışında tasavvufta, Allah tarafından bina edilen insan gönlü, kalp. 
  • kendini bilmek: Kendini bilen Rabb'ini bilir, ilkesi tasavvufun ana kurallarından biridir. Bu durum iki şekilde açıklanır: Kulun kendindeki acizliğin farkına vararak Allah'ın her türlü noksan ve kusurdan arınmış olduğunu bilmesi ya da Allah'ın kulunu yarattığı zaman, ona kendi ruhundan üfürmesiyle insanda var olan ilahi ruhu keşfedip tanıyabilmesidir. 
  • masiva: Dünya, kainat, âlem. Tasavvufta Allah'tan başka her şey. Masiva'dan geçmek kendini Allah'a vermektir. 
  • maşûk: Edebiyatta seven âşık; sevilen ise maşuktur. Tasavvufta ise maşuk, Allah'tır.
  • menkıbe: Din büyüklerinin veya tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikâye.
  • menakıpname: Menkıbeleri içeren dini-tasavvufi eser.
  • meyhane: Farsça bir sözcük olan mey, şarap anlamına gelir ki meyhane de içki içilen yer demektir. Tasavvufta şarap ilahî aşk anlamıyla kullanıldığı gibi meyhane de ilahî aşkla dolmuş bir gönlü ya da tekke (dergâh) anlamlarıyla kullanılır. 
  • mutasavvıf: Tasavvuf ehli olan, bu yolda mertebe katetmiş kişidir. 
  • münâcât: Arapça, fısıldamak, Allah'a yakarma. Edebiyatta konusu Allah'a yakarma olan şiir. Düz yazı şeklinde olanlarına tazarrunâme denir. 
  • mürit: Bir şeyhe -mürşide- bağlı olan kişi. Mürid kendi iradesinden sıyrılıp Allah'ın mutlak iradesine boyun eğmiştir. 
  • mürşit: Arapça, doğru yolu gösteren, uyaran, irşad eden demektir. Tasavvufî terim olarak, tarikat lideri, şeyh anlamına gelir. 
  • naat (na't): Hz. Peygamber'i övmek için yazılan şiirlerdir.
  • nutuk: Arapça, konuşmak demektir. Tarikata yeni giren dervişlere yol göstermek ve tarikat adabını öğretmek için söylenen şiirdir. Tekke edebiyatı ürünlerinden olup daha çok Bektaşilerde görülür. 
  • pend: Farsça, öğüt, nasihat anlamında bir kelime. İslam coğrafyasında "Pendnâme" adıyla eserler verilmiştir. Bu eserlerde İslami temellere dayalı ahlâkî davranış kurallarını gelecek nesillere aktarmak kaygısı da güdülmüştür. İranlı şair ve mutasavvıf Ferîdüddîn Attar'ın Pendnâme’si bu konudaki önemli eserlerdendir. 
  • pîr: Farsça, ihtiyar, tarikatın ilk kurucusu. Arapçası şeyh'tir. Esnaf teşkilatında her sanat dalı kendisine bir pîr kabul ederdi. Yeniçeri Ocağının pirinin Hacı Bektaş Veli olması gibi. 
Bugün ben pirime vardım
Pirin cemali güldür gül
Oturmuş tahtı mekana
Taht-ı revanı güldür gül
  • post: Farsça, hayvan derisi demektir. Şeyhlik makamına post denirdi. 
  • rint: Edebiyatta kaba sofu anlamında kullanılan zahidin karşıtı olarak ele alınır. Rint, dünya işlerini hoş gören kişidir. Kendisi hakkında söylenenlere aldırmadan, gönlünce hareket eden keyfince davranan içi irfanla dolduğu halde halktan biri gibi sade yaşayan hâkim bilge kişi. Gönül eri.
Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar;her gece bir bülbül öter.
  • saki: İçki meclisinde kadehlerle içki dağıtan kişiye saki denir. Tasavvufta ilahî aşkı dağıtan, sunan mürşit anlamıyla kullanılmıştır. 
  • sema: Mevlevi ayinlerinde, dinlenen ilahinin etkisiyle coşup dönme. 
  • semazen: Farsça, sema vuran, yani sema eden, demektir. 
  • şarap: İlahî aşk. 
Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dün ü gün endişem
Bana seni gerek seni 
  • şathiye: Anlamı kapalı, açıklamaya muhtaç şiir demektir. İlk okunduğunda saçma görülen, fakat tahlil edildiği zaman anlamlı olduğu anlaşılan manzumelerdir.
  • tarikat: Allah'a ulaşmak için tutulan tasavvuf yolu. Sufilere göre dinin dış yüzü olan şeriattan dinin içi yüzü olan hakikate ulaşmak için manevi bir yol vardır. Bir mürşide tabi olan yolcu, onun rehberliğinde hakikate erişir. 
  • tasavvuf: İnsanın evrende var olma nedenini bir bütünlük içinde açıklamaya çalışan düşünce sistemi. Tasavvufun temeli vahdet-i vücut esasına dayanır. Bu esasa göre evrendeki tek varlık Allah'tır. Yaratılan her şey onun yansımasıdır ve geçici olarak bedenleşmiştir. İşte tasavvuf, insanın nefsini yok ederek Allah'a ulaşma çabasıdır. 
  • tecelli: Hakk’ın varlığının çeşitli mertebelerde görünür olması. 
Aşkın âşıklar öldürür
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni
  • tekke (dergâh): Tarikat mensuplarının ibadet ve törenlerini yaptıkları yer. Tasavvuf okulu. 
  • tevekkül: Arapça, vekil edinme, güvenme anlamında bir kelime. Gerekli tüm çabayı sarf ederek, her türlü, tedbiri aldıktan sonra, işi tam bir inançla Allah'a havale etme durumu. 
  • vahdet-i vücut: Arapça, varlığın birliği demektir. Allah'tan başka varlık olmadığının idrak ve şuuruna sahip olmak, bilmek. Bu esasa göre yaratılan her şey onun yansımasıdır ve geçici olarak bedenleşmiştir.
  • velayet: Velîlik, ermişlik, velî olma hali.
  • velayetname: Velîlerin, erenlerin yaşamlarını ve çevresinde oluşan söylenceleri anlatan kitap.
  • vücutname: Tasavvuf anlayışına göre yaratılış sürecini anlatan eser.
  • zahit: Kaba sofu. Bunlar dinî konularda anlayışı kıt, her işin ancak dış kabuğunda kalabilen, derinlere inmesini beceremeyen kişi olarak ele alınır. 
  • zaviye: Arapça, açı, köşe, evin küçük bir köşesi veya odası gibi manaları ihtiva eden bir kelime. Tekkenin küçüğüne verilen isim. Zaviyeler genel olarak, şehir ve kazaların kenarlarında, uzakça yerlerde kurulurdu.
İlgili Sayfa